Özgün Metin

Vezin: mefā‘īlün mefā‘īlün fe‘ūlün

Belā vü miḥnetüm gerçi iñen çoḳ
Velī hergiz esirger kimsenem yoḳ
Ḫadeng-i yāra imrendüñse ey dil
Ḳatuma gel ki sīnemde çoġ ol oḳ
Beni öldürme būse añdum ise
Mes̱eldür kim yañulmaḳda yazuḳ yoḳ
Benüm ḫod ġamzeñ işüme yeterdi
Kerem ḳıl ḫancerüñi ḳınına ṣoḳ
Hezār ola Münīrī gibi bendeñ
Benüm ḫod kimsenem yoḳ senden artuḳ

Günümüz Türkçesiyle

1. Belam ve mihnetim gerçi pek çok, ama beni esirgeyen (bana acıyıp koruyan) hiç kimsem yok.

2. Ey gönül, sevgilinin okuna imrendiysen yanıma gel; o ok benim göğsümde çok.

3. Bir öpücük andıysam (istediysem) beni öldürme; "yanılmakta günah yoktur" diye bir mesel vardır.

4. Benim işime zaten gamzen yeterdi; lütfet, hançerini kınına sok.

5. Münîrî gibi binlerce kulun olsun; benim ise senden başka kimsem yok.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Şiir beş beyitlik bir Türkçe gazeldir; neşirde Türkçe gazellerin yüz ellincisidir (tg 150). Vezin "mefā‘īlün mefā‘īlün fe‘ūlün" kalıbıdır. Gazel redifsizdir; kafiye "-oḳ / -uḳ" sesidir: çoḳ, yoḳ, oḳ, yoḳ, ṣoḳ ve artuḳ. "Yoḳ" kelimesi matlada ve üçüncü beyitte iki kez kafiye olur; "kimsenem yoḳ" söyleyişi de matlada ve mahlas beytinde tekrarlanır. Ersoy'un harf sayımına göre kaf harfiyle kafiyelenen altı Türkçe gazelden biridir. Gazel yalnız Vatikan nüshasında (VT 133a) bulunur. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmemektedir.

Anlam ve Söz Sanatları

Gazel kısa, sade ve konuşma diline yakın bir dille yazılmıştır; Arapça ve Farsça tamlamalar azdır. Matla âşığın yalnızlığını anlatır: belası çoktur, ama onu esirgeyen kimse yoktur. Mahlas beyti bu yalnızlığa döner ve ona yeni bir anlam verir: sevgilinin binlerce kulu olabilir, âşığın ise ondan başka kimsesi yoktur. "Kimsenem yoḳ" söyleyişinin iki uçta yinelenmesi gazele bir çerçeve kurar; bu bizim tespitimizdir.

İkinci beyitte âşık, sevgilinin okunu kıskanan gönle seslenir ve ona okların kendi göğsünde bol olduğunu söyler. Okla yaralanmak divan şiirinde bir lütuf sayıldığı için âşık bu bolluğu bir zenginlik gibi sunar. Dördüncü beyitte gamze ile hançer yan yana gelir: âşığı öldürmeye gamze yeterdi, hançere gerek yoktur. "Ḫancerüñi ḳınına ṣoḳ" söyleyişi hem gerçek bir isteği hem de "bu kadarı yeter" anlamında bir yalvarışı taşır.

Üçüncü beyit gazelin en dikkat çekici yeridir. Şair bir öpücük istediği için öldürülmemeyi diler ve kendini bir meselle savunur: "yanılmakta günah yoktur." Bu sözü Türk Dil Kurumu'nun sözlüğünde aynı biçimde bulamadık. Kubbealtı Lugatı "yazık" maddesinde, kelimenin Eski Türkçede "günah" anlamına gelen "yazuk"tan geldiğini ve bunun da "yanılmak, hata yapmak" anlamındaki "yaz-mak" fiiline dayandığını yazar. Böylece "yañılmaḳda yazuḳ yoḳ" sözü, kökünde "yanılma" anlamı bulunan bir kelimeyle "yanılmanın günah olmadığını" söyler. Münîrî'nin bu köken bağını bilip bilmediğini bilemeyiz; beyitteki ses ve anlam yakınlığı bizim tespitimizdir.

Gazelin kafiye kelimeleri, neşirde onu çevreleyen tg 149 ve tg 151 ile büyük ölçüde ortaktır: "yoḳ", "çoḳ", "oḳ" ve "ṣoḳ" üç gazelde de kullanılır, "artuḳ" da tg 151'de yeniden geçer. Bu da bizim tespitimizdir.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar