Özgün Metin
Vezin: fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün
Ey ġubār-ı gerd-i rāhı tāc-ı farḳ-ı ferḳadān
Āftāb-ı ṭal‘atuñdur nūr-ı çeşm-i ins ü cān
Gerd-i rāhuñdan yetişe diyü bir nūr-ı baṣar
Reh-güẕār-ı ṣubḥı gözler her seḥer kerrūbiyān
Menzil idinmiş ḫayāl-i lāle-ruḫlar çeşmüñi
Sürḫ-reng olduġı fī’l-cümle budur k’olmış ‘ıyān
Nergisüñ ḫışm eylemiş meh-rūlara baḳmamaġa
Nīl-gūn vālā-yı burḳa‘ ḳılmış ol bebr-i beyān
Yoḫsa şīr-i nerdür ol ṭurmış kemīn-gehden deñer
Ġālibā ṣayd-ı ġazāl itmek durur fikri hemān
Mihr-i ruḫsārına çoḳ baḳmaġ ile meh-rūlaruñ
Gözi beñzer kim ḳamaşdı yaşarur ol bī-gümān
Dūd-ı eflāküñ mu‘ayyen gerdişindendür hemīn
İncinüp bulanduġı bu çeşm-i ‘ālem-bīn-i ḫān
Gerd-i rāhuña ḳatı müştāḳdur çeşm-i Münīr
Ḳanı ol devlet kim ire yine ey ḫān-ı cihān
Rūḥ-ı ‘ālemdür muṣavver nūr-ı çeşm-i kāyināt
Ḥażret-i sulṭān-ı ‘ālem Aḥmed-i ḫān ibn-i ḫān
Ḥaḳ yavuz göz şerrini dūr itsün andan tā-ebed
Nūr-ı çeşm-i ‘ālem oldur ḥāṣıl-ı devr-i zamān
Günümüz Türkçesiyle
1. Ey yolunun tozu Ferkadân yıldızlarının başına taç olan; yüzünün güneşi insanların ve cinlerin göz nurudur.
2. Yolunun tozundan bir göz aydınlığı erişsin diye Allah'a en yakın melekler (kerrûbiyân) her seher sabahın geçeceği yolu gözler.
3. Lale yanaklı güzellerin hayali senin gözünü kendine konak edinmiş; gözünün kızarmasının sebebi, toptan söylersek, budur ki apaçık ortaya çıkmıştır.
4. Nergisin (gözün) ay yüzlülere bakmamak için öfkelenmiş; o bebr-i beyân (Rüstem'in kaplan postundan zırhına benzeyen göz), çivit mavisi ince kumaşı peçe edinmiş.
5. Yoksa o, pusu yerinden kalkıp duran erkek bir aslan mıdır; anlaşılan bütün düşüncesi ceylan avlamaktır.
6. Ay yüzlüler onun yanağının güneşine çok baktıkları için onun gözü kamaşmışa benzer; şüphesiz bu yüzden yaşarır.
7. Bu cihanı gören hanın gözünün incinip bulanması, yalnızca feleklerin dumanının, onların belirlenmiş dönüşünün eseridir.
8. Münîr'in gözü yolunun tozuna pek özlemlidir; ey cihanın hanı, ona yine erişecek o devlet nerede?
9. O, şekle bürünmüş âlemin ruhu, kâinatın göz nurudur: cihan sultanı hazretleri, han oğlu han Ahmed.
10. Hak, kötü gözün şerrini ondan ebediyen uzak etsin; cihanın göz nuru odur, zamanın dönüşünün meyvesidir.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Şiir on beyitlik bir Türkçe gazeldir; neşirde Türkçe gazellerin iki yüz yirmi altıncısıdır (tg 226). Vezin "fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün" kalıbıdır. Redif yoktur; kafiye "-ān" sesine dayanır: ferḳadān, kerrūbiyān, ‘ıyān, beyān, hemān, bī-gümān, ḫān, cihān, ibn-i ḫān ve zamān. Gazel yalnız VT nüshasında (151a) bulunur; neşirde nüsha farkı kaydedilmemiştir. Münîrî'nin gazellerinin çoğu beş beyit olduğu hâlde bu gazel on beyittir. Mahlas sekizinci beyitte geçer, son iki beyit ise memduhun adını verir ve ona dua eder. Bu düzen, gazelin bir övgü şiiri olarak da kurulduğunu gösterir (bizim tespitimizdir).
Anlam ve Söz Sanatları
Gazelin bütün beyitleri göz üzerine kuruludur ve göz rahatsızlığının belirtileri hüsn-i taliller yoluyla güzel sebeplere bağlanır. Matlada memduhun yolunun tozu gökteki yıldızlara taç olur. Kubbealtı Lugatı "Ferkadan" kelimesini Küçükayı burcundaki iki parlak yıldız diye açıklar ve Nef'î'den "Güher-efşân olur emvâcı fark-ı Ferkadân üzre" mısraını örnek verir. İkinci beyitte "kerrûbiyân", aynı sözlüğe göre Allah'a en yakın büyük meleklerdir; onlar bile memduhun yolunun tozundan gözlerine bir aydınlık ummaktadır. Burada yol tozunun göze ilaç olduğu düşüncesi vardır. Kubbealtı Lugatı "tûtiyâ" kelimesini göze sürülen sürme taşı tozu diye açıklar ve Leskofçalı Gālib'den "Hâk-i pâyin tûtiyâ-yı dîde-i candır bana" mısraını örnek verir. Bir göz ağrısı için yazılmış şiirde yol tozunun göz ilacı olarak anılması konuya uygun düşer (bizim tespitimizdir). Üçüncü beyitte gözün kızarması lale yanaklı güzellerin hayallerinin göze yerleşmesiyle açıklanır. Altıncı beyitte gözün yaşarması, güzellerin onun güneş yüzüne çok bakıp gözlerinin kamaşmasına bağlanır. Yedinci beyitte ise gözün bulanması feleklerin dumanına yüklenir. Kubbealtı Lugatı "dûd" kelimesine duman ve mecazen gam, tasa anlamlarını verir; gözün bulanıklığı göğün dumanı gibi düşünülmüştür.
Dördüncü ve beşinci beyitler gazelin en zengin beyitleridir. Kubbealtı Lugatı "nergis" kelimesinin mecazen sevgilinin gözü anlamını kaydeder. "Vâlâ" kelimesini ince bir kumaş çeşidi ve ipekten dokunmuş baş örtüsü diye, "bebr" kelimesini de kaplana benzeyen, derisi pek makbul tutulan, çok yırtıcı bir hayvan diye açıklar. Osman Kufacı, "bebr-i beyân" üzerine yazdığı makalede bu terkibin Şehnâme kahramanı Rüstem'in savaşta giydiği, ok ve silah işlemeyen bebr postundan zırhın adı olduğunu sözlüklere ve Şehnâme'ye dayanarak anlatır. Kufacı aynı makalede Münîrî'nin bu beytini inceler. Ona göre beyit göz rahatsızlığının iki belirtisi üzerine kurulmuştur: "Nergisüñ ḫışm eylemiş" ifadesi gözün kanlanmasını, mavi ipek örtü ise gözlerin yaşarmasını anlatır. Şehzadenin gözü güç ve kudreti yüzünden bebr-i beyân olarak hayal edilmiştir. Kufacı'ya göre beyit, bebr-i beyânın renginin mavi olabileceğini de düşündürür. Mavi örtünün gerçek bir göz bağı olarak da düşünülebileceği bizim tespitimizdir. Beşinci beyitte aynı göz pusudan kalkmış bir erkek aslana benzetilir ve ceylan avlamayı düşünür; avlanacak ceylanlar, bir önceki beyitte anılan ay yüzlü güzeller olarak okunabilir (bizim tespitimizdir). Bebr, aslan ve ceylan arasında bir tenasüp vardır. Onuncu beyitteki "yavuz göz" sözünde, Kubbealtı Lugatı'nın eski Türkçe ve halk ağzında "fena, kötü" diye açıkladığı "yavuz" kelimesi kullanılmıştır; "yavuz göz" kötü göz, nazardır. Gazel, göz ağrısının sebeplerini sayarken nazara karşı yapılan bir duayla biter.
Tarihî Bağlam
Neşirdeki başlık şiirin vesilesini açıkça bildirir: "Berāy-ı Derd-i Çeşm-i Sulṭān Aḥmed Ṭāle Beḳāhü", yani "Sultan Ahmed'in göz ağrısı için, ömrü uzun olsun". Dokuzuncu beyitte memduh "Aḥmed-i ḫān ibn-i ḫān" diye adıyla anılır. Kufacı bu Ahmed'i II. Bayezid'in oğlu Şehzade Ahmed olarak tanıtır. Münîrî'nin Şehzade Ahmed'le bağı kaynaklarda kayıtlıdır. Ersoy, Münîrî'nin II. Bayezid ve Şehzade Ahmed Amasya'da sancakbeyiyken onların meclisinde bulunduğunu yazar. Hüseyin Hüsameddin'in Amasya Tarihi'ne dayanarak da 910-915 (1504-1510) yılları arasında Şehzade Ahmed'in meclisinde nişancı olduğunu aktarır. TDV İslâm Ansiklopedisi Münîrî'nin II. Bayezid'in ve oğlu Şehzade Ahmed'in (ö. 918/1512) teveccühünü kazanarak musahipleri arasına girdiğini belirtir. Başlıktaki "Ṭāle Beḳāhü" duası şiirin şehzade hayattayken yazıldığını gösterir. Göz rahatsızlığının hangi yıl olduğu ve şiirin ne zaman yazıldığı ise bilinmemektedir. Sekizinci beyitte şairin, memduhun yolunun tozuna "yine" erişmeyi istemesi, yazıldığı sırada ondan uzakta olduğunu düşündürebilir; ancak bu kesin değildir (bizim tespitimizdir).
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Ersen Ersoy (hzl.), II. Bayezit Devri Şairlerinden Münîrî ve Dîvânı (İnceleme-Metin), Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2017 (e-kitap), s. 331, tg 226 (giriş s. 1-2, 15-18). https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56095,muniri-divanipdf.pdf (arşiv kopyası: https://web.archive.org/web/20220803084052/https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56095,muniri-divanipdf.pdf?0)
Akademik çalışmalar
- Ümran Ay, "Münîrî Amâsî", TDV İslâm Ansiklopedisi, 2019. https://islamansiklopedisi.org.tr/muniri-amasi
- Osman Kufacı, "Divan Şiirinde Bebr-i Beyân", Turkish Studies - Language 16/4 (2021), s. 2399-2412, doi:10.7827/TurkishStudies.52488. https://unis.sinop.edu.tr/app_files/2025/12/Yayin_Pdf_16078_c50a6812.pdf
Kitaplar
- Kubbealtı Lugatı (Misalli Büyük Türkçe Sözlük), "ferkad" (Ferkadan), "kerrûbî" (kerrûbiyan), "tûtiyâ", "dûd", "nergis", "vala – vâlâ", "bebr – beber" ve "yavuz" maddeleri. https://lugatim.com/s/tûtiyâ
Çevrimiçi kaynaklar






