Özgün Metin

Vezin: fe‘ilātün fe‘ilātün fe‘ilātün fe‘ilün

Kimdür eyden göñüle la‘l-i lebinden dileme
Ḥasret ile lebe cān irse dimez kim dil eme
La‘l-i nābuñ bu göñül derdine emdür diyeli
Hīc vech ile cihānda ṭaleb itmez dil eme
Göz yaşı ḫāk-i derüñden yaña gitdükçe müdām
Ḫāk-i pāyüñce bile gitmek içündür dil eme
Bāde-i la‘l-i lebüñ ḥasretiyile niçe bir
Ṭıfl-ı gehvāre gibi ḫūn-ı cigerden dil eme
Ġamzesi baġrumı deldi ṣorıcaḳ ḥāl-i dili
Didi iversin ola mı anı daḫı dileme
Hīc nesnem yoḳ anuñ la‘line irmege Münīr
Veh ki yoḳluḳda ḳatı müşkil olurmış dileme

Günümüz Türkçesiyle

1. Gönüle "onun yakut dudağından bir şey dileme" diyen de kimdir? Can hasretle dudağa gelince (yani insan ölmek üzereyken) kimse "dileme" demez (mısra sonundaki "dil eme"yi burada "dileme" diye okuyoruz; okuma bizimdir).

2. Senin saf yakut dudağın bu gönlün derdine em (ilaç) diye anılalı beri gönül (dil) dünyada hiçbir şekilde başka bir eme, yani başka bir ilaca talip olmaz.

3. Gözyaşım kapının toprağına doğru durmadan akıp gidiyorsa, bu senin ayağının toprağına kadar birlikte gitmeyi dilemek içindir (beyitteki redif "dileme", yani dilemek, istemek diye anlaşılmıştır; okuma kesin değildir).

4. Dudağının yakut şarabının hasretiyle ne zamana dek beşikteki bebek gibi ciğer kanından dil emeyim? (Bebeğin dilini emmesi, âşığın ciğer kanıyla beslenmesine benzetilir; okuma bizimdir.)

5. Gönlün hâlini sorunca bakışı bağrımı deldi; "Varsın acele etsin; ama olur mu ki? Onu da dileme" dedi (beyit kapalıdır; aktarım bizim okumamızdır).

6. Münîr, onun yakut dudağına ermek için hiçbir şeyim yok; yazık ki yoklukta dilemek (dilenmek) pek zor olurmuş.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Şiir altı beyitlik bir Türkçe gazeldir; neşirde Türkçe gazellerin iki yüz altmışıncısıdır (tg 260). Vezin "fe‘ilātün fe‘ilātün fe‘ilātün fe‘ilün" kalıbıdır. Ersoy'un redif listesinde bu gazelin numarası geçmez. Her beyit neşirde bir yerde bitişik "dileme", bir yerde ayrı "dil eme" diye yazılan aynı ses öbeğiyle biter; bu ses öbeği her beyitte başka bir anlama çekildiği için gazel baştan sona tam cinaslı bir kafiye düzeni üzerine kurulmuştur (bizim tespitimizdir). Gazel VT (159b) ve VY (133a) nüshalarında bulunur. Neşrin aparatına göre üçüncü beyitteki "pāyüñce" kelimesi VT'de "pāyince" biçimindedir. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmemektedir.

Anlam ve Söz Sanatları

TDV maddesi Münîrî'nin cinas sanatına hâkim olduğunu ve cinasın bütün türlerini başarıyla uyguladığını belirtir. Bu gazel bunun en açık örneklerinden biridir. Kafiye yerindeki ses öbeği üç ayrı biçimde çözülebilir: Farsça "dil" (gönül) ile Kubbealtı Lugatı'nın eski Türkçe ve halk ağzından "ilaç, deva, çare, derman" diye açıkladığı "em" kelimesinin birleşmesi; Kubbealtı'nın "bir şeye erişmeyi istemek, arzu etmek" diye verdiği "dilemek" fiilinin olumsuz emri ya da isim biçimi; son olarak ağızdaki dil ile "emmek" fiilinin bir araya gelişi. Bu okumaların hangi beyitte hangisinin kastedildiği her zaman kesin değildir; yukarıdaki aktarımda tercih ettiğimiz okumaları belirttik.

İkinci beyit cinası en açık biçimde gösterir: sevgilinin dudağı gönlün derdine em, yani ilaç diye anılmıştır; bu yüzden gönül başka bir eme talip olmaz. Burada "dil eme" sözü hem "gönül ilaca" hem de "dileme" diye okunabilir ve iki anlam aynı yere varır. Birinci beyitte "cān lebe irmek", yani canın dudağa gelmesi ölüm anını anlatır; ölmek üzere olana kimse dilekten vazgeçmesini söylemez.

Dördüncü beyitte âşık, beşikteki bebeğe benzetilir. Bebek nasıl dilini emerek avunursa, âşık da sevgilinin dudağındaki şaraptan mahrum kaldığı için ciğerinin kanıyla beslenir. Ciğer kanının âşığın gıdası sayılması divan şiirinde sık görülen bir hayaldir; bebek benzetmesi ise beyte gündelik hayattan bir sahne katar (bizim yorumumuzdur).

Beşinci beyit kapalıdır. Kubbealtı Lugatı "ivmek" fiilini eski Türkçe ve halk ağzında "acele etmek, koşmak" diye açıklar; "iversin" sözü bu fiilden gelmiş görünür. Sevgilinin cevabı hem alaycı bir izin hem de umudu kesen bir uyarı gibi okunabilir. Mahlas beyti yokluk ile dilenme arasında bir bağ kurar: hiçbir şeyi olmayan âşık için dilemek, dilenmekle aynı yere varır; Kubbealtı'nın "dilemek" maddesindeki istemek ve talep etmek anlamları burada ikinci bir anlam kazanır.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

Akademik çalışmalar

Kitaplar

Çevrimiçi kaynaklar