Özgün Metin

Vezin: mefā‘īlün mefā‘īlün fe‘ūlün

Sözüñ kim vird-i ervāḥ-ı melekdür
Dil-i mecrūḥuma cānā nemekdür
Ġam-ı ‘ışḳuñla sūz u miḥnet ü derd
Göñül mülkine çoḳdan müşterekdür
Gözümüñ merdümi ṣu içre her dem
Yüzer her yaña gūyā kim semekdür
Bugün ser-geştelik banaysa ey dil
Sañadur irte bu çarḥ-ı felekdür
Raḳībüñ her kişi ḳalbini bildi
Mes̱eldür bes Münīrī il miḥekdür

Günümüz Türkçesiyle

1. Ey can, meleklerin ruhlarının virdi (dilden düşürmeden okunan dua) olan sözün yaralı gönlüme tuzdur. ("Nemek" hem tuz hem de sözdeki tat, letafet demektir: söz yaraya basılan tuz gibi acıtır, aynı zamanda tatlıdır.)

2. Aşkının gamıyla birlikte yanma, mihnet ve dert, gönül ülkesine çoktan beri ortaktır.

3. Gözümün bebeği (gözdeki küçük insan) her an su içinde her yana yüzer; sanki bir balıktır. (Göz yaşla doludur.)

4. Ey gönül, bugün baş dönmesi (şaşkınlık, perişanlık) bana düştüyse yarın sana düşer; bu, dönen felek çarkıdır.

5. Rakibinin kalbini (hem gönlünü hem de sahte akçe oluşunu) herkes anladı; demek ki şu söz bir meseldir, Münîrî: halk mihenktir (her şeyin ayarı halkın gözünde belli olur).

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Şiir beş beyitlik bir Türkçe gazeldir; neşirde Türkçe gazellerin yüz yedincisidir (tg 107). Vezin "mefā‘īlün mefā‘īlün fe‘ūlün" kalıbıdır. Ersoy'un redif listesi gazeli "-dür" redifli gazeller arasında gösterir; kafiye bunun önündeki "-ek" sesidir: melek, nemek, müşterek, semek, felek ve miḥek. Gazel yalnız VT nüshasında bulunur (122b); VY ve Ü'de yoktur, aparatta nüsha farkı kaydedilmemiştir. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmemektedir.

Anlam ve Söz Sanatları

Gazelin kafiye kelimeleri birbirinden çok uzak alanlardan seçilmiştir: melek, tuz, ortaklık, balık, felek ve mihenk. Şair bu kelimelerin her birini bir benzetmenin taşıyıcısı yapar. Matlada sevgilinin sözü bir yandan meleklerin virdi kadar kutsal, öte yandan yaralı gönle basılan tuz kadar yakıcıdır. "Nemek" kelimesinin hem tuz hem de güzellikteki tat ve çekicilik anlamına gelmesi beyti iki yönlü kılar: söz acıtır, ama gönüle lezzet de verir.

İkinci beyit gönlü bir ülke, dertleri de o ülkenin ortakları olarak düşünür. Üçüncü beyitte göz bebeği, divan şiirinde sık görüldüğü gibi, gözün içindeki küçük bir insan olarak tasarlanmıştır; göz yaşla dolu olduğu için bu insan bir balık gibi durmadan yüzer. "Merdüm" kelimesinin hem göz bebeği hem insan anlamı imgeye dayanak olur.

Dördüncü beyit Türkçedeki "bugün bana ise yarın sana" sözüyle aynı düşünceyi taşır; Türk Dil Kurumu sözlüğü bu sözü, bugün birinin başına gelen kötü durumun daha sonra başkasının da başına gelebileceği anlamında kaydeder. Şair bunu dönen felek çarkına bağlar; "ser-geştelik" (baş dönmesi) ile "çarḫ-ı felek" arasında dönme kavramı etrafında bir tenasüp vardır. Beyitteki sözün halk söyleyişiyle ilişkisi bizim tespitimizdir.

Mahlas beyti sarraflık terimlerine dayanır. "Ḳalb" hem gönül hem de ayarı bozuk, sahte akçe demektir; "miḥek" ise altın ve gümüşün ayarının sürtülerek anlaşıldığı mihenk taşıdır. Rakibin kalbinin herkesçe bilinmesi, sahte akçenin mihenge vurulunca anlaşılmasına benzetilir. Şair bunu "mes̱eldür" diyerek bir atasözü gibi sunar: "il miḥekdür", yani halk mihenktir. Bu sözün yazılı bir atasözü derlemesinde geçip geçmediğini tespit edemedik. TDV maddesi Münîrî'nin atasözlerini ve deyimleri şiire yerleştirmede başarılı olduğunu kaydeder; bu gazelde dördüncü ve beşinci beyitler bu özelliğin örnekleridir.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

Akademik çalışmalar

Resmî kaynaklar

Çevrimiçi kaynaklar