Özgün Metin
Vezin: fe‘ilātün mefā‘ilün fe‘ilün
Baña meylüñ yoġ ey göñül ḳılca
Saña ben görinür iken ilce
Ḥāşe lillāh ki baş çekem ben de
Bend-i zülfüñe boynumuz ḳılca
İntiẓār-ı viṣāl-i ṭal‘at ile
Fürḳatüñ her demi gelür yılca
N’ola dil dürlü dürlü söylerse
Sensin anuñ murādı her dilce
Reh-i ‘ışḳı ḳoma Münīr elden
Tīz uzar varmayan kişi yolca
Günümüz Türkçesiyle
1. Ey gönül, bana kıl kadar bile meylin yok; ben sana bir yabancı gibi görünüyorum (bizim okumamızla "ilce": el gibi, yabancı gibi). Beyit iki türlü okunabilir: hitap âşığın sevgiliye gitmiş kendi gönlünedir ya da "gönül" sözüyle sevgiliye seslenilmektedir.
2. Hâşâ, ben de (senin buyruğundan) baş çekeyim; zülfünün bağına boynumuz kıl gibi incedir.
3. Yüzüne kavuşmayı beklerken ayrılığının her anı bir yıl kadar uzun gelir.
4. Gönül (dil) türlü türlü söylerse ne olur; her dilde onun muradı sensin.
5. Münîr, aşk yolunu elden bırakma; yürümeyen kişiye yol çabucak uzar.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Şiir beş beyitlik bir Türkçe gazeldir; neşirde Türkçe gazellerin iki yüz yetmiş ikincisidir (tg 272). Vezin "fe‘ilātün mefā‘ilün fe‘ilün" kalıbıdır. Ersoy giriş bölümündeki redif listesinde bu gazelin redifini "-cA" eki olarak gösterir; kafiye kelimeleri kıl, il, kıl, yıl, dil ve yol, bu eki alarak beyit sonlarını kurar. Kısa vezin ve tek heceli kafiye kelimeleri gazele sade, neredeyse konuşma diline yakın bir söyleyiş verir. Kıl, yıl, dil ve yol kelimelerinin ses bakımından birbirine yakınlığı, beyit sonlarında bir yankı etkisi doğurur (bizim tespitimizdir). Gazel yalnız Vatikan nüshasında (VT 162b) bulunur. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmemektedir.
Anlam ve Söz Sanatları
Gazelin en dikkat çekici sanatı matla ile ikinci beyit arasında kurulan cinastır. Kubbealtı Lugatı "kılca" kelimesine iki anlam verir: kıl gibi ince ve kıl kadar, çok az. Birinci beyitte muhatabın âşığa olan meyli "kılca" bile değildir, yani hiç yoktur; ikinci beyitte ise âşığın boynu zülfün bağına "kılca", yani kıl gibi incedir. Aynı kelime iki ayrı anlamla kafiye olur. Matladaki "ilce" kelimesini, Kubbealtı'nın eski Türkçede yurt, memleket anlamıyla verdiği ve bugün "el" biçiminde yaşadığını kaydettiği "il" kelimesine bağlayarak "el gibi, yabancı gibi" diye anlıyoruz (bizim okumamızdır).
İkinci beyitte Kubbealtı'nın karşı gelmek, isyan etmek diye açıkladığı "baş çekmek" deyimi kullanılır. Âşık sevgiliye isyan etmeyi aklından bile geçirmez; zayıflıktan kıl gibi incelmiş boynu zülfün bağına zaten girmeye hazırdır. Baş, boyun ve bağ kelimeleri arasında bir tenasüp vardır. Üçüncü beyitte Kubbealtı'nın yüz, güzel yüz diye açıkladığı "tal‘at" ile ayrılık anlamındaki "fürkat" karşı karşıya gelir; bekleyişin her anı bir yıl gibidir.
Dördüncü beyit "dil" kelimesinin iki anlamıyla oynar: Farsça "dil" gönül, Türkçe "dil" lisandır. Gönül türlü türlü konuşsa da hangi dilde konuşursa konuşsun muradı sevgilidir. Mahlas beytinde aşk bir yol olarak düşünülür. Kubbealtı "tîz" kelimesini çabuk, tez diye açıklar. "Yürümeyen kişiye yol tez uzar" sözü bir atasözü havası taşır; ancak bu biçimiyle bir atasözü kaydına rastlamadık, bu yüzden sözü şairin kendi söyleyişi saymak daha doğrudur (bizim tespitimizdir).
Kaynakça
- Ersen Ersoy (hzl.), II. Bayezit Devri Şairlerinden Münîrî ve Dîvânı (İnceleme-Metin), Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2017 (e-kitap), s. 353, tg 272 (giriş s. 9, 15-18). https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56095,muniri-divanipdf.pdf (arşiv kopyası: https://web.archive.org/web/20220803084052/https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56095,muniri-divanipdf.pdf?0)
- Kubbealtı Lugatı (Misalli Büyük Türkçe Sözlük), "kıl" (kılca), "il", "hâşâ", "baş" (baş çekmek), "tal'at", "fürkat" ve "tîz" maddeleri. https://lugatim.com/s/kıl
Çevrimiçi kaynaklar






