Özgün Metin

Vezin: mef‘ūlü mefā‘īlü mefā‘īlü fe‘ūlün

Ḫaṭṭuñ neler itdügini göz göreli bir bir
Ḳan ile yazar ḥālini levḥ-i zere fır fır
Kimdür beni ta‘yīb iden ey serv-i gül-endām
Sen berg-i gül içün yüregüm ditrese dir dir
Her nā-kesi yār ile görüp maḥrem ü hem-dem
Ṭurmaz gözümüñ yaşı iner ḳan ile sır sır
Sen cān-ı cihān gibi ġazāl olduġı içün
İt gibi raḳībüñ ṭalaşur ḫalḳ ile ḫır ḫır
Bendüñ gibi dil baġladı zülfüñe Münīrī
İster ki o da ‘uḳdelerin ḥal ide bir bir

Günümüz Türkçesiyle

1. Göz, ayva tüyünün neler yaptığını birer birer göreli beri, (onun) hâlini altın levhaya (sararmış yüze) kanla fır fır (hızla, durmadan) yazar.

2. Ey gül bedenli servi, beni ayıplayan kimdir? Senin gül yaprağın (gül yaprağı gibi nazik yüzün) için yüreğim tir tir titrese (ne olur)?

3. Her alçağı sevgiliyle mahrem ve dost görünce gözümün yaşı durmaz, kanla sızar sızar (damla damla) iner.

4. Sen dünyanın canı gibi bir ceylan olduğun için, rakibin it gibi halkla hırlaşarak dalaşır.

5. Münîrî, senin bendin (kulun, ya da zülfünün bağı) gibi gönlünü zülfüne bağladı; (gönül) de (o zülfün) düğümlerini birer birer çözmek ister. Beyit iki türlü okunabilir: "bendüñ" kelimesi "senin bağın (zülfünün düğümü)" ya da "senin bendin, kulun" diye anlaşılabilir; "‘uḳde" hem düğüm hem de çözülmesi güç mesele demektir.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Şiir beş beyitlik bir Türkçe gazeldir; neşirde Türkçe gazellerin yüz dördüncüsüdür (tg 104). Vezin "mef‘ūlü mefā‘īlü mefā‘īlü fe‘ūlün" kalıbıdır. Ersoy'un redif listesinde bu gazelin numarası geçmez. Gazelin bütün beyitleri bir ikilemeyle biter: bir bir, fır fır, dir dir, sır sır, ḫır ḫır ve yine bir bir. Kafiye bu ikilemelerin "-ır/-ir" sesidir; matla ile mahlas beytinin aynı "bir bir" ikilemesiyle bitmesi ve gazelin ikilemelerle kafiyelenmesi bizim tespitimizdir. Gazel üç divan nüshasında da bulunur (VT 121b, VY 104b, Ü 36a). Aparata göre Ü birinci beyitte "ḥālini levḥ-i zere" sırasını "levḥ-i zere ḥālini" diye verir. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmemektedir.

Anlam ve Söz Sanatları

Gazelin en belirgin özelliği kafiye yerine kullanılan ikilemelerdir. "Fır fır", "dir dir", "sır sır" ve "ḫır ḫır" gibi yansıma sözler konuşma dilinden gelir ve şiire canlı, gündelik bir hava verir. TDV maddesi, Münîrî'nin mahallî tabirleri kullanma ve deyimleri şiire yerleştirme geleneğinde başarılı olduğunu söyler; bu gazel o yönün dikkat çekici bir örneğidir. Bu ikilemelerin anlamlarını bağlamdan çıkardık: "fır fır" hız ve sürekliliği, "dir dir" titremeyi, "sır sır" sızarak akışı, "ḫır ḫır" ise köpeğin hırlamasını anlatıyor görünür.

Matlada göz bir kâtip gibidir. Sevgilinin ayva tüyünün yaptıklarını gördükçe âşığın hâlini altın levhaya, yani sararmış yüze, kanla yazar. "Ḫaṭṭ" (ayva tüyü, yazı), "yazmak" ve "levḥ" (levha) kelimeleri arasında yazı sanatına dayanan bir tenasüp vardır. Ayva tüyünün yazı anlamıyla da okunması bu tenasübü güçlendirir.

İkinci beyitte sevgili gül bedenli bir serviye benzetilir. Âşığın yüreği, gül yaprağı gibi nazik olan sevgili için titrer; bu yüzden ayıplanmasını yersiz bulur. Üçüncü beyitte rakiplerin sevgiliyle samimiyeti âşığın kanlı gözyaşlarına sebep olur. "Nā-kes" (alçak, değersiz kişi) ile "maḥrem" (yakın, sırdaş) arasında bir karşıtlık vardır.

Dördüncü beyit bir av sahnesidir. Sevgili bir ceylandır, rakip ise ceylanın peşindeki köpektir ve halka hırlayıp dalaşır. "Ġazāl" ile "it" arasındaki bu av ilişkisi rakibi aşağılamanın bir yoludur. Mahlas beytinde "bend" ve "‘uḳde" kelimeleri düğüm ve bağ anlamlarıyla zülfe bağlanır. "‘Uḳdeyi ḥall itmek" düğümü çözmek ve bir müşkülü halletmek demektir; gönül zülfün düğümlerini çözmeye çalışırken aynı zamanda aşkın müşküllerini halletmeye uğraşır. Bu tevriye beytin dayanağıdır.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar