Özgün Metin

Vezin: fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün

Ey hizebr-i evliyā ser-leşker-i meydān Ḳoyun
Abdalān-ı Rūma hem ser-ḫayl ü hem çopān Ḳoyun
Nerre-şīr-i çarḫ-ı pīr ürkerdi dāyim vehm idüp
Ṣalduġınca gāh u bī-geh her yaña çevgān Ḳoyun
Bunca cāh u ḥaşmet ile rūşen iken gün gibi
Perde-i ġayb içre ḳılduñ kendüñi pinhān Ḳoyun
Çoḳ zamāndur kāyināta gelmedi mis̱lüñ gibi
Şimdiki dem sensin el-ḥaḳ ḥāṣıl-ı devrān Ḳoyun
Çün kemīne çākerüñdür āstānuñda Münīr
Ḳılma lüṭfuñdan ferāmūş anı ey sulṭān Ḳoyun

Günümüz Türkçesiyle

1. Ey velilerin aslanı, meydanın ordu başı Koyun; Rum abdallarına hem bölük başı hem çoban olan Koyun.

2. Koyun, sen vakitli vakitsiz her yana değneğini salladıkça ihtiyar feleğin erkek aslanı (göğün aslan burcu) hep kuşkulanıp ürkerdi.

3. Koyun, bunca makam ve haşmetle gün gibi parlak (herkesçe görünür) iken kendini gayb perdesinin içinde gizledin.

4. Koyun, uzun zamandır kâinata senin gibisi gelmedi; şimdiki zamanda devranın özü (zamanın meyvesi) gerçekten sensin.

5. Ey sultan Koyun, Münîr senin eşiğinde en aşağı kulun olduğuna göre, onu lütfundan unutma.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Şiir beş beyitlik bir Türkçe gazeldir; neşirde Türkçe gazellerin iki yüz otuz yedincisidir (tg 237). Vezin "fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün" kalıbıdır. Redif "Ḳoyun" kelimesidir; Ersoy da giriş bölümündeki redif listesinde bu gazelin redifini "koyun" olarak gösterir. Kafiye "-ān" sesine dayanır: meydān, çopān, çevgān, pinhān, devrān ve sulṭān. Gazel yalnız Viyana nüshasında (VY 152b) bulunur.

Neşirdeki başlık şiirin kime yazıldığını söyler: "Berāy-ı Ḳoyun Baba Raḥımehullāh" (Koyun Baba için, Allah ona rahmet eylesin). Gazel bu yönüyle sevgiliye değil, bir veliye seslenen bir övgü şiiridir. Redifteki ad her beyitte bir hitap gibi tekrarlanır.

Anlam ve Söz Sanatları

Matlada Koyun Baba "hizebr-i evliyā" diye anılır. Kubbealtı Lugatı "hizber – hizebr" kelimesini aslan, mecazen yiğit diye açıklar. Velinin adı "Koyun" iken kendisine "aslan" denmesi gazelin bütününe yayılan bir tezat kurar. Aynı beyitte "ser-ḫayl" ve "çopān" sözleri yan yana gelir. Kubbealtı "hayl" kelimesini at sürüsü, atlı asker ve mecazen topluluk diye açıklar; "ser-ḫayl" bölük başıdır. Çoban kelimesi de "Koyun" adıyla bir tenasüp oluşturur: koyun adlı veli, abdalların çobanıdır.

İkinci beyit bu tezadı göğe taşır. Kubbealtı "nerre" kelimesini erkek diye açıklar ve "nerre şîr" terkibini erkek aslan diye verir. "Çarḫ-ı pīr" ihtiyar felektir; feleğin aslanı, Kubbealtı'nın "esed burcu" maddesinde kaydettiği Arslan burcunu düşündürür (bizim tespitimizdir). Koyun Baba'nın her yana savurduğu "çevgān" Kubbealtı'na göre ucu eğri değnek, ayrıca at üstünde oynanan top oyununun sopasıdır. Gökteki aslanın bir "koyun"un değneğinden ürkmesi, mübalağa ile tezadı birleştirir.

Üçüncü beyitte velinin gün gibi parlak iken kendini gayb perdesine gizlemesi anlatılır. Kubbealtı "pinhan" kelimesini gizli diye açıklar. Bu söz, başlıktaki "raḥımehullāh" duası ile birlikte okununca velinin ölümüne işaret ediyor olabilir (bizim tespitimizdir). Dördüncü beyitte Koyun Baba devranın hâsılı, yani zamanın vardığı en olgun meyve olarak övülür. Mahlas beytinde şair kendini eşikteki en aşağı kul olarak gösterir ve veliye "sultan" diye seslenerek lütuf diler.

Tarihî Bağlam

Koyun Baba XV. yüzyılda Osmancık'ta yaşamış bir Kalenderî dervişidir. TDV İslâm Ansiklopedisi'nin "Koyun Baba" maddesine göre hakkındaki bilgiler büyük ölçüde muhtemelen XVI. yüzyılda yazıya geçirilmiş anonim Vilâyetnâme-i Koyun Baba'ya dayanır. Türbesinin kitabesine göre 25 Muharrem 873'te (15 Ağustos 1468) ölmüştür. Aynı madde, Vilâyetnâme'de anlatıldığına göre Fâtih'in Uzun Hasan seferine giderken onu ziyaret ettiğini, Koyun Baba'nın padişahtan Kızılırmak üzerine bir köprü istediğini ve bu işin II. Bayezid'e kaldığını yazar. Evliya Çelebi ile Kâtib Çelebi'ye dayanarak türbesinin de II. Bayezid tarafından yaptırıldığını bildirir. Münîrî'nin II. Bayezid'in Amasya meclisinde bulunduğu Ersoy'un girişinde yazılıdır; ancak bu gazelin bu çevreyle ya da türbenin yapımıyla bir ilgisi olduğunu gösteren bir kaynak yoktur.

Gazelin birinci beytindeki "Abdalān-ı Rūm" sözü tarihî bir zümrenin adıdır. TDV'nin "Abdal" maddesinin ikinci bölümünde Orhan F. Köprülü, Fuad Köprülü'ye dayanarak Anadolu abdallarının (abdalân-ı Rûm) Osmanlı Devleti'nin kuruluşunda gaziler, ahîler ve bâciyân-ı Rûm ile birlikte anılan dört sosyal zümreden biri olduğunu yazar. Aynı maddede Vâhidî'nin 1522'de tamamladığı eserde bu dervişlerin ellerinde "Baba Şücâ‘ çomağı" taşıdıkları anlatılır. Gazelin ikinci beytindeki "çevgān" ile bu çomak arasında bir ilgi kurulabilir (bizim tespitimizdir).

Ahmet Taşğın'ın Koyun Baba menakıbı üzerine yaptığı çalışmada yayımlanan metinde Hak katından gelen bir ses ona "Âşık çoban, arif çoban" diye seslenir; başka bir yerde Koyun Baba kendisini arayan şeytan zürriyetinden kurtulmak için bir kavak ağacının içine girip "nihan olur". Menakıbda veli "Koyun Baba Sultan" diye de anılır. Gazeldeki "çopān", "pinhān" ve "sulṭān" sözlerinin bu anlatılarla örtüşmesi dikkat çekicidir; ancak Münîrî'nin bu menakıbı bildiğine dair bir kayıt yoktur (bizim tespitimizdir).

Kaynakça

Birincil kaynaklar

Akademik çalışmalar

Kitaplar

  • Kubbealtı Lugatı (Misalli Büyük Türkçe Sözlük), "hizber – hizebr", "hayl", "nerre", "esed burcu", "çevgân – çevgen – çevkân" ve "pinhan" maddeleri. https://lugatim.com/s/hizber

Çevrimiçi kaynaklar