Özgün Metin

Vezin: mef‘ūlü mefā‘īlü mefā‘īlü fe‘ūlün

Derd ile ölürsem de lebüñ ḥālümi ṣormaz
Merhem diyü ġamzeñ cigere bir siḥir urmaz
Sīnemde ḳarār itmez oḳuñ demreni lā-büd
Ṣad pāre sifāl içre bu ẓāhir ki ṣu ṭurmaz
Zāhid ki yüzüñ ayına inkār ider ey dost
Mest oldı ġurūr ile meger kim gözi görmez
Düşümde de göstermesün Allāh raḳībi
Ẓāhirdür anuñ düşlügi de ḫayr işe yormaz
Göz yaşını dil yolda ḳalur dirse Münīrī
Gül-gūn ise eşkümüñ adı dil anı yormaz

Günümüz Türkçesiyle

1. Dert içinde ölsem bile dudağın hâlimi sormaz; gamzen de "merhem olsun" diye ciğerime bir büyü (bir şifa okuması) yapmaz.

2. Okunun temreni (ucu) göğsümde elbette durmaz; yüz parçaya bölünmüş bir çömlek kırığında suyun durmayacağı açıktır.

3. Ey dost, senin yüzünün ayını inkâr eden zahid gururdan sarhoş olmuştur; yoksa gözü mü görmüyor?

4. Allah rakibi bana düşümde bile göstermesin; onu düşte görmenin de hayra yorulmayacağı açıktır.

5. Münîrî, gönül (ya da dil) gözyaşı için "yolda kalır" derse, gözyaşımın adı "gül-gūn" (gül renkli) ise gönül onu yormaz. Beyit iki türlü okunabilir: kanlı yaş yolda kalıp yorulmayan bir binek gibi düşünülmüştür; ya da gönül gül renkli yaşı "yolda kalan" bir şey diye yorumlamaz. ("Yormak" hem yorgun düşürmek hem rüya ve işaret yorumlamak demektir.)

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Şiir beş beyitlik bir Türkçe gazeldir; neşirde Türkçe gazellerin yüz otuz üçüncüsüdür (tg 133). Vezin "mef‘ūlü mefā‘īlü mefā‘īlü fe‘ūlün" kalıbıdır. Redif olumsuz geniş zaman eki "-maz / -mez"dir (Ersoy'un listesinde "-mAz"); kafiye "ṣor-, ur-, ṭur-, gör-, yor-" fiil köklerindeki "-r" sesine dayanır. Gazel yalnız Vatikan nüshasında (VT 129b) bulunur. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmemektedir.

Anlam ve Söz Sanatları

Matla, sevgilinin ilgisizliğini iki organa paylaştırır: dudak hâl sormaz, gamze ise şifa vermez. "Siḥir urmak" deyişi burada büyü yapmak, okuyup üflemek anlamındadır; gamzenin büyücülüğü divan şiirinde bilinen bir mazmundur, şair bu büyünün bir kez de iyileştirmek için kullanılmasını ister. İkinci beyitte irsal-i mesel vardır: delik deşik bir çömlek kırığında su durmaz, ok uçlarıyla delinmiş göğüste de temren durmaz. Göğsün "ṣad pāre", yüz parça olması aşkın verdiği yaraların çokluğunu anlatır.

Üçüncü beyitte zahid ile âşık karşı karşıyadır. Zahid sevgilinin güzelliğini inkâr eder; şair bunu iki sebebe bağlar: ya zahid kendi sofuluğunun gururuyla sarhoştur, ya da gözü kördür. Zahidin sarhoş olarak gösterilmesi bir tezattır, çünkü şarabı kınayan odur.

Dördüncü beyit ses ve anlam oyunu üzerine kuruludur. "Düş" rüya demektir; rakibi düşte görmek bile uğursuzdur. "Ḫayr işe yormak", Türkçedeki "hayra yormak" deyiminin eski biçimidir ve rüya yorumuyla ilgilidir. Kubbealtı Lugatı "yormak" fiilinin iki ayrı kökten geldiğini gösterir: biri yorgunluk vermek, öteki bir şeyi işarete saymak ve rüya tabir etmektir. Dördüncü ve beşinci beyitlerin kafiye kelimesi aynı görünür ("yormaz"); bu durumda iki beyit arasında tam cinas olabilir. Bu bizim tespitimizdir.

Mahlas beyti gazelin en kapalı yeridir. Gözyaşının yolda kalması, bir yolcunun ya da bineğin yorulup ilerleyemez olmasını hatırlatır; "gül-gūn" ise kanlı yaşın rengidir. Hüsrev ile Şirin hikâyesinde Hüsrev'in atının adı Şebdîz'dir; II. Bayezid devri şairi Âhî'nin bu konudaki eserlerinden biri "Gülgûn u Şebdîz" adını taşır. "Gül-gūn" kelimesinin burada bir at adını da hatırlattığı ve beytin "yolda kalmayan, yorulmayan binek" düşüncesine dayandığı ihtimal dahilindedir; ancak bu bir çıkarımdır, beyit kesin olarak anlaşılamamaktadır.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

Akademik çalışmalar

Kitaplar

Çevrimiçi kaynaklar