Özgün Metin
Vezin: fe‘ilātün fe‘ilātün fe‘ilātün fe‘ilün
Baḥrī-i merdümeki dīde kim āb ile geçer
Ġam degül k’anuñ işi dürr-i ḫoş-āb ile geçer
Bilmezem n’eylerüz ola ki ḫayāl-i ḫad-i yār
Vaḳthā seyr-i dile şöyle niḳāb ile geçer
‘Işḳum artar ne ḳadar pīr-i ża‘īf oldumsa
Gerçi dirlerdi hevā ‘ahd-i şebāb ile geçer
Kūyuñ itine fiġānum ‘aḳabince irer eşk
Bilür anı ki baş aġrısı gül-āb ile geçer
Görüp ey serv-i revān geçdügüñi didi Münīr
Veh ki bu ‘ömr-i girān-māye şitāb ile geçer
Günümüz Türkçesiyle
1. Göz, o göz bebeği denizcisi, suyla geçinir; buna üzülmek gerekmez, çünkü onun işi parlak incilerle geçer. ("Ḫoş-āb" suyu güzel, yani parlak inci demektir; inciler göz yaşlarıdır. "Geçmek" hem geçinmek hem de bir işin yürümesi anlamındadır.)
2. Ne yapacağımızı bilmiyorum; belki sevgilinin yanağının hayali zaman zaman gönül gezintisinden böyle peçe ile geçer. (Hayal gönülde görünür, ama yüzü örtülüdür.)
3. Ne kadar zayıf bir ihtiyar olduysam aşkım o kadar artıyor; oysa heva (tutku) gençlik çağıyla geçer derlerdi. (Ü nüshası "‘ahd-i şebāb" yerine "‘ömr-i şebāb", yani gençlik ömrü okur.)
4. Senin sokağının köpeğine, feryadımın ardından göz yaşım ulaşır; çünkü baş ağrısının gülsuyuyla geçtiğini bilir. (Feryat köpeğin başını ağrıtır, ardından gelen kanlı yaş gülsuyu gibi bu ağrıyı dindirir.)
5. Ey salınan servi, senin geçtiğini görünce Münîr dedi ki: yazık, bu değerli ömür ne de hızla geçiyor.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Şiir beş beyitlik bir Türkçe gazeldir; neşirde Türkçe gazellerin yüz dokuzuncusudur (tg 109). Vezin "fe‘ilātün fe‘ilātün fe‘ilātün fe‘ilün" kalıbıdır. Ersoy'un redif listesi gazeli "ile geçer" redifli olarak gösterir; kafiye bunun önündeki "-āb" sesidir: āb, ḫoş-āb, niḳāb, şebāb, gül-āb ve şitāb. Gazel üç divan nüshasında da bulunur (VT 123a, VY 103b, Ü 28a). Aparata göre Ü üçüncü beyitte "‘ahd-i" yerine "‘ömr-i" okur. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmemektedir.
Anlam ve Söz Sanatları
Gazelin bütün yükü redifteki "geçer" fiilindedir. Bu fiil her beyitte başka bir anlamla kullanılır: matlada geçinmek ve bir işin yürümesi, ikinci beyitte bir yerden geçmek, üçüncü beyitte bir hâlin sona ermesi, dördüncü beyitte bir ağrının dinmesi, mahlas beytinde ise hem sevgilinin önünden geçmesi hem de ömrün geçip gitmesi. Bu anlam çeşitliliği gazelin asıl sanatıdır; "geçmek" fiilinin beyit beyit anlamlarını ayırmamız bir tespitimizdir.
Matlada göz bir denizcidir; "baḥrī-i merdümek" (küçük insan denizcisi) göz bebeğini anlatır. Denizci suyla geçinir, göz de yaşla yaşar. Ama bu su inci getirir: "dürr-i ḫoş-āb" parlak incidir ve göz yaşlarının divan şiirindeki bilinen karşılığıdır. "Āb" (su) ile "ḫoş-āb" arasında bir ses ve anlam yakınlığı vardır.
Üçüncü beyit yaşlılık ile aşk arasındaki ilişkiyi tersine çevirir. Tutkunun gençlikle geçtiği genel bir kanaattir; şair ise yaşlandıkça aşkının arttığını söyler. "Pīr-i ża‘īf" (zayıf ihtiyar) ile "‘ahd-i şebāb" (gençlik çağı) arasında tezat vardır.
Dördüncü beyit gazelin en hareketli sahnesidir. Âşığın feryadı sevgilinin sokağındaki köpeği rahatsız eder; ardından gelen göz yaşı, baş ağrısının gülsuyuyla geçtiğini bildiği için onun peşinden yetişir. Gülsuyunun baş ağrısına iyi geldiği düşüncesi beytin dayanağıdır; bu inancı bir kaynakla doğrulayamadık. Kanlı göz yaşının rengi ile gülsuyu arasında bir benzerlik kurulduğu kanaatindeyiz; bu bir çıkarımdır.
Mahlas beytinde "serv-i revān" (yürüyen servi) sevgilinin boyudur; "revān" kelimesi hem yürüyen hem de akıp giden demektir. Sevgilinin geçişi şaire ömrün geçişini hatırlatır; "girān-māye" (değerli, ağır) ile "şitāb" (acele) arasında da ağırlık ile hız bakımından bir karşıtlık vardır.
Kaynakça
- Ersen Ersoy (hzl.), II. Bayezit Devri Şairlerinden Münîrî ve Dîvânı (İnceleme-Metin), Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2017 (e-kitap), s. 274-275, tg 109 (giriş s. 9, 15-18). https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56095,muniri-divanipdf.pdf (arşiv kopyası: https://web.archive.org/web/20220803084052/https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56095,muniri-divanipdf.pdf?0)
Çevrimiçi kaynaklar






