Özgün Metin

Vezin: mef‘ūlü mefā‘īlü mefā‘īlü fe‘ūlün

Ben bende-i bī-çāreñe ḳılsañ naẓar ey dost
Sen pādşeh-i mülk-i cemāle ne żar ey dost
Şol deñlü ġanī ḳıldı beni genc-i ḫayālüñ
Kim düşdi gözümden dür ü la‘l ü güher ey dost
Ẕevḳ itse ḫayāl-i lebüñ ile n’ola göñlüm
Bes ḫoşdur iñen ḫasteye gül-bā-şeker ey dost
Ża‘f ile vücūdum çöpe döndügi budur kim
Şāyed k’ilede kūyuña bād-ı seḥer ey dost
Bir kez dimedüñ ṭāli‘-i naḥs ile demüñ ne
Bir ẕerre Münīre naẓaruñ yoḳ meger ey dost

Günümüz Türkçesiyle

1. Ey dost, çaresiz kuluna bir kez bakış etsen, sen güzellik ülkesinin padişahına bundan ne zarar gelir, ey dost?

2. Ey dost, hayalinin hazinesi beni öyle zengin etti ki gözümden inciler, lal taşları ve cevherler döküldü, ey dost.

3. Ey dost, gönlüm dudağının hayaliyle zevklense ne olur; hastaya gülbeşeker pek hoş gelir, ey dost.

4. Ey dost, vücudumun zayıflıktan çöpe dönmesinin sebebi şudur: belki seher rüzgârı (beni) senin mahallene iletir, ey dost.

5. Bir kez olsun "Uğursuz talihinle hâlin nedir?" demedin; meğer Münîr'e zerre kadar bakışın yokmuş, ey dost.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Şiir beş beyitlik bir Türkçe gazeldir; neşirde Türkçe gazellerin yirmi üçüncüsüdür (tg 23). Vezin "mef‘ûlü mefâ‘îlü mefâ‘îlü fe‘ûlün" kalıbıdır. Redif "ey dost"tur; Ersoy'un girişteki redif listesinde tg 23 bu redifle anılır ve aynı redif divanda tg 31'de de kullanılır. Kafiye "-er/-ar" sesidir: naẓar, żar, güher, şeker, seḥer, meger. Matladaki "żar" kelimesi neşirde bu kısa biçimiyle basılmıştır ve "zarar" anlamında okunur. Şiir Vatikan (VT 103b), Viyana (VY 84b) ve İstanbul Üniversitesi (Ü 21b) nüshalarında, ayrıca Pervâne Bey (PB 77a) ve Edirneli Nazmî (MN 48a) mecmualarında bulunur. Aparata göre matlada PB "bī-çāreñe" yerine "bī-çāreye", son beyitte "Bir kez" yerine "Hergiz" (asla) okur. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmemektedir.

Anlam ve Söz Sanatları

Gazelin her beyti "ey dost" hitabıyla biter ve bu tekrar şiire bir yakarış tonu verir. Matlada âşık kendini çaresiz bir kul, sevgiliyi güzellik ülkesinin padişahı olarak görür. Bir bakışın padişaha bir şey kaybettirmeyeceğini söyleyerek ondan küçük bir lütuf ister. Kul ile padişah arasındaki bu ilişki divan şiirinin bilinen bir çerçevesidir.

İkinci beyit tezat üzerine kuruludur. Hayalin hazinesi âşığı zengin etmiştir; ama bu zenginlik gözden dökülen inciler, lal taşları ve cevherlerdir. İnci beyaz gözyaşını, lal kanlı gözyaşını karşılar. Böylece âşığın ağlayışı bir hazine dökülmesi gibi gösterilir; gerçekte ise yoksulluğunun ve derdinin işaretidir.

Üçüncü beyitte "gül-bā-şeker" (gülbeşeker), sözlük anlamıyla gül yaprakları ve şekerle yapılan bir tatlıdır. Dudak hem gül gibi kırmızı hem şeker gibi tatlı olduğu için gülbeşekere benzetilir. Hasta gönlün bu tatlıyla zevklenmesi, hastalara tatlı ve hafif yiyecekler verilmesini düşündürür; bu açıklama bizim çıkarımımızdır.

Dördüncü beyit bir hüsn-i talildir. Âşığın bedeni zayıflıktan çöpe dönmüştür; şair bunu, seher rüzgârının hafif bir çöp gibi kendisini sevgilinin mahallesine taşıyabilmesi umuduna bağlar. Zayıflık bir dert olmaktan çıkıp bir kavuşma yolu hâline gelir.

Mahlas beytinde "ṭāli‘-i naḥs" sözlük anlamıyla uğursuz talih, kötü yıldız demektir. Âşık, sevgilinin hâlini bir kez bile sormadığından yakınır. "Ẕerre" (zerre) ile "naẓar" (bakış) arasında bir ilgi vardır: güneş ışığında görünen zerre kadar bile bir bakış âşığa düşmemiştir. PB'deki "Hergiz" okuması, yakınmayı "hiçbir zaman" diyerek daha da sertleştirir.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar