Özgün Metin
Vezin: fe‘ilātün fe‘ilātün fe‘ilātün fe‘ilün
Zülfüñüñ nükhetine reşk iledür nāfe-i Çīn
Nitekim lūlū-yı lālā dişüñe dürr-i s̱emīn
Yaşlu gözümle miyān-ı dil ü cān içre bugün
Sensin ol ġonca-i nāzük-beden-i perde-nişīn
Ḥasretinden gül-i ruḫsāruñuñ ey ġonca-dehen
Lāle-zār olsa yaşumla ne ‘aceb rūy-ı zemīn
Böyle bu ḥüsn ile sen şöhre-i āfāḳ olalı
Ḳaldı dīvārda ṭaş oldı hemān ṣūret-i Çīn
Ẕerreden n’ola hevāñ ile kem oldısa Münīr
Müşterīdür yüzüñüñ mihrine ey Zühre-cebīn
Günümüz Türkçesiyle
1. Çin'in misk kesesi saçının kokusunu kıskanır; tıpkı değerli incinin, parlak inci gibi olan dişini kıskanması gibi.
2. Bugün yaşlı gözümle gönül ile can arasında, perde ardında oturan o nazik bedenli gonca sensin.
3. Ey gonca ağızlı, gül yanağının hasretinden yeryüzü gözyaşımla lale bahçesine dönse buna şaşılır mı?
4. Sen bu güzellikle dünyaya ün salalı, Çin resmi duvarda kaldı; hemen taş kesildi (donup kaldı).
5. Ey Zühre alınlı, Münîr senin sevdanla zerreden de küçük olduysa ne olur; o senin yüzünün güneşinin alıcısıdır (müşterisidir).
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Şiir beş beyitlik bir Türkçe gazeldir; neşirde Türkçe gazellerin iki yüz yirmi sekizincisidir (tg 228). Vezin "fe‘ilātün fe‘ilātün fe‘ilātün fe‘ilün" kalıbıdır. Redif yoktur; kafiye "-īn" sesine dayanır: Çīn, s̱emīn, nişīn, zemīn, Çīn ve cebīn. "Çīn" kelimesi matlada ve dördüncü beyitte iki kez kafiye olur. Gazel üç divan nüshasında da (VT 152a, VY 127b, Ü 50a) bulunur; neşirde nüsha farkı kaydedilmemiştir. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmemektedir.
Anlam ve Söz Sanatları
Gazelin her beytinde sevgilinin bir güzelliği, kendisiyle yarışan bir şeyi geride bırakır. Matlada saç ile misk, diş ile inci yan yana konur. Kubbealtı Lugatı "nâfe" kelimesini misk ceylanının göbeğindeki, içi güzel kokuyla dolu kese diye açıklar ve Zâtî'nin "Öykünürmüş nâfe ey attâr zülf-i dilbere" mısraını örnek verir; Münîrî'nin "Zülfüñüñ nükhetine reşk iledür nāfe-i Çīn" mısraı aynı düşünceyi taşır. Aynı sözlük "lü'lü-i lâlâ" terkibini parlak inci, "semin" kelimesini de değerli, kıymetli diye açıklar. Dişler parlak incidir ve değerli inci bile onları kıskanır. İkinci beyitte sevgili, gönül ile can arasında, perde ardında oturan nazik bir goncaya benzetilir. Kapalı gonca, perde ardındaki güzelin örtülü hâline uygun düşer; perdenin âşığın gözyaşı olup olmadığı açık değildir. Üçüncü beyitte gül yanağın hasretiyle dökülen kanlı yaşlar yeryüzünü lale bahçesine çevirir. Gül, gonca ve lale arasında bir tenasüp, gözyaşı ile lale bahçesi arasında da bir mübalağa vardır.
Dördüncü beyitte Çin resminin duvarda kalması tevriyeli bir söyleyiştir. Kubbealtı Lugatı "sûret" kelimesine resim, tasvir anlamını verir ve Fuzûlî'den "Ol pîr çü gördü sûret-i hâl / Sûret gibi kaldı bir zaman lâl" beytini örnek verir. "Ḳaldı dīvārda" sözü hem resmin duvarda asılı durmasını hem bir kenarda kalıp unutulmasını anlatır; "ṭaş oldı" da hem duvarın taşına işlenmesini hem hayretten donup kalmayı düşündürür (bizim tespitimizdir). Sevgilinin güzelliği ün salınca en ünlü resimler bile ona bakakalmıştır. Mahlas beyti gök cisimleriyle kurulmuş bir tenasüp beytidir. Kubbealtı Lugatı "Zühre" kelimesini güneşe en yakın ikinci gezegen olan Venüs, "müşteri" kelimesini satın alan kimse ve Jüpiter gezegeni, "mihr" kelimesini güneş ve mecazen sevgi diye açıklar. "Zerre" de aynı sözlükte çok küçük parçacıktır. Münîr, sevgilinin sevdasıyla zerreden küçük olmuştur; ama güneş ışığında görünen zerreler gibi o da güneşin, yani sevgilinin yüzünün müşterisidir. "Müşterī" kelimesi burada hem "alıcı" hem "Jüpiter" anlamıyla tevriyelidir. Ersoy, Münîrî'nin Assâr-ı Tebrizî'nin Mihr ü Müşterî mesnevisini Türkçeye çevirdiğini kaydeder. Bu beyitte "mihr" ile "müşterī" kelimelerinin yan yana gelmesi o eserin adını da hatırlatır (bizim tespitimizdir).
Kaynakça
- Ersen Ersoy (hzl.), II. Bayezit Devri Şairlerinden Münîrî ve Dîvânı (İnceleme-Metin), Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2017 (e-kitap), s. 332, tg 228 (giriş s. 15-18). https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56095,muniri-divanipdf.pdf (arşiv kopyası: https://web.archive.org/web/20220803084052/https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56095,muniri-divanipdf.pdf?0)
- Kubbealtı Lugatı (Misalli Büyük Türkçe Sözlük), "nâfe", "lü'lü" (lü'lü-i lâlâ), "semin", "sûret", "Zühre", "müşteri", "mihr" ve "zerre" maddeleri. https://lugatim.com/s/nâfe
Çevrimiçi kaynaklar






