Özgün Metin
Vezin: mef‘ūlü mefā‘īlü mefā‘īlü fe‘ūlün
Gördüm ki gelür ḫışm ile ol Türk-i süvāre
Yetişdi hemān yüregüme bir niçe yāre
Yüz ṭutduġı göz yaşına dil baḥr-i ġamuñda
Deryāda belī gözlenür elbette sitāre
Mecmū‘-ı ma‘ānī olalı muṣḥaf-ı ḥüsnüñ
Meh ḳıldı cemāli varaḳın şöyle sipāre
Deryā-yı sirişk içre beni sensin iden ġarḳ
İñende göñül kend’özüñi urma kenāre
Cān virür iken yüzüñi kim gördi Münīrī
Didi Ḥaḳa minnet ki budur ‘ömr-i dü-bāre
Günümüz Türkçesiyle
1. O atlı Türk'ün (zalim güzelin) öfkeyle geldiğini gördüm; hemen yüreğime birkaç yara yetişti.
2. Gönül, senin gam denizinde gözyaşına yöneldi; evet, denizde elbette yıldız gözetilir (yön bulmak için yıldıza bakılır; gözyaşları da yıldız gibidir).
3. Güzelliğinin mushafı (Kur'an'ı, kitabı) bütün anlamları kendinde topladığından beri ay da kendi güzelliğinin yaprağını böylece cüz (sipâre, "otuz parça") yaptı.
4. Beni gözyaşı denizinde boğan sensin; ey gönül, kendini kıyıya atma. ("İñende" kelimesinin bu mısradaki anlamı bizce kesin değildir; aktarımda karşılık verilmedi.)
5. Münîrî can verirken yüzünü görünce "Hakk'a şükür, bu ikinci bir ömürdür" dedi.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Şiir beş beyitlik bir Türkçe gazeldir; neşirde Türkçe gazellerin iki yüz elli birincisidir (tg 251). Vezin "mef‘ūlü mefā‘īlü mefā‘īlü fe‘ūlün" kalıbıdır. Ersoy'un girişteki redif listesinde bu gazelin numarası geçmez; kafiye "-āre" sesine dayanır: süvāre, yāre, sitāre, sipāre, kenāre ve dü-bāre. Gazel iki divan nüshasında (VT 157b, VY 131b) bulunur. Neşirdeki tek nüsha farkı matladadır: "niçe" VT'de "nice" biçimindedir. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmemektedir.
Anlam ve Söz Sanatları
Matlada sevgili "Türk-i süvār", yani atlı bir Türk olarak görünür. Kubbealtı Lugatı "Türk" kelimesinin eskimiş anlamları arasında, sevgili için kullanıldığında cevri ve eziyeti çok olmasından kinaye olarak "zalim, kanlı kimse" ile "güzel, dilber" anlamlarını kaydeder ve Necâtî Bey'den "Türk-i hun-rîz" örneğini verir. Öfkeyle gelen atlı güzel, âşığın yüreğine birkaç yara açar; at, öfke ve yara kelimeleri arasında bir savaş tablosu kurulmuştur.
İkinci beyitte gam denize, gözyaşları yıldızlara benzetilir. Denizde yolunu yitiren gönül yıldızlara bakar; gözyaşı ile yıldızın birleştiği bu benzetme, denizcilerin yıldızlarla yön bulmasına dayanıyor görünür (bizim tespitimizdir). "Göz yaşı" ile "gözlenür" kelimeleri arasında bir ses yakınlığı vardır. Üçüncü beyit gazelin en ustalıklı yeridir. Kubbealtı Lugatı "mushaf" kelimesini Kur'ân-ı Kerim ve sayfa hâlinde meydana getirilmiş kitap diye, "süpâre – sipâre" kelimesini de Farsça "sî" (otuz) ile "pâre" (parça) kelimelerinden gelen ve Kur'an'ı meydana getiren otuz cüzden her biri diye açıklar. Sevgilinin güzelliği bütün anlamları toplayan bir mushaftır; ay ise kendi güzelliğini bunun yanında yalnız bir cüz sayar. Ayın her ay otuz gece içinde değişen yüzü ile "sipāre"nin "otuz parça" anlamı arasında da bir ilgi kurulmuş olabilir (bizim tespitimizdir).
Dördüncü beyit ikinci beyitteki deniz imgesine döner: âşığı gözyaşı denizinde boğan sevgilidir ve gönülden kıyıya kaçmaması istenir. Mısradaki "iñende" kelimesi Münîrî'nin başka gazellerinde de geçer; buradaki anlamını kesin olarak belirleyemedik. Mahlas beytinde ölüm ile yeniden doğuş tezadı vardır. Kubbealtı Lugatı "dü" kelimesini iki diye açıklar; "‘ömr-i dü-bāre" ikinci ömür demektir. Âşık can verirken sevgilinin yüzünü görmüş ve bunu yeni bir hayat saymıştır.
Kaynakça
- Ersen Ersoy (hzl.), II. Bayezit Devri Şairlerinden Münîrî ve Dîvânı (İnceleme-Metin), Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2017 (e-kitap), s. 343, tg 251 (giriş s. 15-18). https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56095,muniri-divanipdf.pdf (arşiv kopyası: https://web.archive.org/web/20220803084052/https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56095,muniri-divanipdf.pdf?0)
- Kubbealtı Lugatı (Misalli Büyük Türkçe Sözlük), "Türk", "mushaf", "süpâre – sipâre" ve "dü" maddeleri. https://lugatim.com/s/süpâre
Çevrimiçi kaynaklar






