Özgün Metin

Vezin: fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün

Hīc bulmadum vefā‘ahdüñde ben
Şöyle m’olur vār hey ḳavli yalan
Derd-i ‘ışḳa çāre bulmadum meger
Yine dermānın vire derdin viren
Añmaz olduñ bizi aṣlā ey göñül
Bize ne virdi ‘aceb sini alan
Vuṣlat-ı yārı raḳībe añma hīc
Saña ey dil kim ṣorar bayram ḳaçan
Ġamzesi deldiyse baġruñı Münīr
N’ola hīc añma anı geçdi geçen

Günümüz Türkçesiyle

1. Senin ahdinde (verdiğin sözde) hiç vefa bulmadım; böyle mi olur, git hey sözü yalan olan.

2. Aşk derdine galiba çare bulamadım; dermanını da yine derdi veren versin.

3. Ey gönül, bizi artık hiç anmaz oldun; acaba seni alan bize ne verdi?

4. Sevgiliye kavuşmayı rakibe hiç anma; ey gönül, sana bayramın ne zaman olduğunu kim soruyor?

5. Münîr, gamzesi bağrını deldiyse ne olur; onu hiç anma, geçen geçti.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Şiir beş beyitlik bir Türkçe gazeldir; neşirde Türkçe gazellerin iki yüz onuncusudur (tg 210). Vezin "fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün" kalıbıdır; bu, komşu gazellerde (ör. tg 206 ve 207) kullanılan on beş heceli kalıptan daha kısa, on bir heceli bir ölçüdür. Gazelin redifi yoktur; mısra sonları "-n" sesinde buluşur: ben, yalan, viren, alan, ḳaçan ve geçen. Gazel iki divan nüshasında (VT 147b, VY 123b) ve Pervâne Bey Mecmuası'nda (PB 452b) bulunur; Ü nüshasında yoktur. Neşirde nüsha farkı gösterilmemiştir. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmemektedir.

Gazelin dili sadedir; Farsça terkip yalnız "vuṣlat-ı yār" ve "derd-i ‘ışḳ" gibi yaygın birkaç söyleyişle sınırlı kalır. Beyitlerin çoğu konuşma diline yakın, kısa ve kesin hükümlerle kapanır.

Anlam ve Söz Sanatları

Gazel bir sitemle açılır. Matlada sevgilinin ahdinde vefa bulunmadığı söylenir ve sevgili "ḳavli yalan", yani sözü yalan olan diye azarlanır. "Şöyle m'olur" (böyle mi olur) ve "vār hey" (git hey) gibi ünlemli konuşma kalıpları beytin tonunu belirler. İkinci beyitte "derd" ile "dermān" kelimeleri karşı karşıya konur; derdi veren dermanını da versin sözü, şairin aşk derdine çare bulamayınca işi derdi verene bırakmasıdır. Ersoy, Münîrî'nin atasözü ve deyimleri çokça kullandığını belirtir; ikinci mısraın kesin hüküm bildiren söyleyişi buna uygundur.

Üçüncü beyitte şair kendi gönlüne sitem eder. Gönül artık "bizi", yani şairi hiç anmaz olmuştur; çünkü onu sevgili almıştır. "Bize ne virdi ‘aceb sini alan" sorusu bir alışveriş diliyle kurulur: gönlü alan, karşılığında ne vermiştir. Dördüncü beyitte vuslat bayrama benzetilir. Kubbealtı Lugatı "bayram" kelimesine mecaz olarak büyük sevinç, sevinç vesilesi anlamını da verir. Âşık vuslatı rakibe anlatmamalıdır; rakip ona bayramın ne zaman olduğunu sormamaktadır. Beyit, sevinci kıskanç birine haber vermenin gereksizliğini bir konuşma kalıbıyla söyler (bizim tespitimizdir).

Mahlas beytinde sevgilinin gamzesi şairin bağrını delmiştir, ama şair bunu da anmamayı öğütler. "Geçdi geçen" sözü olanı geride bırakmayı bildirir. Gazelde "añmak" fiili üç ayrı beyitte geçer: gönül şairi anmaz, şair vuslatı rakibe anmamalı, gamzenin açtığı yarayı da anmamalıdır (bizim tespitimizdir). Bu tekrar, sitemle başlayan gazeli bir susma kararıyla bitirir.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar