Özgün Metin
Vezin: fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün
Her maḳām-ı dil-küşā kim seyr-i cānān andadur
Göñlüme seyrān-geh oldur menzil-i cān andadur
Tīr-i ġamzeñ çoḳdan urdı baġruma zaḫmı velī
Hīc oñulmaz yarası beñzer ki peykān andadur
Em didiler ḫaste cān içün leb-i şīrīnüñi
Var ise bī-çārenüñ derdine dermān andadur
El ṣunarsın būs-ı la‘line ḫayāl ile göñül
Key ṣaḳın kim ġamze-i düzd-i nigeh-bān andadur
Ḫāne-i dil rūşen olsa ṭañ mıdur şöyle Münīr
Ṣubḥ olunca her şeb ol şem‘-i şebistān andadur
Günümüz Türkçesiyle
1. Sevgilinin gezintisinin bulunduğu her gönül açıcı yer, gönlüme gezinti yeridir; canın konağı oradadır.
2. Gamzenin oku çoktan bağrıma yara vurdu; fakat yarası hiç iyileşmez, galiba temreni (ok ucu) içinde (orada)dır.
3. Hasta can için senin tatlı dudağını ilaç dediler; çaresizin derdine derman varsa ondadır.
4. Ey gönül, hayal yoluyla onun lal dudağını öpmeye el uzatırsın; aman sakın, bekçi olan hırsız gamze oradadır.
5. Münîr, gönül evi böyle aydınlık olsa şaşılır mı? Her gece sabah oluncaya kadar o gece odasının mumu oradadır.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Şiir beş beyitlik bir Türkçe gazeldir; neşirde Türkçe gazellerin yüz üçüncüsüdür (tg 103). Vezin "fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün" kalıbıdır. Ersoy'un redif listesi gazeli "andadur" redifli olarak gösterir; kafiye bunun önündeki "-ān" sesidir: cānān, cān, peykān, dermān, nigeh-bān ve şebistān. Matlada "cānān" (sevgili) ile "cān" (can) arasında bir ses benzerliği vardır. Gazel iki divan nüshasında bulunur (VT 121b, Ü 35b); VY nüshasında yoktur. Aparatta nüsha farkı gösterilmemiştir. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmemektedir.
Anlam ve Söz Sanatları
Redif "andadur" (ondadır, oradadır) her beyitte bir şeyin bulunduğu yeri gösterir: canın konağı, okun temreni, derdin dermanı, bekçi gamze ve gecenin mumu. Gazel bu tekrar sayesinde bir yer ve sahiplik şiirine dönüşür.
Matlada "maḳām" (yer, durak), "seyr" (gezinti), "seyrān-geh" (gezinti yeri) ve "menzil" (konak) kelimeleri arasında bir tenasüp vardır. Sevgilinin gezindiği her yer âşığın gönlü için de gezinti yeri olur; çünkü can, sevgilinin bulunduğu yerde konaklar. "Seyr" ile "seyrān" arasındaki kelime tekrarı bizim tespitimizdir.
İkinci beyit divan şiirinde sık görülen bir gözleme dayanır: içinde ok ucu kalan yara iyileşmez. Gamzenin oku çoktan atılmış, ama temreni yaranın içinde kalmıştır. Bu, aşk acısının zamanla geçmemesinin bir açıklaması olarak kullanılmıştır. Üçüncü beyitte sevgilinin dudağı "em" (ilaç) olarak anılır; dudağın şifa vermesi, can bağışlayan sevgili dudağı mazmununa bağlıdır.
Dördüncü beyit bir hırsızlık sahnesi kurar ve bir çelişki barındırır. Gönül hayal yoluyla sevgilinin dudağını öpmeye uzanır; ama dudağın bekçisi olan gamze oradadır. Gamze divan şiirinde gönülleri çalan bir hırsız olarak bilinir; burada ise aynı gamze dudağın bekçisidir. "Düzd" (hırsız) ile "nigeh-bān" (bekçi) kelimelerinin aynı tamlamada bir araya gelmesi bu çelişkiyi kurar. "Nigeh-bān" kelimesinin içindeki "nigeh" (bakış) da gamzeyle uyumludur; bu bizim tespitimizdir.
Mahlas beyti ışık imgesiyle kapanır. Gönül evi her gece aydınlıktır, çünkü sevgilinin hayali, gece odasının mumu gibi sabaha kadar orada yanar. Matladaki "cān" ile son beyitteki "şem‘" arasında, sevgilinin varlığının gönle hayat ve ışık vermesi düşüncesi gazelin başını ve sonunu birbirine bağlar.
Kaynakça
- Ersen Ersoy (hzl.), II. Bayezit Devri Şairlerinden Münîrî ve Dîvânı (İnceleme-Metin), Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2017 (e-kitap), s. 272, tg 103 (giriş s. 9, 15-18). https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56095,muniri-divanipdf.pdf (arşiv kopyası: https://web.archive.org/web/20220803084052/https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56095,muniri-divanipdf.pdf?0)
Çevrimiçi kaynaklar






