Özgün Metin
Vezin: fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün
Günde ‘ışḳuñdan yetişse baña biñ dürlü elem
Hīc bir vech ile yüz döndürmezem meger ölem
Pādşāh-ı vaḳtem ey dil devlet-i ‘ışḳ ile kim
Ḳanda gidersem çekilür dūd-ı āhumdan ‘alem
Bir yaña yārüñ cefāsı bir yaña ilüñ sözi
Ölmezem kim bārī ey dil bu belādan ḳurtulam
Pāre-i cüll-i seg-i kūyuñdan umduġum bu kim
Dem-be-dem bārī gözüm yaşını anuñla silem
Devlet-i ‘uḳbā dilerseñ kendüñi ḫāk it Münīr
N’ola olduñsa cihānda ṣāḥibü’s-seyf ve’l-ḳalem
Günümüz Türkçesiyle
1. Aşkından bana her gün bin türlü elem gelse de ölmedikçe hiçbir şekilde yüz çevirmem.
2. Ey gönül, aşk devleti sayesinde zamanın padişahıyım; çünkü nereye gitsem ahımın dumanından bir sancak çekilir.
3. Bir yanda sevgilinin cefası, bir yanda elin sözü; ey gönül, ölemiyorum ki hiç değilse bu beladan kurtulayım.
4. Mahallendeki köpeğin çulundan (sırtına örtülen kaba örtüden) bir parça umuyorum; onunla her an hiç değilse gözümün yaşını sileyim.
5. Münîr, ahiret devletini istersen kendini toprak et (alçakgönüllü ol); dünyada hem kılıç hem kalem sahibi olduysan ne çıkar.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Şiir beş beyitlik bir Türkçe gazeldir; neşirde Türkçe gazellerin yüz doksan beşincisidir (tg 195). Vezin "fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün" kalıbıdır. Ersoy girişteki redif listesinde bu gazelin redifini "-Em" eki olarak gösterir. Kafiye kelimeleri elem, ölem, ‘alem, ḳurtulam, silem ve ḳalemdir. Arapça "elem", "‘alem" ve "ḳalem" isimleri ile Türkçe "ölem", "ḳurtulam" ve "silem" fiilleri sesçe aynı sonla biter; kafiye böylece iki dilin kelimelerini aynı kalıba sokar (bizim tespitimizdir). Gazel VT (143b) ve VY (120a) nüshalarında vardır, Ü'de yoktur. Neşirde tek nüsha farkı dördüncü beyittedir: "cüll-i" kelimesi VT'de "çüll-i" diye yazılmıştır.
Anlam ve Söz Sanatları
Gazelin ilk dört beyti aşkın sıkıntısını sabırla yüklenen âşığı anlatır, mahlas beyti ise dünya makamlarına karşı alçakgönüllülüğü öğütler. Matlada âşık, ölmedikçe sevgiliden yüz çevirmeyeceğini söyler. İkinci beyit bu bağlılığı bir saltanat tablosuna çevirir. Kubbealtı Lugatı "alem" kelimesine işaret anlamının yanında sancak, bayrak anlamını da verir. Padişahın gittiği yerde sancağı taşındığı gibi, âşığın gittiği her yerde de ahının dumanı yükselir; âşık bu yüzden kendini aşk devletinin padişahı sayar. "Pādşāh", "devlet" ve "‘alem" kelimeleri arasında bir tenasüp vardır.
Üçüncü beyitte âşık iki taraftan sıkışmıştır: sevgilinin cefası ve elin dedikodusu. Ölüm bile ona kurtuluş olarak verilmez. Dördüncü beyit divan şiirinde sık görülen bir alçalma imgesine dayanır: sevgilinin mahallesindeki köpek bile âşıktan değerlidir. Kubbealtı Lugatı "çul" kelimesini Arapça "cull"den getirir ve hayvanların üzerine konan kıl, kenevir ya da yün örtü diye açıklar. Âşığın bütün umudu, o köpeğin sırtındaki kaba örtüden bir parça bulup gözyaşını onunla silmektir.
Mahlas beytinde ses değişir ve şair kendine öğüt verir. "Kendini toprak etmek" alçakgönüllü olmak demektir. "Ṣāḥibü's-seyf ve'l-ḳalem" terkibindeki "seyf" kelimesini Kubbealtı Lugatı kılıç diye açıklar; kılıç askerliği, kalem ise ilim ve kâtiplik işlerini temsil eder. Dünya devleti ile "devlet-i ‘uḳbā" (ahiret devleti) arasında bir tezat kurulur; ikinci beyitteki aşk devleti de bu üçüncü devletle birlikte okunabilir.
Tarihî Bağlam
Bu gazelin mahlas beyti, Münîrî'nin hayatıyla ilgili kaynaklarda anılır. Ersen Ersoy neşrin girişinde, divandaki bu beytin şairin hem ilmiye hem de askeriye teşkilatından olduğunu gösterdiğini söyler. Ersoy aynı yerde, Hüseyin Hüsameddin'in Amasya Tarihi'ne dayanarak Münîrî'nin 910-915 (1504-1510) yılları arasında Şehzade Ahmed'in meclisinde nişancı olduğunu, ayrıca şairin Mihr ü Müşterî tercümesindeki bir beyitte sipahi olduğunu ifade ettiğini kaydeder. TDV İslâm Ansiklopedisi de Mihr ü Müşterî'deki ifadelerinden, Münîrî'nin nişancılık görevinden önce Osmanlı ordusunda uzun süre sipahilik yaptığının anlaşıldığını yazar.
Beyit bu bilgiyi bir övünme olarak değil, şartlı bir cümle içinde verir: "n'ola olduñsa", yani "olduysan ne çıkar". Kılıç ve kalem sahipliği burada ahiret karşısında küçültülen bir dünya rütbesidir (bizim tespitimizdir).
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Ersen Ersoy (hzl.), II. Bayezit Devri Şairlerinden Münîrî ve Dîvânı (İnceleme-Metin), Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2017 (e-kitap), s. 316, tg 195 (giriş s. 1-2, 9, 15-18). https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56095,muniri-divanipdf.pdf (arşiv kopyası: https://web.archive.org/web/20220803084052/https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56095,muniri-divanipdf.pdf?0)
Akademik çalışmalar
- Ümran Ay, "Münîrî Amâsî", TDV İslâm Ansiklopedisi, 2019. https://islamansiklopedisi.org.tr/muniri-amasi
Kitaplar
- Kubbealtı Lugatı (Misalli Büyük Türkçe Sözlük), "alem", "çul" ve "seyf" maddeleri. https://lugatim.com/s/alem
Çevrimiçi kaynaklar






