Özgün Metin

Vezin: mef‘ūlü mefā‘īlü mefā‘īlü fe‘ūlün

Ḫāk-i derüñ irdükçe seḥer-geh yüzüm üzre
Yüz ‘izzet ile gösterürem yir gözüm üzre
Bir kerre seḥer yili gibi zülfüñe irsem
İrmezdi daḫı kimsene izüm tozum üzre
Göstermiş iken yüzüñi zülfüñ yine ṭutdı
Gör ṭāli‘i kim gün ṭutulur gündüzüm üzre
Cān didüm ise la‘lüñe döndi mi ṣanursın
Başum da giderse ṭururam ben sözüm üzre
Ṭāli‘ beni ol yāre Münīr irgürebilse
Sulṭān-ı felek geçmez idi yılduzum üzre

Günümüz Türkçesiyle

1. Kapının toprağı seher vakti yüzüme ulaştıkça ona yüz izzetle gözümün üstünde yer gösteririm.

2. Bir kez seher yeli gibi zülfüne erişebilsem artık kimse benim izime tozuma yetişemezdi.

3. Yüzünü göstermişken zülfün onu yine örttü; talihe bak ki benim gündüzümde güneş tutulur.

4. Dudağına "can" dedimse sözümden döndüm mü sanırsın; başım da gitse ben sözümde dururum.

5. Münîr, talih beni o sevgiliye ulaştırabilse göklerin sultanı (güneş) benim yıldızımın (bahtımın) üstünden geçemezdi.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Şiir beş beyitlik bir Türkçe gazeldir; neşirde Türkçe gazellerin iki yüz elli ikincisidir (tg 252). Vezin "mef‘ūlü mefā‘īlü mefā‘īlü fe‘ūlün" kalıbıdır. Ersoy'un redif listesi bu gazelin redifini "üzre" olarak verir; kafiye, iyelik ekiyle birlikte "-üzüm, -özüm" seslerine dayanır: yüzüm, gözüm, tozum, gündüzüm, sözüm ve yılduzum. Gazel üç divan nüshasında da (VT 157b, VY 135b, Ü 53a) bulunur; neşirde nüsha farkı kaydedilmemiştir. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmemektedir.

Anlam ve Söz Sanatları

Gazel, redifteki "üzre" kelimesi sayesinde her beyitte bir şeyi bir başka şeyin üstüne koyar: toprağı yüzün ve gözün üstüne, izi tozun üstüne, güneş tutulmasını gündüzün üstüne, sözü sözün üstüne, güneşi yıldızın üstüne. Matlada "yüzüm" ile "yüz ‘izzet" arasında cinas vardır: ilki "yüz, çehre", ikincisi "yüz" sayısıdır. Sevgilinin kapısının toprağı seher yeliyle âşığın yüzüne gelir ve âşık ona gözünün üstünde yer verir; yüz ve göz arasında bir tenasüp de kurulmuştur. İkinci beyitte seher yeli zülfe dokunabilen bir yolcudur; âşık da bir kez ona erişebilse kimsenin yetişemeyeceği kadar uzaklaşacağını söyler. "İz toz" söyleyişi beyte konuşma dilinin rengini verir; seher yeli ile toz arasında da bir tenasüp vardır.

Üçüncü beyitte Kubbealtı Lugatı'nın "tutulmak" maddesinde verdiği güneş ve ayın tutulma olayına uğraması anlamı kullanılır. Yüz güneş, zülüf onu örten karanlıktır; güneşin gündüz vakti tutulması, sevgilinin yüzünü gösterir göstermez zülfüyle örtmesidir. "Gün" ile "gündüz" arasında bir iştikak oyunu da vardır. Dördüncü beyitte Kubbealtı Lugatı'nın "verdiği sözü tutmak" diye açıkladığı "sözünde durmak" deyimi redifle birlikte "sözüm üzre ṭururam" biçiminde kullanılır; "başı gitse de" sözü âşığın kararlılığını gösterir.

Mahlas beyti yıldız ve baht ilişkisi üzerine kuruludur. Kubbealtı Lugatı "yıldız" kelimesinin mecaz olarak şans, talih, baht anlamına geldiğini ve bu anlamın, eskiden bir gök cisminden insanın kaderi hakkında hüküm çıkarılmasından doğduğunu kaydeder; "tâli‘" kelimesini de baht, talih diye açıklar. Âşık sevgiliye kavuşabilse yıldızı öyle yükselecektir ki göklerin sultanı güneş bile onun üstünden geçemeyecektir. "Ṭāli‘", "sulṭān-ı felek" ve "yılduz" kelimeleri arasında bir tenasüp vardır.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar