Özgün Metin
Vezin: fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün
Lāle-ḫaddüñsüz ki her gül baña āteş-pāredür
Ṣanki göñlüm gül yüzüñsüz bülbül-i āvāredür
Bāġ-ı ruḫsāruñdan ayru nev-bahār ile göñül
Hīc açılmaz ṣanki mermerdür ya seng-i ḫāredür
Gül gibi gerçi gülümser ṣūretā şeklüm velī
Ġonca gibi yüregüm ma‘nīde pāre pāredür
Ṭurmaz ider gözlerüm yaşı şükūfe seyrini
Kevkeb-i ezherde gūyā encüm-i seyyāredür
Gülden ise bāġbānuñ behresi şimdi Münīr
Bülbülüñ de nāledür kim meyli āh u zāredür
Günümüz Türkçesiyle
1. Senin lale yanağın olmadan her gül bana bir ateş parçasıdır; gül yüzün olmadan gönlüm sanki avare (yurtsuz) bir bülbüldür.
2. Yanağının bahçesinden ayrı kalınca gönül yeni baharla bile hiç açılmaz; sanki mermerdir ya da sert bir kayadır.
3. Görünüşte yüzüm gerçi gül gibi gülümser; ama yüreğim, anlam bakımından, gonca gibi parça parçadır. (Goncanın üst üste kapanmış yaprakları parçalanmış bir yürek gibi düşünülmüştür.)
4. Gözlerimin yaşı durmadan çiçek seyri eder; sanki en parlak yıldızlar arasında dolaşan gezegenlerdir. (Yaşlar çiçekler arasında, gezegenler yıldızlar arasında dolaşır. "Ezher" en parlak demektir; aynı kökten "ezhār" çiçekler anlamına gelir.)
5. Münîr, bahçıvanın payı şimdi gülden ise, eğilimi ah ve inilti olan bülbülün payı da feryattır.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Şiir beş beyitlik bir Türkçe gazeldir; neşirde Türkçe gazellerin yüz on ikincisidir (tg 112). Vezin "fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün" kalıbıdır. Ersoy'un redif listesi gazeli "-dür" redifli gazeller arasında gösterir; kafiye bunun önündeki "-āre" sesidir: āteş-pāre, āvāre, ḫāre, pāre pāre, seyyāre ve zāre. Gazel iki divan nüshasında bulunur (VT 123b, VY 104a); aparatta nüsha farkı kaydedilmemiştir. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmemektedir.
Anlam ve Söz Sanatları
Gazel baştan sona bir bahçe tablosudur ve gül ile bülbül mazmunu üzerine kurulmuştur. Divan şiirinde gül sevgilinin, bülbül âşığın karşılığıdır; bülbül gülün başında öter ve inler. Matlada sevgilinin yanağı lale, yüzü güldür. Âşık için sevgilinin yüzü olmadan bahçedeki güller birer ateş parçasına döner; gönlü de gülünden ayrı düşmüş, yurtsuz kalmış bir bülbüle benzer. "Āteş-pāre" ile "āvāre" kafiyelerinin ses benzerliği beytin ahengini güçlendirir.
İkinci beyitte bahar ile taş karşı karşıya konur. Baharda her şey açılır, ama sevgilinin yanağından ayrı düşen gönül mermer ya da kaya gibi kapalı kalır. "Açılmak" fiili hem çiçeğin açılmasını hem de gönlün ferahlamasını anlatır; bu iki anlamın beyitte birlikte kullanıldığı açıktır.
Üçüncü beyit görünüş ile iç arasındaki karşıtlığa dayanır. "Ṣūret" (görünüş) ile "ma‘nī" (iç, anlam) arasında bir tezat vardır. Yüz açılmış bir gül gibi gülümser, yürek ise kapalı bir gonca gibi parça parçadır. Goncanın katmerli yapraklarının parçalanmış bir yüreğe benzetilmesi bizim çıkarımımızdır.
Dördüncü beyit bahçeyi gökyüzüne bağlar. "Şükūfe seyri" çiçekleri gezmek, "encüm-i seyyāre" ise gezegenlerdir; "seyr" ile "seyyāre" aynı kökten gelir ve aralarında bir iştikak ilgisi vardır. Göz yaşları çiçekler arasında dolaşırken gezegenlerin parlak yıldızlar arasındaki hareketine benzer. "Ezher" kelimesinin "ezhār" (çiçekler) kelimesiyle aynı kökten gelmesi, yıldız ile çiçek arasında bir köprü kurar; bu bağlantı bizim tespitimizdir.
Mahlas beytinde bahçedeki pay paylaşılır: gül bahçıvana düşer, bülbüle ise yalnız feryat kalır. Şair kendini bülbülün yerine koyar; gülü toplayan başkasıdır, âşığın payı ah ve iniltidir. "Āh u zāre" kafiyesi, matladaki "āvāre" bülbülü yeniden hatırlatır.
Kaynakça
- Ersen Ersoy (hzl.), II. Bayezit Devri Şairlerinden Münîrî ve Dîvânı (İnceleme-Metin), Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2017 (e-kitap), s. 276, tg 112 (giriş s. 9, 15-18). https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56095,muniri-divanipdf.pdf (arşiv kopyası: https://web.archive.org/web/20220803084052/https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56095,muniri-divanipdf.pdf?0)
Çevrimiçi kaynaklar






