Özgün Metin
Vezin: fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün
Ḳaṭre-i ḫūn ile ṭoldı dīde la‘l-i yār içün
Nār içidür kāseyile ṣanki ben bīmār içün
Bülbül-i gūyā-yı dil ḳılsa ‘aceb mi zemzeme
‘Andelīb-i ḫoş-nevādur bir gül-i ruḫsār içün
Gül yüzüñ mecmū‘asından bir varaḳ yazmış degül
Bunca evrāḳı ki dürdi ġoncalar tomār içün
Şem‘ gibi yumamaz göz giceler tā-ṣubḥa dek
Ṭal‘at-ı mihr-i ruḫuñla devlet-i dīdār içün
Bendeñi ḳaṣr-ı refī‘uñ sāyesinden sürme kim
Ḥācet olur kāha da āḫirde bir dīvār içün
Şol ki ḫāk-i pāyı tāc-ı farḳ-ı devletdür Münīr
Gerd-i rāhı sürmedür çeşm-i ūlü’l-ebṣār içün
Günümüz Türkçesiyle
1. Sevgilinin lal dudağı için gözüm kan damlalarıyla doldu; sanki ben hasta için kâseye konmuş nar taneleridir.
2. Gönlün konuşan bülbülü ötse şaşılır mı; o, gül yanaklı bir sevgili için güzel sesli bir bülbüldür.
3. Goncaların tomar yapmak için dürüp büktükleri bunca yaprak (sayfa), senin gül yüzünün mecmuasından tek bir yaprak bile yazmış değildir.
4. Yüzünün güneşinin doğuşuyla seni görme saadetine ermek için, mum gibi geceler boyu sabaha dek gözümü yumamam.
5. Bu kulunu yüksek köşkünün gölgesinden kovma; çünkü sonunda bir duvar için samana (kâh) da ihtiyaç olur.
6. Ayağının toprağı devletin (saadetin) başının tacı olan o kimsenin yolunun tozu, Münîr, basiret sahiplerinin gözüne sürmedir.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Şiir altı beyitlik bir Türkçe gazeldir; neşirde Türkçe gazellerin iki yüz altıncısıdır (tg 206). Vezin "fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün" kalıbıdır. Redif "içün" kelimesidir; Ersoy da girişindeki redif listesinde bu gazeli "içün" redifliler arasında sayar. Kafiye "-ār" sesine dayanır: yār, bīmār, ruḫsār, tomār, dīdār, dīvār ve ebṣār. Gazel üç divan nüshasında da (VT 146b, VY 124a, Ü 48a) bulunur. Tek nüsha farkı üçüncü beyittedir: "dürdi" (dürdü) kelimesi Ü'de "düzdi" (düzdü) biçimindedir. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmemektedir.
Anlam ve Söz Sanatları
Matla kanlı gözyaşını bir hasta sofrasına benzetir. Göz bir kâse, içindeki kan damlaları da kâseye doldurulmuş nar taneleridir. Kubbealtı Lugatı "nar" kelimesini meyve olarak, "nâr" kelimesini de ayrı bir maddede ateş olarak açıklar; "nār içi" sözü bu yüzden ateşin içini de düşündürür, ama beyitteki kâse ve hasta, öncelikle nar tanesi anlamını öne çıkarır (bizim tespitimizdir). İkinci beyit gönlü konuşan bir bülbül, sevgilinin yanağını da gül sayarak divan şiirinin gül ve bülbül mazmununu kurar; Kubbealtı Lugatı "andelîb" kelimesini bülbül, "zemzeme" kelimesini nağmeli ses, ezgi diye açıklar.
Üçüncü beyit yazı ve kitap kelimeleriyle örülüdür. Kubbealtı Lugatı "varak" kelimesine hem ağaç yaprağı hem kitap yaprağı anlamını verir; "evrâk" da yapraklar, kitap sayfaları demektir. "Mecmua" ise aynı sözlüğe göre içinde şiirler ve seçilmiş yazılar bulunan el yazması kitaptır, "tomar" da boru biçiminde bükülmüş deri ya da kâğıttır. Gonca, yapraklarını dürüp tomar gibi kıvrılmış hâliyle sevgilinin yüzünden bir sayfa yazmaya çalışan bir kâtibe döner; ama bütün yaprakları bir araya gelse de o güzellikten tek bir sayfa çıkaramaz. Varak, evrak, mecmua, tomar ve yazmak arasında güçlü bir tenasüp vardır.
Dördüncü beyitte âşık, sabaha kadar yanan mum gibi uyumaz; beklediği şey Kubbealtı Lugatı'nın yüz, güzel yüz diye açıkladığı "tal‘at"tır, yani sevgilinin güneş gibi doğan yüzü. Beşinci beyit gazelin en dikkat çekici yeridir. Kubbealtı Lugatı "kâh" kelimesine iki ayrı madde ayırır: biri köşk, kasır gibi yüksek bina, öteki saman. Şair yüksek köşkün (ḳaṣr-ı refī‘) gölgesinden kovulmamayı dilerken, en değersiz şey olan samanın bile bir duvar için gerekli olduğunu hatırlatır; aynı sözlük kerpici samanlı balçıktan yapılmış çiğ tuğla diye tanımlar. "Kâh" kelimesinin köşk anlamı ile saman anlamı aynı beyitte buluşur; ikinci mısra da genel bir hüküm bildirerek ilk mısraı destekler. Mahlas beytinde Kubbealtı Lugatı'nın toz, toprak diye açıkladığı "gerd" kelimesi geçer: övülen kişinin yolunun tozu, kalp gözüyle gören, basiret sahibi kimseler (ülülebsâr) için göze çekilen sürmedir. "Bende", "ḳaṣr-ı refī‘", "tāc" ve "devlet" kelimeleri son iki beyte bir saray havası verir; bunun bir memduha mı yoksa sevgiliye mi söylendiği metinden kesin olarak anlaşılmaz (bizim tespitimizdir).
Kaynakça
- Ersen Ersoy (hzl.), II. Bayezit Devri Şairlerinden Münîrî ve Dîvânı (İnceleme-Metin), Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2017 (e-kitap), s. 321-322, tg 206 (giriş s. 9, 15-18). https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56095,muniri-divanipdf.pdf (arşiv kopyası: https://web.archive.org/web/20220803084052/https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56095,muniri-divanipdf.pdf?0)
- Kubbealtı Lugatı (Misalli Büyük Türkçe Sözlük), "nar", "nâr", "andelîb", "zemzeme", "varak", "evrak", "mecmua", "tomar", "tal'at", "kâh", "kerpiç", "gerd" ve "ülülebsar" maddeleri. https://lugatim.com/s/kâh
Çevrimiçi kaynaklar






