Özgün Metin

Vezin: fe‘ilātün fe‘ilātün fe‘ilātün fe‘ilün

Yoġ imiş bir naẓaruñ çünki dil-i ġam-zedeme
Her kişinüñ sözin işitme hele bārī neme
Ger dilerseñ ki feraḥ-nāk olasın bencileyin
Hem-dem ü yār ü ḥarīf ol göñül endūh u ġama
İrte sevdāsın unut gel bugüni ḫoş görelüm
Dem bu demdür kim irişmez daḫı bir dem bu deme
Bilmezem memleket-i dilde ne ḥāl oldı yine
Ki müjem nāme yazar ḫūn-ı dil ile ṣaneme
İnce bilüñ ṣıfatın nite ki yazmaḳ dilerem
Ḳıl gelür māni‘ olur yine zebān-ı ḳaleme
Ḫalḳ-ı ‘ālem nice gözlerse meh-i ‘īdi Münīr
Dikmişem ben de gözi şöyle bu ebrū-yı ḫama

Günümüz Türkçesiyle

1. Mademki gam çeken gönlüme bir bakışın bile yokmuş, hiç değilse herkesin sözünü dinleme; bana ne. Beyit iki türlü okunabilir: "herkesin benim hakkımdaki sözünü dinleme" ya da "(bakmıyorsan) artık kimin ne dediği bana ne".

2. Ey gönül, benim gibi ferah olmak istersen keder ile gamın yoldaşı, dostu ve içki arkadaşı ol.

3. Yarının kaygısını unut, gel bugünü hoş görelim (tadını çıkaralım); zaman bu zamandır, çünkü bir daha başka bir an bu ana erişmez.

4. Gönül ülkesinde yine ne oldu bilmiyorum ki kirpiğim o puta (güzele) gönül kanıyla mektup yazıyor.

5. Bilin ki onun vasıfları öyle incedir ki ne kadar yazmak istesem kalemin diline (ucuna) yine bir kıl gelip engel olur.

6. Münîr, dünya halkı bayram hilalini nasıl gözlerse ben de gözümü öyle bu eğri kaşa dikmişim.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Şiir altı beyitlik bir Türkçe gazeldir; neşirde Türkçe gazellerin iki yüz elli altıncısıdır (tg 256). Vezin "fe‘ilātün fe‘ilātün fe‘ilātün fe‘ilün" kalıbıdır. Ersoy'un redif listesi bu gazelin redifini "-E" olarak verir; her beyit yönelme ekiyle biter. Kafiye "-em, -am" seslerine dayanır: ġam-zedeme, neme, ġama, deme, ṣaneme, ḳaleme ve ḫama. Gazel üç divan nüshasında da (VT 158b, VY 136b, Ü 54a) bulunur; neşirde nüsha farkı kaydedilmemiştir. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmemektedir.

Anlam ve Söz Sanatları

Gazelin ilk üç beyti konuşma diline yakın, öğüt veren bir sesle söylenmiştir. Matladaki "neme" kelimesi "bana ne" anlamına gelir; Kubbealtı Lugatı'nın "nemelâzımcılık" maddesinde açıkladığı "neme lâzım" sözü de aynı kalıptandır. İkinci beyit bir tezada dayanır: âşık, ferah olmanın yolunu gam ile dost olmakta görür. Kubbealtı Lugatı "endûh" kelimesini gam, keder, tasa diye, "harîf" kelimesini de teklifsiz arkadaş, içki ve eğlence arkadaşı diye açıklar; "hem-dem", "yār" ve "ḥarīf" kelimeleri art arda gelerek gamı bir meclis arkadaşına dönüştürür.

Üçüncü beyit "dem" kelimesi üzerine kuruludur. Kubbealtı Lugatı bu kelimenin nefes, zaman, an ve içki anlamlarını kaydeder ve Fuzûlî'nin "Dem bu demdir bu demi hoş göre-gör ey ârif" mısraını örnek verir. Münîrî'nin "Dem bu demdür kim irişmez daḫı bir dem bu deme" mısraı, Fuzûlî'nin bu mısraıyla aynı söyleyişi paylaşır; kelimenin dört kez tekrarı bir tekrir sanatıdır. Dördüncü beyitte kirpik kalem, gönül kanı mürekkeptir. Kubbealtı Lugatı "sanem" kelimesini put ve mecazen çok güzel kimse, dilber diye açıklar; "memleket-i dil" ile "nāme" arasında da bir devlet ve yazışma çağrışımı vardır (bizim tespitimizdir).

Beşinci beyit gazelin en ince buluşudur. Kubbealtı Lugatı "kıl gibi" deyimini çok ince diye açıklar. Sevgilinin vasıfları o kadar incedir ki yazılmak istendiğinde kalemin ucuna kıl gelir. Kubbealtı "kalemgir" kelimesini kamış kalemin kâğıt üzerinde takılmadan kayması özelliğini ifade eden söz diye açıklar; "dü" maddesinde de "dü zeban" (iki dilli) terkibinin ucu ortadan ayrık olduğu için kamış kalem hakkında kullanıldığını belirtir. Kalemin "dili" ucudur; ona takılan kıl yazıyı durdurur. "İnce" ile "ḳıl" arasındaki ilgi, sevgilinin incelikle anılan belini de akla getirebilir (bizim tespitimizdir). Mahlas beytinde Kubbealtı Lugatı'nın "bayramda görülen ay" diye açıkladığı "hilâl-i îd" mazmunu kullanılır; "ḫam" kelimesi aynı sözlükte eğri, yay biçiminde, kemerli diye geçer. Halk bayram hilalini nasıl gözlüyorsa âşık da gözünü hilal gibi eğri kaşa dikmiştir.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar