Özgün Metin

Vezin: mef‘ūlü fā‘ilātü mefā‘īlü fā‘ilün

Tīr-i ḫadeng-i ġamzeñe baġrum nişānedür
Ḫūn-ı ciger gözümden anuñçün revānedür
Her şekl-i ḫūb ṣūret-i zībādan ey ṣanem
Sensin murādumuz ḳalanı hep bahānedür
Her geh ki görine göze maḫmūr gözlerüñ
Mest-i ṣabūḥ u ser-ḫoş-ı cām-ı şebānedür
Bālā-bülend ise n’ola gül-şende nārven
Ṭūbā boyuñ yanında be-ġāyet miyānedür
Mest-i ḫarāb-ı sāḳī-i meh-rū olup Münīr
Dilden sürūd-ı ‘ışḳı ḳoma ḫoş terānedür

Günümüz Türkçesiyle

1. Bağrım gamzenin kayın okuna hedeftir; ciğer kanı bu yüzden gözümden akmaktadır.

2. Ey put güzeli, her güzel şekilde ve her hoş surette muradımız sensin; gerisi hep bahanedir.

3. Mahmur gözlerin ne zaman göze görünse, sabah şarabıyla sarhoş, gece kadehiyle keyiflidir.

4. Gül bahçesinde nârven ağacı uzun boylu ise ne olur; senin Tûbâ boyunun yanında pek orta boyludur.

5. Münîr, ay yüzlü sakinin harap sarhoşu olup gönülden aşk şarkısını bırakma; hoş bir nağmedir.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Şiir beş beyitlik bir Türkçe gazeldir; neşirde Türkçe gazellerin yüz beşincisidir (tg 105). Vezin "mef‘ūlü fā‘ilātü mefā‘īlü fā‘ilün" kalıbıdır. Ersoy'un redif listesi gazeli "-dür" redifli gazeller arasında gösterir; kafiye bunun önündeki "-āne" sesidir: nişāne, revāne, bahāne, şebāne, miyāne ve terāne. Gazel üç divan nüshasında ve bir nazire mecmuasında bulunur (VT 122a, VY 104b, Ü 36a, MN 123a). Aparata göre Ü beşinci beyitte "ḫarāb-ı" yerine "ḫarāb u" okur. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmemektedir.

Anlam ve Söz Sanatları

Gazel ok ve hedef imgesiyle açılır. "Tīr" ve "ḫadeng" ok, "nişāne" hedef demektir; âşığın bağrı gamzenin oklarına hedeftir. Yaradan akan kan ciğerden gelir ve gözden yaş olarak dökülür. Bağır, ciğer ve göz arasındaki bu yol, divan şiirinde kanlı gözyaşının bilinen açıklamasıdır.

İkinci beyit gazelin düşünce merkezidir. Âşık her güzel şekilde ve her hoş surette yalnız sevgiliyi arar; öteki güzellikler bahaneden ibarettir. Bu söyleyiş, görünen güzelliklerin ardında tek bir asıl güzelliğin arandığı düşünceye yakındır; beyitte tasavvufî bir okuyuşa açık bir taraf bulunabilir. Bu bir çıkarımdır. "Şekl" ile "ṣūret" arasında anlam yakınlığı vardır.

Üçüncü beyitte sevgilinin mahmur gözleri sarhoşa benzetilir. "Ṣabūḥ" sabah içilen şaraptır, "şebāne" ise geceye ait demektir; gözler hem sabahın hem gecenin şarabıyla sarhoştur. Sabah ile gece arasındaki bu tezat, gözlerin hiç ayılmadığı düşüncesini anlatır.

Dördüncü beyitte gül bahçesindeki uzun boylu "nārven" ağacı, sevgilinin boyuyla karşılaştırılır. Sevgilinin boyu cennetteki Tûbâ ağacına benzetilmiştir; onun yanında nârven ancak orta boyludur. "Nārven" kelimesinin hangi ağacı karşıladığını kesin olarak belirleyemedik. "Miyāne" kelimesi "orta, ortalama" anlamına gelir; Farsça "miyān" ise bel demektir ve sevgilinin beliyle ilgili bir çağrışım taşıyabilir. Bu son okuyuş bizim çıkarımımızdır. "Bālā-bülend" (uzun boylu) ile "miyāne" arasında tezat vardır.

Mahlas beytinde şair kendine seslenir. Ay yüzlü sakinin harap sarhoşu olmasını ve gönlünden aşk şarkısını eksik etmemesini söyler. "Sāḳī", "mest", "ḫarāb", "sürūd" ve "terāne" kelimeleri meclis ve musiki çevresinde bir tenasüp kurar. Gazel bağrı delen okla başlayıp aşk şarkısıyla kapanır.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar