Özgün Metin

Vezin: fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün

Veh ki geçdi ḥasret ile nāzenīn ‘ömrüm telef
Bir kez olmadı ḫadeng-i ġamzeñe sīnem hedef
Ḫadd ü ḫāl ü çeşmüñe dil virmemek mümkin midür
Ṭoldı siḥr ü fitne vü şūr u kirişme her ṭaraf
Cān virürdüm heybetinden ġamze-i ḫūn-rīzüñüñ
Remz ile la‘l-i lebüñ ger dimeyeydi lā teḫaf
Şem‘-i bezm-ārā cemālüñdür murādı göñlümüñ
Gerçi ḫoşdur naġme-i çeng ü ney ü ḳānūn u def
Āftāb-ı ḥüsnüñ ile çün muḳārindür Münīr
Ṭāli‘-i sa‘d ile bulsa gün gibi n’ola şeref

Günümüz Türkçesiyle

1. Yazık ki nazlı ömrüm hasret içinde boşa geçti; göğsüm bir kez olsun gamzenin okuna hedef olmadı.

2. Yanağına, benine ve gözüne gönül vermemek mümkün mü? Her yanı büyü, fitne, kargaşa ve cilve doldurdu.

3. Kan döken gamzenin heybetinden canımı verirdim, eğer lal dudağın üstü kapalı bir işaretle "korkma" (lā teḫaf) demeseydi.

4. Gönlümün muradı, meclisi süsleyen mum olan senin güzelliğindir; gerçi çengin, neyin, kanunun ve defin nağmesi de hoştur.

5. Münîr senin güzelliğinin güneşiyle kıran (yan yana, bitişik) olduğuna göre, uğurlu bir talihle güneş gibi şeref bulsa şaşılır mı? ("Muḳārin" ve "ṭāli‘-i sa‘d" astroloji terimleridir.)

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Şiir beş beyitlik bir Türkçe gazeldir; neşirde Türkçe gazellerin yüz kırk altıncısıdır (tg 146). Vezin "fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün" kalıbıdır. Gazel redifsizdir; kafiye "-ef" sesidir: telef, hedef, ṭaraf, teḫaf, def ve şeref. Ersoy'un harf sayımına göre divanda fe harfiyle kafiyelenen tek Türkçe gazel budur. Gazel üç divan nüshasında da bulunur: VT 132a, VY 110a, Ü 40b. Aparata göre Ü üçüncü beyitte "la‘l-i" kelimesinde farklı bir okuma verir (harfleri neşirde eksik basılmıştır) ve beşinci beyitte "ḥüsnüñ ile" yerine "mihrüñ ile" okur. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmemektedir.

Anlam ve Söz Sanatları

Matla bir yakınmayla açılır, ama yakınılan şey alışılmışın tersidir: âşık, gamzenin okuna hedef olamadığı için ömrünün boşa geçtiğini söyler. Divan şiirinde sevgilinin okuyla yaralanmak bir iltifat sayıldığından, ok gelmemesi ilgisizliğin işaretidir.

İkinci beyitte leff ü neşr sanatı vardır. Birinci mısrada yanak, ben ve göz sayılır; ikinci mısrada sihir, fitne, şûr (kargaşa) ve kirişme (cilve) sıralanır. Göz büyüyle, ben fitneyle, yanak da cilveyle bilinen mazmunlarla eşleşebilir; ikinci mısrada dört, birincide üç unsur bulunduğu için eşleşme tam değildir. Bu eşleştirme bizim çıkarımımızdır.

Üçüncü beyit Kur'anî bir ifade kullanır. "Lā teḫaf" (korkma) sözü Kur'an'da birkaç yerde geçer; örneğin Tâhâ suresinin 68. ayetinde Hz. Musa'ya, Hûd suresinin 70. ayetinde Hz. İbrahim'e "korkma" denir. Münîrî bu güven verici sözü sevgilinin dudağına verir: kanlı gamzenin heybeti âşığı öldürecekken dudak gizli bir işaretle onu teskin eder. Gamze ile dudak arasındaki bu karşıtlık, sevgilinin hem öldüren hem dirilten yüzlerini birlikte gösterir. "Remz ile" (üstü kapalı işaretle) ifadesi dudağın konuşmadan, belki bir gülümsemeyle bu sözü söylediğini düşündürür; bu bir çıkarımdır.

Dördüncü beyitte meclisin çalgıları sıralanır: çeng, ney, kanun ve def. Şair bu nağmeleri hoş bulur, ama gönlünün muradı meclisi aydınlatan muma, yani sevgilinin güzelliğine yöneliktir. Çalgıların uzun sıralanışı bir tenasüp oluşturur ve sevgilinin üstünlüğünü öne çıkarır.

Mahlas beyti astroloji diliyle kurulmuştur. "Muḳārin" bitişik, bir arada olan demektir; Kubbealtı Lugatı aynı kökten "kıran" kelimesinin astrolojide iki yıldızın aynı burçta birleşmesi anlamına geldiğini kaydeder. "Ṭāli‘-i sa‘d" uğurlu talihtir. "Şeref" kelimesinin burada eski astrolojideki bir terimi de hatırlattığı düşünülebilir; bunu sözlükte doğrulayamadık. Şair sevgilinin güneş gibi güzelliğine yakın olduğu için kendi talihinin de yükseleceğini söyler. Ü nüshasındaki "mihrüñ ile" okuyuşu da aynı anlamı taşır, çünkü "mihr" hem güneş hem sevgi demektir.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

Kitaplar

Diğer kaynaklar

Çevrimiçi kaynaklar