Özgün Metin
Vezin: mef‘ūlü mefā‘īlü mefā‘īlü fe‘ūlün
Sünbüllerini deste ḳılup ey yüzi gül-şen
Ṣalmış yañaġuñ gülden iki yañada ḫırmen
Ṭutdısa vaṭan zülf-i ḫamuñda n’ola göñlüm
Elbette gerek her kişiye menzil ü mesken
Kimdür yüzüñüñ nūrına inkār iden ey dost
Ḫaddüñ gibi vechi var iken vāżıḥ u rūşen
Tīr-i seḥer-i āhumı gördi ḥaẕer idüp
Geydiyse felek ebr-i siyehden n’ola cevşen
Minnet Ḥaḳa kim şevḳ-ı nigār ile Münīrī
Bir oldı baña şimdiki dem gül-şen ü kül-ḫan
Günümüz Türkçesiyle
1. Ey yüzü gül bahçesi olan sevgili, saçının sümbüllerini deste deste toplamış, yanağının iki yanına gülden birer harman yığmışsın (yanakların gül harmanı gibi kızıl, saçların sümbül destesi gibi).
2. Gönlüm senin büklüm büklüm zülfünü vatan edindiyse buna şaşılmaz; elbette her kişiye bir konak ve bir mesken gerekir.
3. Ey dost, senin yüzünün nurunu inkâr eden kim olabilir; yanağın gibi apaçık ve parlak bir yüzü (bir delili) varken.
4. Felek, seher vakti çektiğim ahın okunu görüp ondan sakındı da kara buluttan zırh giydiyse buna şaşılmaz.
5. Allah'a şükür ki sevgilinin şevkiyle Münîrî için şimdi gül bahçesi ile hamamın külhanı (ateş ocağı) bir oldu.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Şiir beş beyitlik bir Türkçe gazeldir; neşirde Türkçe gazellerin iki yüz otuz dördüncüsüdür (tg 234). Vezin "mef‘ūlü mefā‘īlü mefā‘īlü fe‘ūlün" kalıbıdır. Gazelin redifi yoktur; kafiye "-en" sesine dayanır: gül-şen, ḫırmen, mesken, rūşen ve cevşen. Mahlas beytinin son kelimesi "kül-ḫan" neşirde bu biçimde okunmuştur ve kafiye kelimesi olarak "gül-şen" ile ses bakımından eşleşir. Gazel yalnız Vatikan nüshasında (VT 153b) bulunur. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmemektedir.
Anlam ve Söz Sanatları
Matla bir bahçe tablosudur. Sevgilinin yüzü gül bahçesidir, saçları sümbül, yanakları gül harmanıdır. Kubbealtı Lugatı "hırmen" kelimesini harman diye açıklar; gül yığını yanakların kızıllığını, deste deste toplanan sümbül de saçın iki yana dökülüşünü gösterir. "Yañaġuñ" ile "yañada" (yanda) kelimeleri arasında bir ses oyunu vardır (bizim tespitimizdir).
İkinci beyit irsal-i mesel yoluyla kurulmuştur. Gönlün zülfü vatan tutması, ikinci mısradaki genel hükümle gerekçelendirilir: herkesin bir konağa, bir meskene ihtiyacı vardır. Zülfün büklümleri bir evin odaları gibi düşünülür. Aynı düşünce neşirdeki 232. gazelin matlasında da vardır; orada da gönül sevgilinin iki zülfünü konak (ser-menzil) edinir (bizim tespitimizdir).
Üçüncü beyitte "vech" kelimesi bir tevriye taşır. Kubbealtı bu kelimenin yüz anlamının yanında yol ve sebep anlamlarını da kaydeder. Şair sevgilinin yüzündeki nurun inkâr edilemeyeceğini söylerken, yanağı hem apaçık bir yüz hem de apaçık bir delil olarak gösterir. "Vāżıḥ u rūşen" (açık ve parlak) sıfatları her iki anlama da uyar.
Dördüncü beyit bir hüsn-i talil örneğidir. Aşığın seher vakti çektiği ah, göğe atılan bir oktur. Göğün kara bulutlarla örtülmesi, bu oktan korunmak için giyilmiş bir zırh olarak açıklanır. Kubbealtı "cevşen" kelimesini zincir ve puldan yapılan örme zırh diye açıklar ve Fuzûlî ile Necâtî'den, duanın okunun feleğin zırhını delip geçtiğini anlatan beyitler örnek verir.
Mahlas beytinde gül bahçesi ile külhan arasında bir tezat kurulur. Kubbealtı "külhan" kelimesini hamamlarda döşeme altında bulunan büyük ocak diye açıklar. Aşk ateşi içinde yaşayan aşık için güzelin bahçesi ile ateşin ocağı arasında artık fark kalmamıştır. "Gül-şen" ile "kül-ḫan" arasındaki ses benzerliği bu tezadı keskinleştirir.
Kaynakça
- Ersen Ersoy (hzl.), II. Bayezit Devri Şairlerinden Münîrî ve Dîvânı (İnceleme-Metin), Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2017 (e-kitap), s. 335, tg 234 (giriş s. 15-18). https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56095,muniri-divanipdf.pdf (arşiv kopyası: https://web.archive.org/web/20220803084052/https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56095,muniri-divanipdf.pdf?0)
- Kubbealtı Lugatı (Misalli Büyük Türkçe Sözlük), "hırmen – hirmen", "vecih – veçh – vech", "cevşen" ve "külhan" maddeleri. https://lugatim.com/s/cevşen
Çevrimiçi kaynaklar






