Özgün Metin
Vezin: fe‘ilātün fe‘ilātün fe‘ilātün fe‘ilün
Ḳatı kār itdi göñül fürḳat odı cānumuza
‘Acabā ḥālümüzi kim diye cānānumuza
Ġarḳa-i āb-ı ḥayāt olmış iken ḫāl-i lebüñ
Ne revādur ki ṣuṣar bu bir avuç ḳanumuza
Ḫār elinde göreli sen gül-i ter dāmenini
Ġoncalar ṭaña ḳalur çāk-i girībānumuza
Dil ü cān almaġ ile ġamzelerüñ rāżī degül
Ḳaṣd ider her biri bir vech ile īmānumuza
Vaṣf-ı dendānuñı yazmaḳ diledügince Münīr
Dür döker naẓm-ı teri defter ü dīvānumuza
Günümüz Türkçesiyle
1. Ey gönül, ayrılık ateşi canımıza pek fena işledi; acaba hâlimizi sevgilimize kim söyleyecek?
2. Dudağının üstündeki ben âb-ı hayata (ölümsüzlük suyuna) gark olmuşken, bu bir avuç kanımıza susaması nasıl reva olur?
3. Senin taze gül gibi eteğini bir dikenin (rakibin) elinde göreli beri goncalar, bizim yırtık yakamıza şaşıp kalıyor.
4. Bakışların gönlümüzü ve canımızı almakla yetinmiyor; her biri bir yoldan imanımıza da kastediyor.
5. Münîr ne zaman senin dişlerini anlatmak istese, onun taze şiiri defterimize ve divanımıza inciler döker.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Şiir beş beyitlik bir Türkçe gazeldir; neşirde Türkçe gazellerin iki yüz altmış dördüncüsüdür (tg 264). Vezin "fe‘ilātün fe‘ilātün fe‘ilātün fe‘ilün" kalıbıdır. Ersoy'un girişindeki redif listesi bu gazelin redifini "-ımuza" olarak verir; kafiye "cān, cānān, ḳan, girībān, īmān, dīvān" kelimelerindeki "-ān" sesine dayanır. Gazel üç divan nüshasının üçünde de (VT 160b, VY 137b, Ü 54b) bulunur, neşirde nüsha farkı kaydedilmemiştir. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmemektedir.
Anlam ve Söz Sanatları
Redifteki "-ımuza" eki gazele çoğul birinci kişi sesini verir: âşık kendi derdini bütün âşıkların derdi olarak anlatır. Matladaki "cān" ile "cānān" arasında ses benzerliğine dayanan bir cinas vardır; ayrılık ateşi canı yakarken o canın sahibi olan sevgili, yani cânân, hâlden habersizdir. İkinci beyitte sevgilinin dudağı, ölümsüzlük veren âb-ı hayata benzetilir. Kubbealtı Lugatı Hızır'ı âbıhayat içtiği için ölümsüzlüğe erdiğine inanılan zat diye tanıtır; dudağın yanındaki siyah ben bu suya batmış hâlde düşünülür. Böyle bir suyun içindeki benin âşığın bir avuç kanına susaması, karşıtlığa dayanan şaşırtıcı bir hayal kurar.
Üçüncü beyit gül ile diken arasındaki bilinen ilişkiyi kullanır. Kubbealtı Lugatı "girîbân" kelimesini elbise yakası, "girîban-çâk" terkibini yakası yırtılmış, çok kederli diye açıklar. Sevgilinin gül gibi eteği bir dikenin, yani rakibin elinde kalmıştır; âşıklar bu yüzden yakalarını yırtmış, açılırken kat kat yarılan goncalar da âşıkların yırtık yakalarına şaşıp kalmıştır. Goncanın açılışının bir yaka yırtılışına benzetilmesi beytin ince yanıdır (bizim yorumumuzdur). Dördüncü beyitte gönül ve can ile iman arasında bir derecelendirme vardır: bakışlar önce gönlü, sonra canı alır, en sonunda imana kastederler.
Mahlas beyti Ersoy'un girişinde örnek verilir. Ersoy (giriş s. 11) bu beyti, Münîrî'nin sevgilinin dişlerini anlatmak niyetiyle yazdığı şiirlerin defter ve divanına inciler saçtığını düşündüğüne, yani şiirinin parlaklığının sebebini sevgilinin kendisinde gördüğüne örnek olarak anar. Dişin inciye benzetilmesi yaygın bir teşbihtir; burada inci hem dişin hem de parlak sözün karşılığıdır. "Defter ü dīvān" sözünde "divan" kelimesi şiir kitabı anlamıyla okunur ve şair, kendi şiirinin değerine dair bir övünmeyi bu benzetmenin içine yerleştirir.
Kaynakça
- Ersen Ersoy (hzl.), II. Bayezit Devri Şairlerinden Münîrî ve Dîvânı (İnceleme-Metin), Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2017 (e-kitap), s. 349, tg 264 (giriş s. 9, 11, 15-18). https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56095,muniri-divanipdf.pdf (arşiv kopyası: https://web.archive.org/web/20220803084052/https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56095,muniri-divanipdf.pdf?0)
- Kubbealtı Lugatı (Misalli Büyük Türkçe Sözlük), "Hızır", "girîban" ve "çâk" maddeleri. https://lugatim.com/s/girîban
Çevrimiçi kaynaklar






