Özgün Metin
Vezin: fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün
Luṭf idüp bir gün yetişdür leblerüñ gül-nārına
Nice yaḳarsın beni sen anuñ ey gül nārına
Öldürürem didigüñ gündür bugün öldür tamām
Va‘de-i ḫām itme luṭf it yine ḳoma yarına
Kimdür ey dil-ber degül diyen kimüñ ne cānı var
Rişte-i cāndur didümse zülfüñüñ her tārına
Cān-ı şīrīnüm lebe irdise ey dil ġam degül
Ġam budur k’irmeden ölem la‘l-i şekker-bārına
Her ne iderseñ Münīre ‘ışḳ odıyla ḳıl bugün
Bizüm işimüz senüñle ḳaldı ey dil yarına
Günümüz Türkçesiyle
1. Lütfedip bir gün beni dudaklarının nar çiçeğine eriştir; ey gül, beni onun ateşinde (gül nārı: gülün ateşi) daha ne kadar yakacaksın.
2. "Öldüreceğim" dediğin gün bugündür, bugün beni tamamen öldür; ham (yerine getirilmeyecek) bir vaat verme, lütfet de yine yarına bırakma.
3. Ey dilber, zülfünün her teline canın ipliği dediysem, kimdir "değil" diyen; kimin buna (karşı çıkmaya) canı var.
4. Ey gönül, tatlı canım dudağa geldiyse (ölmek üzereysem) gam değil; gam şudur ki (sevgilinin) şeker yağdıran yakut dudağına erişmeden öleyim.
5. Münîr'e aşk ateşiyle ne yapacaksan bugün yap; ey gönül, bizim seninle işimiz yarına kaldı.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Şiir beş beyitlik bir Türkçe gazeldir; neşirde Türkçe gazellerin iki yüz seksen ikincisidir (tg 282). Vezin "fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün" kalıbıdır. Kafiye "-ārına" sesine dayanır: gül-nārına, gül nārına, yarına, tārına, şekker-bārına ve yine yarına. "Yarına" kelimesinin iki kez kafiye olması, ertelemeyi gazelin ana sözlerinden biri yapar (bizim tespitimizdir). Ersoy'un giriş bölümündeki redif listesinde bu gazelin numarası geçmez; listede "-İne" redifi altında görünen 281 numarası muhtemelen bu gazeli göstermektedir (bizim tespitimizdir). Gazel yalnız Vatikan nüshasında (VT 165a) bulunur. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmemektedir.
Anlam ve Söz Sanatları
Matla bir cinas-ı mürekkeple kurulur. Kubbealtı Lugatı "gülnar" kelimesini nar çiçeği diye açıklar ve Nesîmî'nin "Kim eydür kim yüzün gülnâra benzer / Ki yüzün nûra vü gül nâra benzer" beytini örnek verir; Nesîmî'de olduğu gibi Münîrî'de de birinci mısradaki "gül-nār" (nar çiçeği) ile ikinci mısradaki "gül nārı" (gülün ateşi) aynı seslerle iki ayrı anlam taşır. Nar çiçeğinin kırmızılığı sevgilinin dudağını, ateş de âşığı yakan aşkı anlatır.
İkinci beyit sevgiliden öldürme vaadini yerine getirmesini ister. Kubbealtı "vâde" kelimesine söz verme, taahhüt ve ölüm vakti anlamlarını verir; "ham" kelimesini de mecazen yeterince olgunlaşmamış diye açıklar. "Va‘de-i ḫām", hiç yerine gelmeyecek, olgunlaşmamış bir sözdür. Âşık ölümü bir lütuf olarak bekler; sevgilinin onu yarına ertelemesi bir eziyettir. Üçüncü beyitte Kubbealtı'nın iplik diye açıkladığı "rişte" ile tel anlamındaki "tār" arasında bir tenasüp vardır. Zülfün her teli bir can ipliğidir; ikinci mısradaki "kimüñ ne cānı var" sözü "can" kelimesini bir deyim içinde tekrar ederek söz oyununu sürdürür (bizim tespitimizdir).
Dördüncü beyitte iki dudak karşılaştırılır. Kubbealtı "can-ber-leb" terkibini canı dudağında, neredeyse ölecek durumda diye açıklar. Âşığın canı kendi dudağına gelmiştir, ama asıl gam sevgilinin yakut dudağına erişmeden ölmektir. Mahlas beytinde "yarına" kelimesi ikinci beyitteki gibi kafiye olur. Kubbealtı "vâde" maddesinde Hersekli Ârif Hikmet'in kavuşmayı mahşerin "va‘de-i ferdâ"sı (yarın vaadi) olarak anan mısraını örnek verir. Münîrî'deki "işimüz yarına kaldı" sözünü de bu yüzden hesabın ahirete kalması diye anlamak mümkündür (bizim okumamızdır).
Kaynakça
- Ersen Ersoy (hzl.), II. Bayezit Devri Şairlerinden Münîrî ve Dîvânı (İnceleme-Metin), Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2017 (e-kitap), s. 358, tg 282 (giriş s. 9, 15-18). https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56095,muniri-divanipdf.pdf (arşiv kopyası: https://web.archive.org/web/20220803084052/https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56095,muniri-divanipdf.pdf?0)
- Kubbealtı Lugatı (Misalli Büyük Türkçe Sözlük), "gülnar", "vâde", "ham", "rişte", "târ" ve "can" (can-ber-leb) maddeleri. https://lugatim.com/s/gülnar
Çevrimiçi kaynaklar






