Özgün Metin
Vezin: mefā‘īlün mefā‘īlün fe‘ūlün
Ṣalup zülfüñ hevālar tāze tāze
Ḳılur başda hevālar tāze tāze
Yetişür hātif-i ġayb-ı ġamuñdan
Ḳulaġuma ṣadālar tāze tāze
Raḳībi seng-sār iderseñ ey dost
N’ola ire ‘aṭālar tāze tāze
Yüzümi dem-be-dem ‘arż itdigüm bu
Getürdüm keh-rübālar tāze tāze
Münīrī bāġ-ı ḥüsnüñ bülbülidür
Ki gösterür nevālar tāze tāze
Günümüz Türkçesiyle
1. Zülfün salınarak taze taze havalar (esintiler) estirir; başta da taze taze hevesler (aşk arzuları) uyandırır.
2. Senin gamının gaybdan seslenen hâtifinden kulağıma taze taze sesler ulaşır.
3. Ey dost, rakibi taşlarsan, taze taze bağışlar (ödüller) gelse buna şaşılır mı.
4. Yüzümü her an sana sunmamın sebebi şudur: taze taze kehribarlar getirdim (sararmış yüzüm kehribar gibidir).
5. Münîrî, senin güzellik bahçenin bülbülüdür; taze taze nağmeler gösterir (söyler).
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Şiir beş beyitlik bir Türkçe gazeldir; neşirde Türkçe gazellerin iki yüz yetmiş altıncısıdır (tg 276). Vezin "mefā‘īlün mefā‘īlün fe‘ūlün" kalıbıdır. Ersoy giriş bölümündeki redif listesinde bu gazelin redifini "tāze" olarak verir; metinde redif "tāze tāze" biçiminde ikilenmiştir. Kafiye "-ālar" sesine dayanır: hevālar (iki kez), ṣadālar, ‘aṭālar, keh-rübālar ve nevālar. Kafiye kelimelerinin hepsi çokluk ekiyle gelir ve redifteki "taze taze" ikilemesiyle birlikte gazele tekrarlarla kurulmuş bir ahenk verir. Gazel yalnız Vatikan nüshasında (VT 163b) bulunur. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmemektedir.
Anlam ve Söz Sanatları
Matla bir cinasla kurulur. Kubbealtı Lugatı "hava" kelimesinin Arapça "hevā’" kelimesinden geldiğini kaydeder; "hevâ" maddesinde ise istek, arzu, aşk, sevgi ve nefsin arzusu anlamlarını verir. Birinci mısrada salınan zülfün estirdiği "hevālar" esintilerdir, ikinci mısrada başta uyanan "hevālar" aşk arzularıdır. Aynı kelime iki anlamla kafiye olmuştur.
İkinci beyitte Kubbealtı'nın gaybdan seslenir gibi haber veren melek diye açıkladığı ve "hâtif-i gayb" terkibini örneklediği "hâtif" kelimesi kullanılır. Âşığın kulağına gelen sesler sevgilinin gamından gelir; gam burada gaybdan haber veren bir ses gibidir. Üçüncü beyitte Kubbealtı'nın taşlamak suretiyle öldürme, recm diye açıkladığı "seng-sâr" kelimesi rakibe yöneltilir. Rakibin taşlanmasının ödülle karşılanacağı söylenir; bu söyleyişte hac sırasında şeytan taşlamanın sevap sayılması akla gelir (bizim okumamızdır).
Dördüncü beyit bir hüsn-i talil örneğidir: âşık yüzünü her an sevgiliye sunar, çünkü yüzü sararmıştır ve bu sarı yüz bir kehribar armağanıdır. Kubbealtı "kehribar" kelimesinin Farsça "keh" (saman) ve "rubā" (çeken) kelimelerinden geldiğini, bu taşın açık sarıdan kızıla kadar renkleri olduğunu ve sürtülünce hafif maddeleri kendine çektiğini kaydeder. Neşirdeki "keh-rübā" yazımı bu yapıyı açıkça gösterir. Samanı çeken kehribar ile sevgiliyi kendine çekmek isteyen sarı yüz arasında bir ilgi kurulduğunu düşünüyoruz (bizim tespitimizdir). Mahlas beytinde Kubbealtı'nın hem nağme, ahenk hem nasip diye açıkladığı "nevâ" kelimesi bülbülün ötüşünü anlatır. Gül bahçesi, bülbül ve nağme arasında tenasüp vardır; şairin "taze taze nağmeler" göstermesi, kendi şiirine de yapılmış bir göndermedir (bizim okumamızdır).
Kaynakça
- Ersen Ersoy (hzl.), II. Bayezit Devri Şairlerinden Münîrî ve Dîvânı (İnceleme-Metin), Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2017 (e-kitap), s. 355, tg 276 (giriş s. 9, 15-18). https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56095,muniri-divanipdf.pdf (arşiv kopyası: https://web.archive.org/web/20220803084052/https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56095,muniri-divanipdf.pdf?0)
- Kubbealtı Lugatı (Misalli Büyük Türkçe Sözlük), "hava", "hevâ", "hâtif", "sengsar", "kehribar" ve "nevâ" maddeleri. https://lugatim.com/s/kehribar
Çevrimiçi kaynaklar






