Özgün Metin
Vezin: mef‘ūlü fā‘ilātü mefā‘īlü fā‘ilün
Ās̱ār-ı feyż-i raḥmet ile Ḥayy-ı Lā-yenām
Dirgürdi ‘ālemi yine ölmiş iken tamām
Her bir şükūfe ḥayret ile göz diküp deñer
Gördi ramīm iken dirilirmiş yine ‘iẓām
Luṭf-ı Ḫudā yetişdügiçün ‘āleme ṣabā
Dār-ı selāmdan getürür her nefes selām
Nergis gibi gözüñi göñül açmadan n’olur
‘İbret göziyle gözle eger merd iseñ tamām
Yā Rab ne ḥikmeti ki gülistānda bu ‘aceb
Bülbüller iñledükçe olur ġonca şād-kām
Sünbül ṣaçın ṭaġıtduġı fikr ider āḫirin
Bād-ı ḫazān bilür ki ḳafāsındadur müdām
Her gül kināyet ile bunı dir bize Münīr
Dünyā-yı penç-rūzeden ummañ siz ihtimām
Günümüz Türkçesiyle
1. Hiç uyumayan, daima diri olan Allah (Hayy-ı Lâ-yenâm), rahmet bolluğunun eserleriyle büsbütün ölmüş olan dünyayı yeniden diriltti.
2. Her çiçek hayretle gözünü dikip bakıyor; çürümüşken kemiklerin yeniden dirildiğini gördü.
3. Allah'ın lütfu dünyaya ulaştığı için seher yeli her nefeste Dârüsselâm'dan (cennetten) selam getirir.
4. Ey gönül, nergis gibi gözünü açsan ne olur; eğer tam bir er isen ibret gözüyle bak.
5. Ya Rabbi, bu ne hikmettir, ne tuhaf şeydir ki gül bahçesinde bülbüller inledikçe gonca sevinir (açılıp güler).
6. Sümbül saçını dağıtmasının sonunu düşünür; çünkü sonbahar rüzgârının hep ensesinde olduğunu bilir.
7. Münîr, her gül bize kinaye yoluyla şunu söyler: Beş günlük dünyadan özen ve iltifat ummayın.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Şiir yedi beyitlik bir Türkçe gazeldir; neşirde Türkçe gazellerin iki yüz beşincisidir (tg 205). Vezin "mef‘ūlü fā‘ilātü mefā‘īlü fā‘ilün" kalıbıdır. Gazelin redifi yoktur; kafiye "-ām" sesine dayanır: yenām, tamām, ‘iẓām, selām, tamām, kām, müdām ve ihtimām. "Tamām" kelimesi matlada ve dördüncü beyitte iki kez kafiye olur. Gazel üç divan nüshasında da (VT 146a, VY 122b, Ü 47b) bulunur. Neşirdeki tek nüsha farkı dördüncü beyittedir: "n'olur" Ü'de "ne var" biçimindedir. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmemektedir.
Gazel bir bahar şiiridir, ama baharı aşk meclisinin değil, ibretin ve ölümden sonra dirilişin işareti olarak ele alır. İlk üç beyit baharı Allah'ın dünyayı yeniden diriltmesi olarak anlatır, son dört beyit ise çiçeklerden insana ibret çıkarır.
Anlam ve Söz Sanatları
Matla ve ikinci beyit Kur'an'dan iki ayete dayanır. Rûm suresinin 50. ayeti, Diyanet mealine göre, Allah'ın rahmetinin eserlerine bakmaya çağırır ve yeryüzünü "ölümünden sonra nasıl diriltiyor" diye sorar. Münîrî'nin "Ās̱ār-ı feyż-i raḥmet ile … Dirgürdi ‘ālemi yine ölmiş iken" söyleyişi bu ayetin "rahmet eserleri" ifadesini ve diriltme düşüncesini alır; bu bir iktibastır. İkinci beyitteki "ramīm" ve "‘iẓām" kelimeleri de Yâsîn suresinin 78. ayetine işaret eder; Diyanet meali bu ayette inkârcının sözünü "Çürümüşlerken kemikleri kim diriltecek?" diye verir. Kubbealtı Lugatı "remim" kelimesini çürümüş, özellikle insan kemiği için kullanılır diye, "izam" kelimesini de kemikler diye açıklar. Şair bu ayetteki soruya baharla cevap verir: çiçekler, çürümüş kemiklerin dirildiğini gözleriyle görmüş gibi hayretle bakmaktadır.
Üçüncü beyitte seher yeli cennetten selam getiren bir habercidir. Kubbealtı Lugatı "dâr" maddesinde "dârü's-selâm" terkibini "selamet evi", cennet diye açıklar; "Dār-ı selām" ile "selām" kelimeleri arasında bir cinas vardır. Dördüncü beyitte nergis, divan şiirinde göze benzetilen çiçektir; Kubbealtı Lugatı "nergis" maddesinde bu kelimenin mecazen sevgilinin gözü anlamını da kaydeder. Şair gönle, nergis gibi gözünü açıp dünyaya ibret gözüyle bakmasını öğütler. "Göz", "nergis" ve "‘ibret göziyle gözlemek" arasında bir tenasüp vardır.
Beşinci beyitte bülbül ile gonca arasında bir tezat kurulur: bülbül inledikçe gonca açılıp güler. Altıncı beyitte sümbülün dağınık saçları ile sonbahar rüzgârı karşı karşıya konur. "Ḳafāsındadur" sözü hem "ensesindedir, peşindedir" hem de "kafasındadır, aklındadır" diye okunabilir; sümbül, rüzgârın arkasında olduğunu bildiği için saçını dağıtmanın sonunu düşünür (bizim tespitimizdir). Mahlas beytinde bütün bu tablo bir öğüde bağlanır. Kubbealtı Lugatı "penç" kelimesini beş diye açıklar; "dünyā-yı penç-rūze" beş günlük, yani kısa ömürlü dünyadır. Gül bu sözü açıkça değil, kinaye yoluyla söyler: kendi kısa ömrüyle dünyanın geçiciliğini gösterir.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Ersen Ersoy (hzl.), II. Bayezit Devri Şairlerinden Münîrî ve Dîvânı (İnceleme-Metin), Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2017 (e-kitap), s. 321, tg 205 (giriş s. 15-18). https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56095,muniri-divanipdf.pdf (arşiv kopyası: https://web.archive.org/web/20220803084052/https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56095,muniri-divanipdf.pdf?0)
Resmî kaynaklar
- Kur'an-ı Kerim, Rûm suresi 30/50, Diyanet İşleri Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali (Açık Kuran). https://acikkuran.com/30/50
- Kur'an-ı Kerim, Yâsîn suresi 36/78, Diyanet İşleri Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali (Açık Kuran). https://acikkuran.com/36/78
Kitaplar
- Kubbealtı Lugatı (Misalli Büyük Türkçe Sözlük), "remim", "izam", "dâr", "nergis" ve "penç – penc" maddeleri. https://lugatim.com/s/remim
Çevrimiçi kaynaklar






