Özgün Metin
Vezin: mef‘ūlü mefā‘īlü mefā‘īlü fe‘ūlün
Bir burc-ı şeref düşmedi ṭarf-ı külehüñce
Bir ṭāli‘-i sa‘d olmadı ruḫsār-ı mehüñce
Göñlüm ṭutalı zülf-i girih-gīrüñ etegin
Bād-ı seḥer ile yiler ol gerd-i rehüñce
Ey bād-ı ṣabā sen ḫod irersin şeb-i vaṣla
Bu āh u dem-i serd nedür ṣubḥ-gehüñce
‘Işḳ ile boyuñca günehe batduñ is’ey dil
Ġam yime ki her dem yanaram ben günehüñce
Ḫaddüñde görüp beñlerüñi didi Münīrī
Bir Hindū-yı muḳbil ḳanı ḫāl-i siyehüñce
Günümüz Türkçesiyle
1. Külahının ucu kadar şerefli bir burç düşmedi (görülmedi); ay gibi yanağın kadar uğurlu bir talih yıldızı doğmadı.
2. Gönlüm düğüm düğüm zülfünün eteğini tuttuğundan beri yolunun tozu gibi seher yeliyle birlikte koşup durur.
3. Ey seher yeli, sen zaten vuslat gecesine erişirsin; öyleyse senin sabah vaktin gibi bu ah ve soğuk nefes nedir.
4. Ey gönül, aşk yüzünden boyunca günaha battınsa tasalanma; çünkü ben her an senin günahın kadar yanarım.
5. Münîrî yanağında benlerini görünce dedi ki: Senin kara benin kadar talihli bir Hintli (köle) nerede.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Şiir beş beyitlik bir Türkçe gazeldir; neşirde Türkçe gazellerin iki yüz elli üçüncüsüdür (tg 253). Vezin "mef‘ūlü mefā‘īlü mefā‘īlü fe‘ūlün" kalıbıdır. Ersoy'un redif listesi bu gazelin redifini "-üñce" olarak verir; kafiye "-eh" sesine dayanır: küleh, meh, reh, ṣubḥ-geh, güneh ve siyeh. Gazel üç divan nüshasında da (VT 158a, VY 136a, Ü 53a) bulunur. Neşirdeki tek nüsha farkı üçüncü beyittedir: "dem-i" VY'de "şeb-i" biçimindedir; bu okumayla mısra "bu ah ve soğuk gece" anlamına gelir. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmemektedir.
Anlam ve Söz Sanatları
Matla gök ve kale imgeleri üzerine kuruludur. Kubbealtı Lugatı "burç" kelimesini iki ayrı madde olarak verir: kale surlarına yapılan savunma kulesi ve zodyak üzerindeki on iki takımyıldızdan her biri. Sevgilinin külahının ucu, bu iki anlamla birlikte bir kale burcuna ve gökteki bir burca benzetilir; bu bir tevriyedir. İkinci mısradaki "ṭāli‘-i sa‘d" da yıldızcılık dilinden gelir: Kubbealtı Lugatı "sa‘d" kelimesini uğurlu diye açıklar ve "kevkeb-i sa‘d" (uğurlu sayılan yıldız) terkibini örnek verir. Burç, talih, uğur ve ay arasında bir tenasüp kurulmuştur.
İkinci beyitte Kubbealtı Lugatı'nın "düğümlü, dolaşık" diye açıkladığı "girih-gīr" zülüf, âşığın gönlünü bağlamıştır. Kubbealtı "gerd" kelimesini toz, toprak diye verir; gönül, sevgilinin yolunun tozu gibi seher yeline karışıp savrulur. Üçüncü beyit seher yeline yöneltilmiş bir sitemdir. Kubbealtı Lugatı "dem" maddesinde "dem-i serd" terkibini soğuk nefes diye açıklar ve Kadı Burhâneddin'in "Visâl gecesinin subhu urdu bir dem-i serd" mısraını örnek verir; vuslat gecesinin sabahı soğuk bir nefes almıştır. Münîrî de seher yeline vuslat gecesine erişen biri olarak bu soğuk nefesin, yani ahın, nereden geldiğini sorar. Sabah yelinin serinliği ile umutsuz âşığın soğuk ahı arasında bir ilgi kurulmuştur (bizim tespitimizdir).
Dördüncü beyitte Kubbealtı Lugatı'nın günah diye açıkladığı "güneh" kelimesi iki kez kullanılır. "Boyuñca" ile "günehüñce" ekleri arasında bir ölçü oyunu vardır: gönül boyu kadar günaha batmıştır, şair de onun günahı kadar yanar. Mahlas beytinde Kubbealtı Lugatı'nın eski edebiyatta yüzdeki ve vücuttaki ben anlamını kaydettiği "Hindû" kelimesi, aynı zamanda Hindistan halkından kişiyi de çağrıştırır. Kubbealtı "mukbil" kelimesini bahtı açık, talihli, ikbal sahibi diye açıklar. Sevgilinin yanağında duran kara ben, en yüksek yere erişmiş talihli bir köledir; siyah ile parlak yanak arasında da bir tezat vardır.
Kaynakça
- Ersen Ersoy (hzl.), II. Bayezit Devri Şairlerinden Münîrî ve Dîvânı (İnceleme-Metin), Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2017 (e-kitap), s. 344, tg 253 (giriş s. 9, 15-18). https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56095,muniri-divanipdf.pdf (arşiv kopyası: https://web.archive.org/web/20220803084052/https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56095,muniri-divanipdf.pdf?0)
- Kubbealtı Lugatı (Misalli Büyük Türkçe Sözlük), "burç – burc", "sa'd", "girih", "gerd", "dem", "güneh", "hindû" ve "mukbil" maddeleri. https://lugatim.com/s/hindû
Çevrimiçi kaynaklar






