Özgün Metin

Vezin: fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün

Cānumı virdüm ḳabūl itmez bugün cānāneye
Kimsenüñ yoḳ cānı ey dil kim diye cānā neye
Mezra‘-ı dilde ḫayāl-i ḫālüñi gördi gözüm
Anuñ içün yaş döker bārān gerek dür-dāneye
Geh diler tīġ-i ḥased baġrumı geh ṭurmaz deler
Reşk idelden ḳara zülfüñde görüp dil şāneye
Dün ḫāl-i yāri göñlümde görüp didüm revān
Ġālibā genc isteyü gelmiş durur vīrāneye
Dil ne dirse rāh-ı ‘ışḳuñda sözin ṭutar Münīr
Hīc kimse ṭābi‘ olmaz gerçi bir dīvāneye

Günümüz Türkçesiyle

1. Canımı sevgiliye verdim, bugün kabul etmiyor; ey gönül, ona "Ey can, niçin?" diyecek canı (yüreği) kimsede yok. (Mısra sonundaki "cānā neye" "ey can, niçin" demektir ve ses bakımından ilk mısraın sonundaki "cānāneye", yani "sevgiliye" kelimesiyle aynıdır.)

2. Gözüm gönül tarlasında benin hayalini (ekilmiş bir tane gibi) gördü; bu yüzden yaş döker, çünkü inci tanesine yağmur gerekir.

3. Gönül kara zülfünde tarağı görüp kıskandığından beri kıskançlık kılıcı bağrımı kâh dilimler, kâh durmadan deler.

4. Dün sevgilinin benini gönlümde görünce hemen dedim: galiba hazine arayarak bu viraneye gelmiş.

5. Münîr, senin aşkının yolunda gönül ne derse onun sözünü tutar; oysa hiç kimse bir deliye uymaz.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Şiir beş beyitlik bir Türkçe gazeldir; neşirde Türkçe gazellerin iki yüz seksen altıncısıdır (tg 286). Vezin "fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün" kalıbıdır. Ersoy giriş bölümündeki redif listesinde bu gazelin redifini "-ye" olarak verir; kafiye "-āne" sesine dayanır: cānāne, cānā ne, dür-dāne, şāne, vīrāne ve dīvāne. Gazel yalnız Vatikan nüshasında (VT 166a) bulunur; neşirde nüsha farkı kaydedilmemiştir. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmemektedir.

Anlam ve Söz Sanatları

Matla bir cinas üzerine kuruludur. İlk mısra "cānāneye" (sevgiliye) diye biter, ikinci mısra aynı sesleri iki kelimeye bölerek "cānā neye" (ey can, niçin) der. Biri tek kelime, öteki iki kelimeden kurulu bu iki sözün aynı okunması, birleşik kelimeyle yapılan cinasın bir örneğidir (bizim tespitimizdir). TDV İslâm Ansiklopedisi Münîrî'nin cinasın bütün türlerini başarıyla uyguladığını belirtir. Kubbealtı Lugatı'nın "cânân" maddesinde örnek verilen Niyâzî-i Mısrî beyti de "Cânâne görünür bana cânâ neye baksam / Kâşâne görünür heme vîrâneye baksam" diye aynı cinası kurar ve kafiyeye bu gazelde de geçen "vîrâne" kelimesini alır. İki beyit arasındaki bu yakınlığın bir etkileşimden mi, ortak bir söyleyiş alışkanlığından mı geldiğini bilmiyoruz.

İkinci beyitte gönül bir tarlaya benzetilir; Kubbealtı "mezra" kelimesini ekilip dikilecek toprak diye açıklar. Benin hayali bu tarlaya düşmüş bir tanedir, gözün döktüğü yaşlar da onu yeşertecek yağmurdur. Aynı sözlük "dürdâne" kelimesini inci tanesi diye verir; böylece "dâne" hem tohum tanesini hem inci tanesini düşündürür (bizim okumamızdır). Sözlüğün "lü'lü" maddesinde Fuzûlî'nin "Ebr-i nîsandan dönen tek lü'lü-i şehvâra su" mısraı örnek gösterilir; bu mısrada nisan bulutundan düşen su iri inciye dönüşür. Münîrî'nin "inci tanesine yağmur gerek" sözü de yağmur ile inci arasındaki bu ilgiye dayanır.

Üçüncü beyitte Kubbealtı'nın tarak diye açıkladığı "şâne" kelimesi geçer; sözlük bu maddede Zâtî'nin sevgilinin zülfüne tarak vurmasını anlatan bir beytini örnek verir. Tarak sevgilinin saçlarına dokunabildiği için gönül onu kıskanır. Mısradaki "diler" ve "deler" fiilleri bir ses oyunu kurar: Kubbealtı "dilmek" fiilini dilim dilim kesmek ve yarmak diye açıklar. Kıskançlık kılıcı bağrı bir dilimler, bir deler.

Dördüncü beyitte sevgilinin siyah beni, harap gönülde hazine arayan birine benzetilir. Kubbealtı "genc" kelimesini hazine, "vîrâne" kelimesini yıkılmış yapı diye açıklar ve "vîrâne" maddesinde Râşid'in "Zuhûru dâimâ gencînenin vîrânededir hep" mısraını örnek verir. Hazinenin yıkıntıda bulunacağı düşüncesi beyitte gönlün yıkıklığını bir değere çevirir: ben gönle gelmişse orada bir hazine vardır. Mahlas beytinde gönül bir deliye benzetilir; şair, kimsenin bir deliye uymadığını bile bile aşk yolunda gönlün sözünden çıkmadığını söyler. Kafiyedeki "dîvâne" kelimesi, matladaki "cânâne" ve dördüncü beyitteki "vîrâne" ile aynı ses ailesindendir.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

Akademik çalışmalar

Kitaplar

  • Kubbealtı Lugatı (Misalli Büyük Türkçe Sözlük), "cânân", "mezra", "dürdâne", "lü'lü", "şâne", "dilmek", "genc" ve "vîrâne" maddeleri. https://lugatim.com/s/genc

Çevrimiçi kaynaklar