Özgün Metin
Vezin: fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün
Tār-ı zülfüñ ḳāmetümi çeng ider
Eşkümi şevḳ-ı ruḫuñ gül-reng ider
Leblerüñ [kim] başına teng-şekkerüñ
Söze geldükçe cihānı teng ider
Gül yüzüñçün işidüp efġānumı
Nāleme murġ-ı seḥer āheng ider
Ṣaḳlama benden yüzüñ k’āyīnenüñ
Gözden ıraġ olma yüzin jeng ider
Leblerüñ sırrın Münīrī ṣormadan
Gözlerüñ yoḳ yire niçün ceng ider
Günümüz Türkçesiyle
1. Zülfünün teli boyumu çeng (eğri gövdeli telli saz) gibi büker; yanağının şevki de gözyaşımı gül renkli yapar.
2. Dudakların ki başlı başına dar (küçücük) bir şekerdir; söze geldikçe (âşıklara) dünyayı dar eder. Beyit iki türlü okunabilir: "başına" kelimesi "kendi başına, başlı başına" anlamında olabileceği gibi, dudağın "baş" kısmına, yani ağız ucuna da işaret edebilir. Mısradaki "kim" kelimesi neşirde Ersoy'un vezne ve anlama göre yaptığı bir tamirdir.
3. Gül yüzün için ettiğim feryadı işitip seher kuşu (bülbül) iniltime ahenk tutar (eşlik eder).
4. Yüzünü benden saklama; çünkü ayna gözden ırak olursa yüzünü pas tutar.
5. Münîrî dudaklarının sırrını sormadan, gözlerin niçin yok yere savaşır (kavga çıkarır)?
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Şiir beş beyitlik bir Türkçe gazeldir; neşirde Türkçe gazellerin doksan sekizincisidir (tg 98). Vezin "fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün" kalıbıdır; bu, gazellerde sık kullanılan dört tef‘ileli kalıbın kısa, üç tef‘ileli biçimidir. Ersoy'un redif listesi gazeli "ider" redifli gazeller arasında gösterir; kafiye bunun önündeki "-eng" sesidir: çeng, reng, teng, āheng, jeng ve ceng. Gazel iki divan nüshasında bulunur (VT 120b, Ü 35a); VY nüshasında yoktur. Ersoy ikinci beyitteki "[kim]" kelimesini vezne ve anlama göre tamir etmiştir; köşeli ayraç neşirdeki bu tamiri gösterir. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmemektedir.
Anlam ve Söz Sanatları
Gazelin kafiye kelimeleri ses bakımından birbirine çok yakındır ve şair bu yakınlıktan cinaslar üretir. Birinci beyitteki "çeng" (telli bir saz) ile son beyitteki "ceng" (savaş) arasında yalnız bir harf farkı vardır; ikinci beyitteki "teng" (dar) ile dördüncü beyitteki "jeng" (pas) arasında da aynı türden bir yakınlık bulunur. Gazelin başı ile sonu arasındaki bu çeng ve ceng oyununun tespiti bizimdir.
Matla musiki imgeleriyle açılır. "Tār" hem saç teli hem saz telidir; "çeng" ise gövdesi eğri bir telli sazdır. Sevgilinin zülfünün teli, âşığın boyunu bu saz gibi büker; dertten iki büklüm olmuş âşık gövdesi çenge benzetilmiştir. İkinci mısrada gözyaşı yanağın şevkiyle gül rengine, yani kana boyanır.
İkinci beyitte "teng" kelimesi iki kez ve iki ayrı anlamla kullanılmıştır. Birincisinde dudak küçücük, "dar" bir şekerdir; ikincisinde bu dudak konuşmaya başlayınca âşıklara dünyayı "dar" eder. Divan şiirinde sevgilinin ağzı küçüklüğüyle övülür; aynı darlık burada âşığın sıkıntısına dönüşür.
Üçüncü beyitte seher kuşu, yani bülbül, âşığın iniltisine eşlik eden bir çalgıcı gibidir; "āheng" kelimesi musiki imgesini sürdürür. Dördüncü beyit bir hikmet taşır: madenden yapılmış ayna bakılmadıkça pas tutar. Sevgilinin yüzü aynadır; âşığın gözünden uzak kalırsa o ayna da kararır. Söyleyiş irsal-i mesele yakındır.
Mahlas beytinde sevgilinin gözleri sebepsiz yere kavga çıkaran kişiler gibidir. Âşık daha dudağın sırrını sormadan gözler savaşa başlamıştır. Göz ile dudak arasında bir bekçilik ilişkisi kurulmuş, dudağın sırrını gözlerin koruduğu düşünülmüştür; bu bir çıkarımdır.
Kaynakça
- Ersen Ersoy (hzl.), II. Bayezit Devri Şairlerinden Münîrî ve Dîvânı (İnceleme-Metin), Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2017 (e-kitap), s. 269, tg 98 (giriş s. 9, 15-18). https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56095,muniri-divanipdf.pdf (arşiv kopyası: https://web.archive.org/web/20220803084052/https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56095,muniri-divanipdf.pdf?0)
Çevrimiçi kaynaklar






