Özgün Metin
Vezin: mef‘ūlü fā‘ilātü mefā‘īlü fā‘ilün
Ḫayl-i ḫayālüñ egleni geçdügi dīdeden
Bir yire kim ṣu çökse geçilmez revān iñen
Gül-zār-ı ḥüsnüñ içün iñildüm ‘aceb midür
Bir heftelik gül içün ölür bülbül-i çemen
Ey dil raḳīb itüñ çekelüm ser-zenişlerin
Şāyed ki götüre yine bir gün anı viren
Bir ẕerre la‘l içün lebi devrinde gözlerüm
Bunca cevāhiri niçe döker tümen tümen
İrdi kemāle ‘ilm-i naẓarda belī Münīr
Ta‘līm-i ders-i ‘ışḳ ideli ṣūret-i ḥasen
Günümüz Türkçesiyle
1. Hayalinin alayı gözümden oyalanarak geçer; suyun çöküp biriktiği bir yerden pek hızlı geçilmez.
2. Güzelliğinin gül bahçesi için inledimse şaşılır mı; çimenin bülbülü bir haftalık gül için ölür.
3. Ey gönül, rakip köpeğinin sitemlerine katlanalım; belki onu veren bir gün yine alıp götürür.
4. Onun dudağının devrinde gözlerim bir zerre lal için bunca mücevheri nasıl tümen tümen döküyor.
5. Evet, güzel yüz Münîr'e aşk dersini öğreteli beri, Münîr nazar (bakış ve akıl yürütme) ilminde kemale erdi.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Şiir beş beyitlik bir Türkçe gazeldir; neşirde Türkçe gazellerin iki yüz on dördüncüsüdür (tg 214). Vezin "mef‘ūlü fā‘ilātü mefā‘īlü fā‘ilün" kalıbıdır. Gazelin redifi yoktur; kafiye "-en" sesine dayanır: dīdeden, iñen, çemen, viren, tümen ve ḥasen. Gazel üç divan nüshasında da (VT 148b, VY 125a, Ü 48a) bulunur. Tek nüsha farkı ikinci beyittedir: "ölür" kelimesi Ü'de yoktur. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmemektedir.
Anlam ve Söz Sanatları
Matla gözyaşı imgesine dayanır, ama bunu açıkça söylemez. Kubbealtı Lugatı "hayl" kelimesine at sürüsü, atlı asker ve mecazen güruh, topluluk anlamlarını verir; sevgilinin hayali bir süvari alayı gibi âşığın gözünden geçer. Göz yaşla dolu olduğu için bu alay oradan hızla geçemez, çünkü su çöken yerden çabuk geçilmez. Kubbealtı Lugatı "eğlenmek" fiiline oyalanmak, durmak, beklemek anlamını da verir; mısra başındaki "egleni" kelimesini bu fiile bağlayıp "oyalanarak" diye anlıyoruz, kafiyedeki "iñen" kelimesini de "pek, çok" diye okuyoruz (bizim okumamızdır). Böylece ikinci mısra ilk mısraın sebebini genel bir hükümle açıklar.
İkinci beyit gül ve bülbül mazmununu kısa ömür fikriyle birleştirir. Kubbealtı Lugatı "hefte" kelimesini hafta kelimesinin eski metinlerdeki asıl şekli diye verir; bülbül bir haftalık ömrü olan gül için ölürken, âşığın sevgilinin güzellik bahçesi için inlemesi şaşılacak şey değildir. Üçüncü beyitte Kubbealtı Lugatı'nın başa kakma, sitem diye açıkladığı "ser-zeniş" kelimesi geçer. Âşık rakibin sitemlerine katlanmaya razıdır, çünkü onu veren bir gün yine alabilir; "viren" ve "götüre" kelimeleri arasındaki karşıtlık, her şeyin verenin elinde olduğunu düşündürür (bizim tespitimizdir).
Dördüncü beyitte gözyaşı mücevhere dönüşür. Sevgilinin dudağı lal taşıdır; âşığın gözleri bu laldan bir zerre için bunca cevheri döker. Kubbealtı Lugatı "tümen" kelimesini büyük küme, on bin diye açıklar ve "tümen tümen" deyimini pek çok diye verir. "La‘l" ile "cevāhir" arasında bir tenasüp, "ẕerre" ile "tümen tümen" arasında bir tezat vardır. Mahlas beytinde ise ilim ve eğitim kelimeleri bir araya gelir: "‘ilm", "kemāl", "ta‘līm" ve "ders". Kubbealtı Lugatı "nazar" kelimesine hem bakış, bakma hem de görme, tecrübe ve kıyasa dayanarak düşünme, fikir yürütme anlamlarını verir. Münîrî'nin "‘ilm-i naẓar" sözü bu iki anlamı birlikte taşır: şair güzel yüze bakmakta da, akıl yürütmekte de olgunlaşmıştır. Aynı sözlük "hasen" kelimesini güzel diye açıklar; "ṣūret-i ḥasen" güzel yüzdür.
Kaynakça
- Ersen Ersoy (hzl.), II. Bayezit Devri Şairlerinden Münîrî ve Dîvânı (İnceleme-Metin), Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2017 (e-kitap), s. 325, tg 214 (giriş s. 15-18). https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56095,muniri-divanipdf.pdf (arşiv kopyası: https://web.archive.org/web/20220803084052/https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56095,muniri-divanipdf.pdf?0)
- Kubbealtı Lugatı (Misalli Büyük Türkçe Sözlük), "hayl", "eğlenmek", "hefte", "serzeniş", "tümen", "nazar" ve "hasen" maddeleri. https://lugatim.com/s/nazar
Çevrimiçi kaynaklar






