Özgün Metin

Vezin: fe‘ilātün mefā‘ilün fe‘ilün

Şol ġazālüñ ki gözidür āhū
Cāna şīrāne ḳaṣd ider āh o
Añdıġumca raḳībi dil baña dir
İti añ da yanuña çomaġı ḳo
Ol sehī serv-ḳadde irmek içün
Yüzi üzre yürür sürinüp ṣu
Būy-ı zülfüñle dil delürmek ile
Öldürür gibi ‘āḳıbet bini bu
İnce bili ḫayāliyile Münīr
Gözüm içinde ṣanki bitdi mū

Günümüz Türkçesiyle

1. Gözü ceylan gözü olan o ceylan (sevgili), ah, o, cana aslan gibi saldırıyor.

2. Rakibi her andığımda gönül bana der ki: "İti an da çomağı yanına koy (iti anınca değneği hazırla)."

3. Akarsu, o fidan boylu servi gibi sevgiliye erişmek için yüzü üstünde sürünerek yürür.

4. Gönül senin zülfünün kokusuyla delirince, bu hâl sonunda beni öldürecek gibi.

5. Münîr, ince belinin hayaliyle gözümün içinde sanki bir kıl bitti.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Şiir beş beyitlik bir Türkçe gazeldir; neşirde Türkçe gazellerin iki yüz otuz sekizincisidir (tg 238). Vezin "fe‘ilātün mefā‘ilün fe‘ilün" kalıbıdır; bu kısa vezin gazele hızlı, konuşmaya yakın bir söyleyiş verir. Gazelin redifi yoktur; kafiye "-ū / -o" sesine dayanır: āhū, āh o, ḳo, ṣu, bu ve mū. Kafiyelerin çoğu tek heceli kelimelerdir. Gazel Vatikan ve Viyana nüshalarında (VT 154a, VY 130a) bulunur. Tek nüsha farkı dördüncü beyittedir: VY'de "‘āḳıbet bini" yerine "bini ‘āḳıbet" sırası vardır. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmemektedir.

Anlam ve Söz Sanatları

Gazelin en dikkat çekici yanı kafiye oyunudur. Matlada "āhū" (ceylan) ile "āh o" (ah, o) yan yana gelir; ikinci kafiye birinciyi iki kelimeye bölerek tekrarlar. Bu, iki ayrı kelimeden kurulan bir cinastır. Kubbealtı Lugatı "âhû" kelimesini ceylan diye açıklar ve mecazen göz için iri ve güzel, ayrıca güzel, dilber anlamlarını kaydeder; "gazal" kelimesinin de edebiyatta sevgili ve sevgilinin gözü için kullanıldığını yazar. Ceylan gözlü sevgilinin cana "şīrāne", yani aslanca saldırması bir tezattır. Kubbealtı'nın "âhû" maddesinde örnek verdiği Yavuz Sultan Selim beyti de aynı tezadı kurar: aslanları pençesinde titreten şair, ceylan gözlü bir güzele yenik düşmüştür.

İkinci beyit bir atasözüne dayanır. Kubbealtı "it" maddesinde "İti an, çomağı (değneği) hazırla" sözünü kaydeder ve bunun, sözü edilen kimse lafın üstüne geldiğinde şaka yollu söylendiğini yazar. Münîrî atasözünü rakibe uygular: rakip it yerine konur, gönül de aşığa çomağını hazır tutmasını öğütler. Bu bir irsal-i mesel örneğidir. TDV İslâm Ansiklopedisi'ne göre Münîrî, Necâtî Bey'le başlayıp Zâtî ile devam eden, atasözlerini ve deyimleri şiire yerleştirme geleneğinde başarılı sayılır; bu beyit bunun açık bir örneğidir.

Üçüncü beyit bir hüsn-i talil örneğidir. Kubbealtı "sehî" kelimesini boy için doğru, düzgün, fidan gibi diye açıklar. Sevgilinin boyu servidir; servi suyun kenarında biter. Suyun yerde akışı, serviye erişmek için yüzü üstünde sürünmesi olarak yorumlanır. "Yüzi üzre" sözü suyun yüzeyini ve yüzüstü sürünmeyi aynı anda düşündürür (bizim tespitimizdir).

Dördüncü beyitte zülfün kokusu aşığı delirtir; "bini" eski Türkçede "beni" demektir. Mahlas beytinde sevgilinin beli kıl kadar incedir. Gözde kıl bitmesi, göze batan ve yaşartan bir derttir; şair belin hayalini bu kılla bir tutar. Aynı imge neşirdeki 240. gazelin ikinci beytinde de geçer: orada da "göz içinde biticek mū" denir (bizim tespitimizdir).

Kaynakça

Birincil kaynaklar

Akademik çalışmalar

Kitaplar

Çevrimiçi kaynaklar