Özgün Metin
Vezin: mef‘ūlü fā‘ilātü mefā‘īlü fā‘ilün
Öldürdi ḥasret-i zeneḫüñ beni ey ḥabīb
Bīd-i mezārum üzre anuñçün dizildi sīb
Dil vardı ġamzeñe ki ‘ilāc ide derdine
Öldi hemān ki didi gözüñ ḫastedür tabīb
Her şemmesine zülfüñüñ irdükçe bād-ı ṣubḥ
Fikri budur ki irgüre her bir meşāma ṭīb
Gözüñle kirpigüñ ki yüzüñ cāmi‘indedür
Gūyā ki minber üzre ṭurur tīġ ile ḫaṭīb
Gördüm ki ġamzesi yüriyüp sehm alışdurur
Didüm ki var mı baña da didi ki yā naṣīb
Kimdür Münīrī didi didüm kūyuñ itine
Bir derd-mend ü ‘āşıḳ-ı dil-dāde vü ġarīb
Günümüz Türkçesiyle
1. Ey sevgili, çene çukurunun hasreti beni öldürdü; bu yüzden mezarımın söğüdü üzerine elmalar dizildi.
2. Gönül derdine ilaç etsin diye bakışına gitti; gözün "Hekim hastadır" deyince hemen öldü.
3. Sabah rüzgârı zülfünün her bir kokusuna erdikçe, onun tek düşüncesi o güzel kokuyu her bir burna ulaştırmaktır.
4. Gözünle kirpiğin yüzünün camisindeyken, sanki minber üzerinde kılıçla duran bir hatiptir.
5. Gördüm ki onun bakışı yürüyüp ok (ve pay) dağıtıyor; "Bana da var mı?" dedim; "Kısmetse" dedi.
6. "Münîrî kimdir?" dedi; dedim ki: mahallenin köpeğine (bağlanmış) bir dertli, gönlünü kaptırmış, garip âşık.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Şiir altı beyitlik bir Türkçe gazeldir; neşirde Türkçe gazellerin on sekizincisidir (tg 18). Vezin "mef‘ûlü fâ‘ilâtü mefâ‘îlü fâ‘ilün" kalıbıdır. Gazel redifsizdir; kafiye "-īb" sesidir: ḥabīb, sīb, tabīb, ṭīb, ḫaṭīb, naṣīb, ġarīb. Aynı kafiyeyle yazılmış tg 14'te de "ḫaṭīb", "naṣīb", "ṭabīb" ve "ġarīb" kelimeleri kafiye olur. Şiir Vatikan (VT 102b), Viyana (VY 83a) ve İstanbul Üniversitesi (Ü 20a) nüshalarında bulunur; aparatta nüsha farkı gösterilmemiştir. Mahlas son beyitte "Münīrī" biçiminde, bir soru içinde geçer. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmemektedir.
Anlam ve Söz Sanatları
Matla güzel bir hüsn-i talil kurar. Divan şiirinde sevgilinin çenesi elmaya, çene çukuru (zeneḫ) bir kuyuya benzetilir. Âşık çenenin hasretiyle ölmüş, mezarının başındaki söğüt ağacına da elmalar dizilmiştir. Söğüt elma vermez; şair bu olmayacak görüntüyü âşığın hasretinin mezarda bile meyve vermesiyle açıklar. Söğüdün mezarlıklarda bulunması ve dallarının sarkması da beytin görüntüsüne uyar; bu son bağlantı bizim çıkarımımızdır.
İkinci beyit "hasta göz" mazmunu üzerine kuruludur. Gönül, derdine ilaç bulmak için hekime gider gibi sevgilinin bakışına gider. Ama göz, "hekim hastadır" der: sevgilinin baygın gözü divan şiirinde hasta sayılır. Hekimin kendisi hasta olunca gönülde umut kalmaz ve gönül ölür. Üçüncü beyitte saba rüzgârı, zülfün kokusunu herkese dağıtan bir haberci gibidir.
Dördüncü beyit bir cami benzetmesi kurar. Yüz camiye, göz hatibe, kirpik de hatibin elindeki kılıca benzetilir. Hatibin minberde kılıçla durması divanda tg 14'teki öfkeli vaiz beytinde de anılır. Kaşın mihraba benzetilmesi divan şiirinde yaygındır; burada kaş anılmasa da cami imgesi bu benzetmeyi akla getirir.
Beşinci beyit bir tevriyeye dayanır. "Sehm" kelimesi sözlük anlamıyla hem ok hem pay demektir. Bakış ok dağıtırken âşık kendine de pay ister; sevgilinin cevabı "yā naṣīb", yani "kısmetse"dir. "Naṣīb" (pay, kısmet) kelimesi "sehm"in ikinci anlamını açığa çıkarır. Bu tevriye bizim tespitimizdir.
Mahlas beytinde sevgili "Münîrî kimdir?" diye sorar ve âşık kendini tanıtır. Mısraın başındaki "kūyuñ itine" ifadesi kısa tutulmuştur; âşığın kendini sevgilinin mahallesindeki köpeğe bağlı biri olarak tanıttığını düşünüyoruz. "Derd-mend", "‘āşıḳ-ı dil-dāde" ve "ġarīb" sıfatları tg 14'ün matlasındaki tanıtmayı hatırlatır.
Kaynakça
- Ersen Ersoy (hzl.), II. Bayezit Devri Şairlerinden Münîrî ve Dîvânı (İnceleme-Metin), Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2017 (e-kitap), s. 231, tg 18 (giriş s. 9, 15-18). https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56095,muniri-divanipdf.pdf (arşiv kopyası: https://web.archive.org/web/20220803084052/https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56095,muniri-divanipdf.pdf?0)
Çevrimiçi kaynaklar






