Özgün Metin
Vezin: fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün
Hīc bir dermān bulunmaz ḫaste göñlüm derdine
Bilmezem ḥāli n’ola bī-çārenüñ de derdi ne
Der-peyince gözlerüm yaşı ki gider göñlümüñ
Ṣanki bir dīvānedür düşmişdür eṭfāl ardına
Ney gibi baġrı delinen ‘āşıḳ-ı dil-ḫastenüñ
Kūşe-i çeşm ile baḳsañ n’ola rūy-ı zerdine
Ṭavf-ı kūyuña yetişüp cān viren ‘uşşāḳuñuñ
Hergiz irişmez kimesne ḫāk-i pāyi gerdine
Ṣaḳlamaz sūz-ı derūnı ḫaste göñülden Münīr
Kişi lā-büd bildirür ḥālini bir hem-derdine
Günümüz Türkçesiyle
1. Hasta gönlümün derdine hiçbir derman bulunmuyor; ne oldu bilmiyorum, bu çaresizin derdi nedir.
2. Gönlümün ardınca giden gözyaşlarım sanki onun ardına düşmüş çocuklardır; gönül de çocukların peşine takıldığı bir divaneye benzer.
3. Bağrı ney gibi delik deşik olmuş, gönlü hasta âşığın sararmış yüzüne göz ucuyla baksan ne olur.
4. Senin mahallenin tavafına erişip can veren âşıklarının ayak tozunun tozuna bile hiç kimse erişemez.
5. Münîr içindeki yanışı hasta gönülden saklamaz; insan hâlini mutlaka bir dert ortağına bildirir.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Şiir beş beyitlik bir Türkçe gazeldir; neşirde Türkçe gazellerin iki yüz yetmiş üçüncüsüdür (tg 273). Vezin "fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün" kalıbıdır. Ersoy giriş bölümündeki redif listesinde bu gazeli "-İne" redifi altında gösterir; kafiye kelimeleri derd, ard, zerd, gerd ve hem-derd olup hepsi "-rd" sesleriyle biter. Matlaın ikinci mısraındaki "derdi ne" ise ses bakımından "derdine" ile aynıdır ve kafiyeyi bir söz oyunuyla kurar. Gazel Vatikan (VT 163a) ve İstanbul Üniversitesi (Ü 52a) nüshalarında bulunur; neşirde nüsha farkı kaydedilmemiştir. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmemektedir.
Anlam ve Söz Sanatları
Matlada "derdine" ile "derdi ne" yan yana gelir; yazılışı ve söylenişi aynı, anlamı farklı olan bu iki söz cinas-ı mürekkep örneğidir (bizim tespitimizdir). Birinci mısra derdin dermansız olduğunu söyler, ikinci mısra ise derdin ne olduğunu bile bilmeyen bir şaşkınlığı dile getirir. Derd, derman, hasta ve bî-çâre kelimeleri hastalık alanından bir tenasüp kurar.
İkinci beyit gazelin en canlı tablosunu çizer. Kubbealtı Lugatı "etfâl" kelimesini çocuklar diye açıklar. Gönül divanedir, gözyaşları da onun ardına düşmüş çocuklardır. Divanenin peşine takılan çocuk imgesi eski şiirde sık görülür; burada gözyaşlarının gönlün ardınca akışı bu sahneyle anlatılmıştır (bizim tespitimizdir). "Der-pey" sözünü bağlamdan "ardınca" diye anlıyoruz. Üçüncü beyitte âşığın bağrı ney gibi delinmiştir; neyin delikleri ile yaralı göğüs arasında bir teşbih kurulur. Kubbealtı "zerd" kelimesini sarı renk, sararmış, solgun diye; "kûşe" kelimesini köşe diye verir. Âşık, sevgiliden göz ucuyla bir bakıştan fazlasını istemez.
Dördüncü beyitte sevgilinin mahallesi Kâbe gibi tavaf edilen bir yer olarak düşünülür. Kubbealtı'nın toz, toprak diye açıkladığı "gerd" kelimesi "ḫāk-i pāy" (ayak toprağı) ile birleşir: orada can veren âşıkların ayak tozunun tozuna bile kimse erişemez. Böylece onların mertebesi bir mübalağa ile yüceltilir. Mahlas beyti bir irsal-i mesel havası taşır: insan derdini bir dert ortağına açar. Münîr de içindeki yanışı kendisi gibi hasta olan gönülden saklamaz. Kafiye kelimelerinin ilki olan "derd" ile sonuncusu olan "hem-derd" gazeli başladığı yere bağlar.
Kaynakça
- Ersen Ersoy (hzl.), II. Bayezit Devri Şairlerinden Münîrî ve Dîvânı (İnceleme-Metin), Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2017 (e-kitap), s. 353, tg 273 (giriş s. 9, 15-18). https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56095,muniri-divanipdf.pdf (arşiv kopyası: https://web.archive.org/web/20220803084052/https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56095,muniri-divanipdf.pdf?0)
- Kubbealtı Lugatı (Misalli Büyük Türkçe Sözlük), "etfâl", "zerd", "kûşe" ve "gerd" maddeleri. https://lugatim.com/s/etfâl
Çevrimiçi kaynaklar






