Özgün Metin

Vezin: fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün

Kime feryād ideyüm ben sen büt-i bī-dāddan
Kim ḥaẕer ḳılmazsın aṣlā nāle vü feryāddan
Gūyiyā ḫāl-i siyāhuñ çeşmüñ öñinde senüñ
Düzd-i Hindū-beççedür kim raḥm umar cellāddan
Hīc ḫūnī gözlerüñden göñlüm itmez iḥtiyāṭ
Bes eceldür murġı bī-bāk eyleyen ṣayyāddan
‘İlm-i siḥri n’ola yeg bilse gözinden ġamzesi
Şimdi m’oldı yegrek olmaḳ bir şagird üstāddan
Sen büt-i şīrīn-dehān içün bugün cān virmede
Ḫüsrevā billāh Münīrī kem midür Ferhāddan

Günümüz Türkçesiyle

1. Ey zalim güzel, senin elinden ben kime feryat edeyim; çünkü sen inlemeden ve feryattan hiç çekinmezsin.

2. Gözünün önündeki kara ben sanki cellattan merhamet uman küçük, Hintli bir hırsızdır.

3. Gönlüm senin kan dökücü gözlerinden hiç sakınmaz; zaten kuşu avcıdan korkusuz kılan şey eceldir.

4. Bakışı büyü ilmini gözünden daha iyi bilse ne olur; çırağın ustadan daha iyi olması şimdi mi görüldü?

5. Ey Hüsrev (ey padişah), Allah için söyle: Şîrîn ağızlı (tatlı ağızlı) güzel için bugün can vermekte Münîrî Ferhad'dan aşağı mıdır?

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Şiir beş beyitlik bir Türkçe gazeldir; neşirde Türkçe gazellerin iki yüz yirmi yedincisidir (tg 227). Vezin "fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün" kalıbıdır. Redif "-dan" ekidir; Ersoy girişteki redif listesinde (s. 9) bu gazeli "-dan" redifliler arasında gösterir. Kafiye "-ād" sesine dayanır: bī-dād, feryād, cellād, ṣayyād, üstād ve Ferhād. Gazel üç divan nüshasında da (VT 151b, VY 127b, Ü 49b) bulunur; neşirde nüsha farkı kaydedilmemiştir. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmemektedir.

Anlam ve Söz Sanatları

Gazelin konusu sevgilinin zulmü ve âşığın bu zulme karşı çaresizliğidir. Kubbealtı Lugatı "bîdad" kelimesini adaletsiz, zalim ve zulüm diye, "büt" kelimesini de put ve mecazen güzel, sevgili diye açıklar. Matlada "feryād" kelimesi hem kafiyede hem ilk mısrada tekrarlanır; âşık feryat edecek bir makam bulamaz, çünkü zulmeden sevgili feryattan çekinmez. İkinci beyit renk ve rol üzerine kurulmuş bir teşbihtir. Kubbealtı Lugatı "Hindû" kelimesinin eski edebiyatta yüzdeki ve vücuttaki ben anlamına geldiğini, "düzd" kelimesinin de hırsız demek olduğunu kaydeder. Gözün önündeki siyah ben, cellat karşısında merhamet bekleyen küçük, kara bir hırsıza benzetilir; kan dökücü göz celladın yerindedir. Üçüncü beyitte gönlün sevgilinin gözünden sakınmaması bir kuşun avcıdan korkmamasına benzetilir ve bunun sebebi ecele bağlanır. Mısra hikmetli bir söz gibi kurulmuştur; bir irsal-i mesel sayılabilir (bizim tespitimizdir). Göz, kan, kuş ve avcı arasında bir tenasüp vardır.

Dördüncü beyitte göz ile bakış arasında bir usta-çırak ilişkisi kurulur. Beyitte göz büyü ilminin ustası, bakış (ġamze) ise onun öğrencisi gibi düşünülmüştür; öğrencinin büyü ilminde ustasını geçmesi şaşılacak bir şey değildir. Usta ile çırak arasında bir tezat, büyü ilmi ile göz ve bakış arasında da bir tenasüp vardır. Mahlas beyti Hüsrev, Şîrîn ve Ferhad hikâyesine dayanır. Nurettin Albayrak'ın TDV İslâm Ansiklopedisi'ndeki "Ferhad ve Şirin" maddesine göre bu hikâyenin kahramanları Şîrin ile onu seven ve birbirine rakip olan Hüsrev ve Ferhad'dır. Kubbealtı Lugatı "kûh-ken" (dağ delen) sıfatının Ferhad için kullanıldığını kaydeder. Münîrî bu adları tevriyeli kullanır. Kubbealtı Lugatı'na göre "hüsrev" hükümdar, şah anlamına gelir; "Ḫüsrevā" hitabı hem "ey padişah" hem "ey Hüsrev" diye okunabilir. "Şīrīn-dehān" da hem "tatlı ağızlı" hem "Şîrîn ağızlı" demektir. Şair, sevgili için can vermekte kendini dağı delerek canını veren Ferhad'la ölçer. Albayrak aynı maddede hikâyenin halk anlatısında olayların Amasya'da geliştiğini, Şîrîn'in öbür âşığı Hüsrev'in de Amasya hükümdarı Hürmüz Şah'ın oğlu olduğunu yazar. Bu halk anlatısının Münîrî'nin zamanında bilinip bilinmediği ise belirsizdir.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

Akademik çalışmalar

Kitaplar

  • Kubbealtı Lugatı (Misalli Büyük Türkçe Sözlük), "bîdad", "büt", "Hindû", "düzd", "kûh" (kûh-ken) ve "hüsrev – husrev" maddeleri. https://lugatim.com/s/hindû

Çevrimiçi kaynaklar