Özgün Metin
Vezin: fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün
Çün ḫayāl-i çeşmüñ içün ḳıldı göz yaşın şarāb
Ben de dervīşāne şāhā baġrumı ḳıldum kebāb
Kūyuñ itine fiġānum derd-i ser virdi diyü
Gözlerümüñ şīşesinden virürem her dem gül-āb
Şöyle gitmişdür ḳarārı gün yüzüñ mihriyle kim
Ḳapudan yol virmeseñ düşer bacañdan āftāb
Hem-dem idinmiş durur āh-ı seḥer-ḫīzi göñül
Gözlerüme her gice tañ mı ḫayāl olursa ḫᵛāb
Ya yetişem vaṣla yaḫod cān virem didüñ Münīr
Sözi ḫatm itdüñ hemān vallāhü a‘lem bi’ṣ-ṣavāb
Günümüz Türkçesiyle
1. (Gözüm) senin gözünün hayali için gözyaşını şarap yapınca, ey şah, ben de dervişçe bir ikramla bağrımı kebap yaptım.
2. "Feryadım mahallenin köpeğine baş ağrısı verdi" diye, gözlerimin şişesinden her an (ona) gülsuyu veririm.
3. Güneşin, senin güneş yüzünün sevgisiyle öyle kararı gitmiştir ki kapıdan yol vermesen bacandan düşer.
4. Gönül seher vakti kalkanın ahını kendine yoldaş edinmiştir; her gece gözlerime uyku hayal olursa (uyku gelmezse) şaşılır mı?
5. Ey Münîr, "Ya vuslata ereyim ya can vereyim" dedin ve sözü hemen bitirdin; doğrusunu Allah bilir.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Şiir beş beyitlik bir Türkçe gazeldir; neşirde Türkçe gazellerin on dokuzuncusudur (tg 19). Vezin "fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilün" kalıbıdır. Gazel redifsizdir; kafiye "-āb" sesidir: şarāb, kebāb, gül-āb, āftāb, ḫᵛāb, ṣavāb. Şiir Vatikan (VT 103a), Viyana (VY 83a) ve İstanbul Üniversitesi (Ü 20b) nüshalarında, ayrıca Pervâne Bey (PB 55b) ve Edirneli Nazmî (MN 32a) mecmualarında bulunur. Aparata göre matladaki "şāhā" (ey şah) yerine PB "şāhum" (şahım), 4. beyitteki "idinmiş durur" yerine yine PB "idinmiş meger" okur. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmemektedir.
Anlam ve Söz Sanatları
Matla bir meclis sofrası kurar. Göz, gözyaşını şaraba çevirmiştir; âşık da buna eşlik etmek için bağrını kebap yapar. Şarap ile kebap meclisin iki temel ikramıdır ve aralarında bir tenasüp vardır. Kanlı gözyaşı şaraba, yanık bağır da kebaba benzetilir. "Dervīşāne" kelimesi, yoksul bir dervişin elindeki tek şeyi, kendi yüreğini ikram etmesini düşündürür.
İkinci beyit ince bir mizah taşır. Âşığın feryadı sevgilinin mahallesindeki köpeğe baş ağrısı vermiştir; âşık da gözlerinin şişesinden ona gülsuyu sunar. Göz şişeye, gözyaşı gülsuyuna benzetilir. Gülsuyunun baş ağrısına iyi geldiği düşüncesi beytin dayanağıdır; bu açıklama bizim çıkarımımızdır. Köpeğe gösterilen bu özen, âşığın sevgiliye bağlı her şeye duyduğu saygıyı anlatır.
Üçüncü beyitte "mihr" kelimesi sözlük anlamıyla hem güneş hem sevgi demektir ve beyit bu tevriyeye dayanır: güneş, sevgilinin güneş yüzüne duyduğu sevgiden kararını yitirmiştir. Mısraın ikinci yarısı, halk arasında bilinen "kapıdan kovsan bacadan girer" sözünü hatırlatır. Güneş ışığının bacadan içeri düşmesi de gerçek bir görüntüdür. Atasözüyle kurulan bu bağlantı bizim tespitimizdir.
Dördüncü beyitte gönül, seherde kalkıp ah edenlerin ahını kendine yoldaş edinmiştir. "Tañ" kelimesi sözlük anlamıyla "şaşılacak şey" demektir; aynı ses "tan" (şafak) kelimesini de düşündürür ve "seher" ile bir tenasüp kurar. Bu ses oyunu bizim tespitimizdir.
Mahlas beytinde Münîr'in "ya vuslat ya ölüm" diyerek sözü bitirmesi anlatılır. "Vallāhü a‘lem bi's-ṣavāb" sözlük anlamıyla "doğrusunu Allah bilir" demektir ve eskiden bir yazının ya da hükmün sonunda kullanılan bir kalıptır. Şair bu kalıbı gazelin son sözü yaparak hem sözünü bağlar hem de sonucu Allah'a bırakır.
Kaynakça
- Ersen Ersoy (hzl.), II. Bayezit Devri Şairlerinden Münîrî ve Dîvânı (İnceleme-Metin), Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2017 (e-kitap), s. 231, tg 19 (giriş s. 9, 15-18). https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56095,muniri-divanipdf.pdf (arşiv kopyası: https://web.archive.org/web/20220803084052/https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56095,muniri-divanipdf.pdf?0)
Çevrimiçi kaynaklar






