Özgün Metin
Vezin: mef‘ūlü mefā‘īlü mefā‘īlü fe‘ūlün
Bir laḥẓa ḫayālüñ ki gide dīde-i terden
Hergiz meded ummaz daḫı dil nūr-ı baṣardan
Şāyed ki yüzüñ ḳıblesine ḳarşu virem cān
Bir sā‘at ıraġ olma iñen gitme naẓardan
Āh itdigüme gülse ‘aceb mi leb-i la‘lüñ
Bes ġonca-i terdür açılur bād-ı seḥerden
Her ḳanda dilerse ṣalınur bāġ-ı ruḫuñda
Zülfüñ gül-i ḫaddüñ yolına geçdise serden
‘Aḳs-i ruḫ-ı cānāndur iden ‘ālemi rūşen
Sen ṣanma Münīr anı k’olur mihr ü ḳamerden
Günümüz Türkçesiyle
1. Senin hayalin ıslak gözden bir an gitse, gönül artık gözün nurundan (görme ışığından) asla yardım ummaz.
2. Belki yüzünün kıblesine karşı (ona yönelip) can veririm; bir saat bile uzak olma, sakın gözden (bakışımın önünden) gitme.
3. Ah ettiğime lal dudağın gülse buna şaşılır mı; çünkü o taze bir goncadır, seher yeliyle açılır.
4. Zülfün, gül yanağının yolunda başından geçtiyse (canını feda ettiyse), yanağının bahçesinde dilediği yerde salınır.
5. Âlemi aydınlatan, sevgilinin yüzünün yansımasıdır; Münîr, sen onu güneşten ve aydan oluyor sanma.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Şiir beş beyitlik bir Türkçe gazeldir; neşirde Türkçe gazellerin iki yüz otuz altıncısıdır (tg 236). Vezin "mef‘ūlü mefā‘īlü mefā‘īlü fe‘ūlün" kalıbıdır. Ersoy giriş bölümündeki redif listesinde bu gazelin redifini "-dan" olarak gösterir; Türkçe ses uyumu gereği ek bu gazelde hep "-den" biçimindedir. Kafiye "-er" sesine dayanır: ter, baṣar, seḥer, ser ve ḳamer. Gazel üç divan nüshasında da (VT 154a, VY 129a, Ü 50b) bulunur. Nüsha farkları mahlas beytindedir: "Sen" kelimesi VY ve Ü'de "Bes" (öyleyse), "k'olur" da Ü'de "olur" biçimindedir. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmemektedir.
Anlam ve Söz Sanatları
Gazel bakış ve ışık üzerine kurulmuştur. Matlada göz ile hayal arasında bir bağ kurulur: sevgilinin hayali gözden gidince gözün kendi nuru da işe yaramaz. "Dīde", "nūr-ı baṣar" ve "naẓar" kelimeleri ilk iki beyit boyunca bir tenasüp oluşturur.
İkinci beyitte sevgilinin yüzü bir kıbledir. Kubbealtı Lugatı "kıble" kelimesinin mecazen sığınılan, mukaddes tutulan yer anlamını da kaydeder. Aşık bu kıbleye dönerek can vermeyi umar; bu yüzden sevgilinin bir an bile gözünün önünden ayrılmamasını ister. Ölüm anında kıbleye dönme düşüncesi beyte dinî bir ağırlık katar.
Üçüncü beyit bir hüsn-i talil örneğidir. Aşığın ahı bir yeldir; sevgilinin dudağı da goncadır. Kubbealtı "gonca" kelimesinin edebiyatımızda sevgili ve sevgilinin ağzı için kullanıldığını yazar. Gonca seher yeliyle açıldığı gibi, sevgilinin dudağı da aşığın ahıyla gülümser. Burada gülmek ile açılmak arasında bir tevriye vardır.
Dördüncü beyitte "serden geçmek" deyimi iki anlamıyla kullanılır. Kubbealtı "ser vermek – serden geçmek" deyimini bir amaç uğrunda ölümü göze almak diye açıklar. Zülf, sevgilinin başından (ser) yanağına doğru inerek gerçekten baştan geçer; aynı zamanda yanağın yolunda canını feda etmiş bir aşık gibidir. Bu fedakârlığın karşılığı olarak yanak bahçesinde dilediğince salınır (bizim tespitimizdir).
Mahlas beytinde şair güneş ve ayın ışığını sevgilinin yüzünün yansımasına bağlar. Kubbealtı "akis – aks" kelimesini ışığın bir cisme çarpıp geri dönmesi, yansı diye açıklar. Âlemin bütün aydınlığının sevgiliden geldiğini söyleyen bu mübalağa, gazelin göz ve nur üzerine kurulu düzenini tamamlar. "Münīr" mahlası da Kubbealtı'na göre aydınlatan, ışık veren demektir; şairin adı ile beytin aydınlık teması arasında bir ilgi vardır (bizim tespitimizdir).
Kaynakça
- Ersen Ersoy (hzl.), II. Bayezit Devri Şairlerinden Münîrî ve Dîvânı (İnceleme-Metin), Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2017 (e-kitap), s. 336, tg 236 (giriş s. 9, 15-18). https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56095,muniri-divanipdf.pdf (arşiv kopyası: https://web.archive.org/web/20220803084052/https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56095,muniri-divanipdf.pdf?0)
- Kubbealtı Lugatı (Misalli Büyük Türkçe Sözlük), "kıble", "gonca – gonce – konca", "ser", "akis – aks" ve "münir" maddeleri. https://lugatim.com/s/münir
Çevrimiçi kaynaklar






