Özgün Metin
Vezin: mef‘ūlü mefā‘īlü mefā‘īlü fe‘ūlün
Sırr-ı leb-i la‘lüñde ki var bunca dekāyıḳ
Ḥayrān u fürū-māndesidür cümle ḫalāyıḳ
Ey dil diler iseñ k’iresin vaḥdet-i ‘ışḳa
Geç kendü özüñden ḳıluban terk-i ‘alāyıḳ
Cām-ı mey-i ‘ışḳuñı göñül nūş ideliden
Her laḥẓa temennāsı bu kim olmaya ayıḳ
Sāḳī mey-i gül-fāmı dirīġ itme kerem ḳıl
Keşf olmaḳ içün göñlüme esrār-ı ḥaḳāyıḳ
Yandısa n’ola āteş-i ‘ışḳ ile Münīrī
Her kişinüñ olur işi de adına lāyıḳ
Günümüz Türkçesiyle
1. Bunca incelik barındıran lal dudağının sırrı karşısında bütün yaratılmışlar şaşkın ve âciz kalmıştır.
2. Ey gönül, aşkın birliğine (vahdetine) ulaşmak istiyorsan, dünyaya bağlayan ilişkileri bırakıp kendi benliğinden geç.
3. Gönül senin aşkının şarap kadehini içeli, her an dileği ayılmamaktır.
4. Saki, gül renkli şarabı esirgeme, cömertlik et; gönlüme hakikatlerin sırları açılsın (keşfolunsun).
5. Münîrî aşk ateşiyle yandıysa şaşılır mı? Herkesin işi de adına lâyık olur. ("Münîr" ışık saçan, aydınlatan demektir; yanmak bu ada yakışır.)
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Şiir beş beyitlik bir Türkçe gazeldir; neşirde Türkçe gazellerin yüz kırk sekizincisidir (tg 148). Vezin "mef‘ūlü mefā‘īlü mefā‘īlü fe‘ūlün" kalıbıdır. Gazel redifsizdir; kafiye "-āyıḳ / -ayıḳ" sesidir: dekāyıḳ, ḫalāyıḳ, ‘alāyıḳ, ayıḳ, ḥaḳāyıḳ ve lāyıḳ. Ersoy'un harf sayımına göre kaf harfiyle kafiyelenen altı Türkçe gazelden biridir. Gazel yalnız Vatikan nüshasında (VT 132b) bulunur. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmemektedir.
Anlam ve Söz Sanatları
Gazelin kafiye düzeni ustalıklıdır. Kafiye kelimelerinin çoğu Arapça çokluk biçimleridir: "dekāyıḳ" (incelikler), "ḫalāyıḳ" (yaratılmışlar), "‘alāyıḳ" (bağlar, ilişkiler) ve "ḥaḳāyıḳ" (hakikatler); bunlara Arapça "lāyıḳ" eklenir. Üçüncü beyitte ise bu dizinin arasına Türkçe "ayıḳ" kelimesi girer ve ses bakımından onlarla tam uyuşur. Arapça kalıplı kelimelerle Türkçe bir kelimenin aynı kafiyede buluşması bizim tespitimizdir.
Gazelin dili belirgin biçimde tasavvufîdir. "Vaḥdet-i ‘ışḳ" (aşkın birliği), "geç kendü özüñden" (benlikten geçmek), "terk-i ‘alāyıḳ" (dünyevî bağları bırakmak), "keşf" ve "esrār-ı ḥaḳāyıḳ" (hakikatlerin sırları) tasavvufun bilinen kavramlarıdır. Ersoy, Münîrî'nin mutasavvıf bir şair olmadığını, ama tasavvufî remizler kullandığını ve bunun Hâfız'dan etkilenmesinden kaynaklanıyor olması gerektiğini söyler. Bu gazel o remizlerin yoğun biçimde kullanıldığı bir örnektir; bu bizim değerlendirmemizdir. İkinci beyit bir öğüt sesiyle kurulmuştur ve sevgili ile meclis tasvirleri arasında bir yol tarifi gibi durur.
Matlada sevgilinin dudağı bir sır olarak sunulur. Divan şiirinde ağız ve dudak çok küçük, neredeyse görünmez sayılır; bu yüzden onun sırrı bütün yaratılmışları şaşırtır. "Dekāyıḳ" kelimesi hem incelikler hem de ince noktalar anlamı taşıdığından dudağın küçüklüğüne de uyar. Üçüncü ve dördüncü beyitlerde şarap, hem meclisin içkisi hem de aşkın ve ilâhî bilginin sarhoşluğudur. Gönlün hiç ayılmamak istemesi, aşkın verdiği sarhoşluğun sürmesini dilemektir; sakiden istenen gül renkli şarap da hakikat sırlarının açılmasına vesile sayılır.
Mahlas beytinde şairin adı ile yanması arasında bir bağ kurulur. "Münīr" Arapçada nur saçan, aydınlatan demektir; aydınlatan şeyin yanması, mum ya da kandil gibi, tabiidir. "Her kişinüñ olur işi de adına lāyıḳ" mısraı, adın insanın işine yansıdığını söyleyen bir özdeyiş havasındadır. Böylece mahlas hem imza hem de anlamın bir parçası olur.
Kaynakça
- Ersen Ersoy (hzl.), II. Bayezit Devri Şairlerinden Münîrî ve Dîvânı (İnceleme-Metin), Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2017 (e-kitap), s. 294, tg 148 (giriş s. 5, 12, 15-18). https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56095,muniri-divanipdf.pdf (arşiv kopyası: https://web.archive.org/web/20220803084052/https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56095,muniri-divanipdf.pdf?0)
Çevrimiçi kaynaklar






