Özgün Metin
Vezin: fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün
Her ki ḥall itmek diler kevneyn içinde müşkilin
Ḳılsun ol göñlüm gibi zülfeynüñi ser-menzilin
Ḳo ḫam-ı zülfüñi ṣalsun boynuma zencīrini
Kimsene ṭutmış degüldür dōstum cömerd elin
Bir gün olam vuṣlat-ı yār ile şāyed muġtenem
Rāh-ı ‘ışḳ içre segirdürsem n’ola aç u yalın
Dün sebük-serlik ḳılup zülfüñ ṭaġıtdı göñlümi
Ṭut ki Hindūdur eliyle yile virdi ḥāṣılın
Kim ne dir ise disün ḫālüñde ol varsun Münīr
Ḫod bilürsin kimsene ṭutmış degül ilüñ dilin
Günümüz Türkçesiyle
1. İki âlemde (dünyada ve ahirette) müşkülünü çözmek isteyen herkes, benim gönlüm gibi senin iki zülfünü (iki yana dökülen saç örgülerini) kendine konak yeri edinsin.
2. Bırak, büklüm büklüm zülfün zincirini boynuma geçirsin; dostum, cömert kişinin elini kimse tutmuş (onu cömertlikten alıkoymuş) değildir.
3. Belki bir gün sevgiliye kavuşmayı ganimet bilir, ona erişirim diye aşk yolunda aç ve yalınayak koşturursam buna şaşılır mı?
4. Dün zülfün hafiflik edip gönlümü dağıttı; farz et ki o bir Hindu'dur (kara tenli bir köledir), eliyle bütün ürününü yele verdi (harmanı savurup gitti).
5. Kim ne derse desin, Münîr senin beninde (benine gönül vermiş) olsun; zaten bilirsin, halkın dilini kimse tutmuş (susturmuş) değildir.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Şiir beş beyitlik bir Türkçe gazeldir; neşirde Türkçe gazellerin iki yüz otuz ikincisidir (tg 232). Vezin "fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün" kalıbıdır. Ersoy giriş bölümündeki redif listesinde bu gazelin redifini "-In" eki olarak gösterir. Kafiye "-il / -el" sesine dayanır: müşkil, ser-menzil, el, yal(ın), ḥāṣıl ve dil. Gazel yalnız Vatikan nüshasında (VT 153a) bulunur. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmemektedir.
Üçüncü beyitteki "yalın" (yalınayak) kelimesi ek almış bir isim değildir; sonu redif ekine benzediği için kafiye dizisine katılmıştır (bizim tespitimizdir).
Anlam ve Söz Sanatları
Gazelin merkezinde sevgilinin zülfü durur. Matlada "ḥall itmek" (çözmek) fiili hem bir müşkülü çözmeyi hem de saç örgüsünü çözmeyi düşündürür; iki âlemin derdine çare arayan kişiye sevgilinin iki zülfü konak olarak gösterilir. Kubbealtı Lugatı "kevneyn" kelimesini iki âlem diye açıklar; "kevneyn" ile "zülfeyn" arasında hem ses benzerliği hem de "iki" sayısına dayanan bir denklik vardır.
İkinci beyitte zülf boyna geçirilen bir zincirdir. Aşığın zincire vurulmayı bir lütuf gibi istemesi, ikinci mısradaki genel hükümle gerekçelendirilir: cömert kişinin elini kimse tutmaz. Bu söyleyiş bir irsal-i mesel havası taşır. Aynı kalıp mahlas beytinde tekrarlanır: orada da "kimsene ṭutmış degül ilüñ dilin" denir. İkinci beyitteki "el" ile beşinci beyitteki "il" (halk) arasında bir cinas, iki beytin kuruluşu arasında da bilinçli bir paralellik vardır (bizim tespitimizdir).
Dördüncü beyitte zülf "sebük-ser" olur. Kubbealtı Lugatı "sebük" kelimesini hafif, mecazen ciddi ve ağırbaşlı olmayan diye açıklar. Zülfün dağınıklığı aşığın gönlünü de dağıtır. Kubbealtı "Hindû" kelimesinin eski edebiyatta yüzdeki ben için kullanıldığını kaydeder; burada kara zülf Hindu'ya benzetilir ve harmanını yele veren, yani emeği savuran biri gibi anlatılır. "Hāṣıl" (ürün, kazanç) kelimesi harman imgesini tamamlar.
Mahlas beytinde neşir "ḫālüñde" yazar; "ḫāl" ben demektir. Kulak bu sözde "ḥāl" kelimesini, yani "kendi hâlinde olsun" deyişini de duyar. Beyit böylece iki türlü okunabilir: Münîr senin beninin tutkunu olarak kalsın, ya da kim ne derse desin kendi hâlinde olsun (bizim tespitimizdir).
Kaynakça
- Ersen Ersoy (hzl.), II. Bayezit Devri Şairlerinden Münîrî ve Dîvânı (İnceleme-Metin), Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2017 (e-kitap), s. 334, tg 232 (giriş s. 9, 15-18). https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56095,muniri-divanipdf.pdf (arşiv kopyası: https://web.archive.org/web/20220803084052/https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56095,muniri-divanipdf.pdf?0)
- Kubbealtı Lugatı (Misalli Büyük Türkçe Sözlük), "kevn – kevneyn", "sebük" ve "Hindû" maddeleri. https://lugatim.com/s/kevn
Çevrimiçi kaynaklar






