Özgün Metin
Vezin: mefā‘īlün mefā‘īlün fe‘ūlün
Göñül ẕevḳ ider irdükçe ġam-ı yār
S̱aḳīl olmaz imiş her yirde tekrār
Belī didüñ ise ger zülf-i yāre
Rücū‘ itme göñül īmāndur iḳrār
Dehānuñ fikri cān almaġdıġını
Tekellüm birle la‘lüñ ḳıldı iẓhār
N’ola gördiyse dīde gün yüzüñi
İrer dīdāra lā-büd çeşm-i bī-dār
Göñülden bizi ma‘mūr itmedügi
Münīr olmaz yaluñuz ṭāş dīvār
Günümüz Türkçesiyle
1. Sevgilinin gamı geldikçe gönül zevk duyar; demek ki tekrar her yerde ağır (bıktırıcı) gelmezmiş.
2. Ey gönül, eğer sevgilinin zülfüne "Belî" (evet) dediysen sözünden dönme; ikrar imandır (dille söylenen söz inancın ta kendisidir).
3. Ağzının düşüncesinin can aldığını lal dudağın konuşarak açığa vurdu. (Ağız divan şiirinde yok denecek kadar küçüktür; onu düşünmek bile âşığı öldürür. PB nüshası "iẓhār" yerine "tekrār" okur: dudak bunu konuşarak tekrarladı.)
4. Göz senin güneş gibi yüzünü gördüyse buna şaşılır mı; uyanık duran göz (geceyi uykusuz geçiren göz) elbette didara, yüze kavuşur.
5. Münîr, gönülden bizi mamur etmeyişi (bizi gönülden şenlendirmeyişi) şundandır: yalnız taş duvar bir yeri mamur etmez. Beyit kesin anlaşılamamaktadır; bu okuyuş bizim çıkarımımızdır. Gönül yapılmadıkça taş duvarın tek başına bir yapıyı şen kılmadığı söylenmiş olabilir. PB nüshası "yaluñuz ṭāş dīvār" yerine "ṭaş u dīvār" (taş ve duvar) okur.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Şiir beş beyitlik bir Türkçe gazeldir; neşirde Türkçe gazellerin yüz altıncısıdır (tg 106). Vezin "mefā‘īlün mefā‘īlün fe‘ūlün" kalıbıdır. Gazel redifsizdir ve Ersoy'un redif listesinde yer almaz; kafiye "-ār" sesidir: yār, tekrār, iḳrār, iẓhār, bī-dār ve dīvār. Gazel divan nüshalarından yalnız VT'de (122a) bulunur; ayrıca Pervâne Bey Mecmuası'nda (PB 215a) kayıtlıdır. Aparata göre PB üçüncü beyitte "iẓhār" yerine "tekrār", beşinci beyitte "ṭāş" yerine "ṭaş u" okur. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmemektedir.
Anlam ve Söz Sanatları
Matla, gamın tekrar tekrar gelmesini bir kazanç gibi sunar. "S̱aḳīl" ağır, sıkıcı demektir; tekrarın insanı usandırdığı yaygın bir kanaattir, şair ise sevgilinin gamında bu kuralın işlemediğini söyler. İkinci mısraın genel bir hüküm biçiminde kurulması beyte özdeyiş havası verir. PB nüshasında üçüncü beytin kafiyesi de "tekrār" olduğundan, bu nüshada aynı kafiye kelimesi iki kez kullanılmış olur; bu bizim tespitimizdir.
İkinci beyit dinî terimlerle kurulmuştur. "Belī", Kur'ân'daki A'râf suresinin 172. ayetine göre insanoğlunun, "Ben sizin Rabbiniz değil miyim" sorusuna verdiği "evet" cevabıdır. Şair bu sözleşmeyi sevgilinin zülfüne taşır: gönül bir kez zülfe "evet" demiştir, artık dönemez. "Rücū‘" (dönme), "īmān" ve "iḳrār" kelimeleri arasında bir tenasüp vardır. Divan şiirinde zülüf karanlığı yüzünden çoğu zaman küfürle anılır; iman sözleşmesinin zülfe yapılması bu bakımdan bir tezat taşıyabilir. Bu son yorum bizim çıkarımımızdır.
Üçüncü beyit ağız ile dudağı karşı karşıya koyar. Ağzın küçüklüğü onu bir sır, bir yokluk hâline getirir; onu düşünmek bile can alır. Bu sırrı açığa vuran ise konuşan dudaktır. Dördüncü beyitte "dīde" (göz), "dīdār" (yüz, görüş) ve "bī-dār" (uyanık) kelimeleri ses bakımından birbirine yakındır; göz uyanık kaldığı için yüze kavuşur. Bu ses oyunu Münîrî'nin cinasa düşkünlüğüyle uyumludur.
Mahlas beyti gazelin en kapalı yeridir. "Ma‘mūr" bayındır, şen demektir ve yapı için kullanılır; "ṭāş dīvār" da bir yapının parçasıdır. Beyitte gönlün mamur edilmesi ile taş duvar arasında bir karşılaştırma kurulduğu açıktır, ama cümlenin öznesi ve bağlantısı belirsizdir. Beytin Türkçedeki "gönül yapmak" söyleyişini hatırlatan bir düşünce taşıdığı kanaatindeyiz; bu bir çıkarımdır.
Kaynakça
- Ersen Ersoy (hzl.), II. Bayezit Devri Şairlerinden Münîrî ve Dîvânı (İnceleme-Metin), Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2017 (e-kitap), s. 273, tg 106 (giriş s. 9, 15-18). https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56095,muniri-divanipdf.pdf (arşiv kopyası: https://web.archive.org/web/20220803084052/https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56095,muniri-divanipdf.pdf?0)
- Kur'ân-ı Kerîm, A'râf 7/172 (Arapça metin ve Türkçe meal). https://quran.com/7/172
Çevrimiçi kaynaklar






