Özgün Metin

Vezin: mefā‘ilün fe‘ilātün mefā‘ilün fe‘ilün

Gözüme baṣsa ḳadem luṭf ile ḫayāl-i nigār
Revān gözüm dür ü la‘l ider ayaġına nis̱ār
Nesīm-i ṣubḥ-dem irüp gelür dilā ṣaçına
‘Aceb mi nükhetine reşk iderse müşk-i Tatār
Ḳad-i bülendüñi añdı meger ki bād-ı ṣabā
Ki girdi raḳṣ u semā‘a çemende serv ü çenār
Yüzüñ ‘araḳlarına beñzedür revān göñlüm
Seḥerde jāleler itdükçe berg-i gülde ḳarār
Müyesser ola mı yā Rab Münīr-i teşne-dile
Şarāb u sebze vü āb u revān u rūy-ı nigār

Günümüz Türkçesiyle

1. Sevgilinin hayali lütfedip gözümün üstüne ayak basarsa gözüm hemen (akan yaşlarla) onun ayağına inci ve lal saçar. (İnci ak göz yaşı, lal kanlı göz yaşıdır.)

2. Ey gönül, sabah yeli ulaşıp onun saçına gelir; Tatar miski onun kokusunu kıskanırsa buna şaşılır mı.

3. Meğer seher yeli senin uzun boyunu anmış ki çimende servi ve çınar raksa ve semaya (dönerek dansa) girdi.

4. Seher vakti çiğ taneleri gül yaprağının üstünde durdukça, akan gönlüm onları yüzündeki ter damlalarına benzetir.

5. Yâ Rab, susuz gönüllü Münîr'e şarap ve yeşillik, su ve akarsu ve sevgilinin yüzü nasip olur mu? ("Āb u revān" akan su olarak da anlaşılabilir.)

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Şiir beş beyitlik bir Türkçe gazeldir; neşirde Türkçe gazellerin yüz on dördüncüsüdür (tg 114). Vezin "mefā‘ilün fe‘ilātün mefā‘ilün fe‘ilün" kalıbıdır. Gazel redifsizdir ve Ersoy'un redif listesinde yer almaz; kafiye "-ār" sesidir: nigār, nis̱ār, Tatār, çenār, ḳarār ve yine nigār. Matlanın ilk mısraı ile mahlas beytinin son mısraı aynı "nigār" kelimesiyle biter; bu kafiye tekrarı bizim tespitimizdir. Gazel üç divan nüshasında da bulunur (VT 124a, VY 105a, Ü 36a); aparatta nüsha farkı kaydedilmemiştir. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmemektedir.

Anlam ve Söz Sanatları

Gazel bir sabah bahçesinde geçer. Seher vakti, sabah yeli, çiğ taneleri, servi, çınar ve gül gazelin bütün beyitlerine yayılmış bir tablo oluşturur. Matlada sevgilinin hayali âşığın gözüne ayak basar; Türkçedeki "başım gözüm üstüne" söyleyişinde olduğu gibi göz burada bir ağırlama yeridir. Misafire ayak bastığı yere para ve mücevher saçmak bir ağırlama âdetidir; göz de hayalin ayağına inci ve lal saçar. İnci ile lalin ak ve kanlı göz yaşları olması divan şiirinde yerleşik bir benzetmedir.

İkinci beyitte sabah yeli sevgilinin saçına uğrayıp kokusunu taşır. Tatar miski, divan şiirinde en güzel misk sayılır; saçın kokusu karşısında o bile kıskançlık duyar. Üçüncü beyit bir hüsn-i talil örneğidir: servi ve çınar rüzgârla sallanır, şair bu sallanmaya bir sebep bulur. Seher yeli sevgilinin boyunu anmış, ağaçlar da bu anışla coşup raksa ve semaya girmiştir. "Raḳṣ u semā‘" ifadesi tekke ve meclis musikisini çağrıştırır.

Dördüncü beyitte gül yaprağındaki çiğ taneleri sevgilinin yüzündeki ter damlalarına benzetilir. Benzetmeyi yapan, "revān" yani akıp giden gönüldür. "Revān" kelimesi gazelde üç kez geçer: birinci beyitte "hemen", dördüncü beyitte "akıp giden", beşinci beyitte ise akarsu anlamında. Kelimenin bu tekrarı ve anlam değişimi bizim tespitimizdir.

Mahlas beyti bir dilek cümlesidir. Susuz gönüllü şair; şarap, yeşillik, su, akarsu ve sevgilinin yüzü ister. Bu sıralama, su, yeşillik ve güzel yüzü bir arada anan eski sözleri hatırlatır; bu bağlantı bizim çıkarımımızdır. "Teşne-dil" (susuz gönüllü) ile "şarāb" ve "āb" arasında bir tenasüp vardır. Gazelin bahçe tablosu, bu son beyitte bir dilek listesine dönüşür.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar