Özgün Metin
Vezin: fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün
Dūd-ı āhum birle çarḫuñ ṭondı şöyle nūrı āh
Ḳorḳaram k’āyīne-i ḫurşīd ola bir gün siyāh
Şöyle beñzer kim cihān-gīr olmaḳ ister yaşlarum
Cem‘ olup her yaña ṭurmaz gönderür ḫayl-i sipāh
Geç leb-i la‘linden ey dil ḳanuña ṣuṣama hīc
Ben saña didüm hele gitdi göñül benden günāh
Her ṭarafdan fetḥ-i bāb olurdı ben bī-çāreñe
Kūşe-i çeşm ile ḳılsañ luṭf idüp bir kez nigāh
Ḫaddüñ añduḳça Münīrī göge ṭutduġı yüzin
Bilür anı müstecāb olur du‘ā-yı ṣubḥ-gāh
Günümüz Türkçesiyle
1. Âhımın dumanıyla feleğin ışığı öyle donuklaştı ki, ah, korkarım güneşin aynası bir gün kararacak.
2. Öyle görünüyor ki gözyaşlarım cihangir olmak istiyor; toplanıp durmadan her yana asker birlikleri gönderiyor.
3. Ey gönül, onun yakut dudağından vazgeç, kendi kanına hiç susama; ben sana söyledim, artık günah benden gitti.
4. Lütfedip bir kez göz ucuyla baksan, ben çaresize her taraftan kapılar açılırdı.
5. Münîrî'nin yanağını andıkça yüzünü göğe tutması şundandır: sabah vaktinin duasının kabul olunduğunu bilir.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Şiir beş beyitlik bir Türkçe gazeldir; neşirde Türkçe gazellerin iki yüz seksen sekizincisidir (tg 288). Vezin "fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün" kalıbıdır. Gazel Ersoy'un giriş bölümündeki redif listesinde yer almaz; redifsizdir ve kafiye "-āh" sesine dayanır: āh, siyāh, sipāh, günāh, nigāh ve ṣubḥ-gāh. Gazel yalnız Vatikan nüshasında (VT 166b) bulunur; neşirde nüsha farkı kaydedilmemiştir. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmemektedir. Neşirde kendisinden hemen önce gelen tg 287 ile aynı vezinde ve aynı kafiyededir; "āh", "siyāh", "nigāh" ve "ṣubḥ-gāh" iki gazelde de kafiye kelimesidir (bizim tespitimizdir).
Anlam ve Söz Sanatları
Matlada âşığın âhı göğe yükselen bir dumandır. Kubbealtı Lugatı "dûd" kelimesini duman diye açıklar ve mecaz anlamını gam, tasa, keder diye verir. Duman göğün ışığını donuklaştırmış, şair de güneşin aynasının bir gün kararmasından korkar. Mısradaki "ṭondı" fiilini bağlamdan "donuklaştı" diye anlıyoruz. Güneşin bir aynaya benzetilmesi ve aynanın dumanla kararması, âhın büyüklüğünü anlatan bir abartmadır.
İkinci beyit bir savaş sahnesi kurar. Kubbealtı "cihangir" kelimesini dünyayı zapteden büyük hükümdar, "hayl" kelimesini atlı asker, süvari, "sipah" kelimesini de asker, ordu diye açıklar. Toplanıp her yana akan gözyaşları, ülke fethetmek için her yöne birlik gönderen bir hükümdarın ordusuna benzetilir. Dördüncü beyitteki "fetḥ-i bāb" terkibi bu sahneyi sürdürür: Kubbealtı "fetih" kelimesini önce açma, açılma, sonra bir yeri savaşla ele geçirme diye açıklar ve "feth-i bâb" terkibini Ahmedî ile Niyâzî-i Mısrî'den örneklerle verir. Sevgilinin bir bakışı âşığa her yandan kapıları açacaktır; kelimenin "fetih" anlamı ise ikinci beyitteki cihangir gözyaşlarını hatırlatır (bizim okumamızdır). Aynı beyitteki "kûşe-i çeşm", Kubbealtı'nın köşe diye açıkladığı "kûşe" kelimesiyle göz ucu demektir.
Üçüncü beyitte şair gönlüne öğüt verir. Kubbealtı "susamak" maddesinin deyimleri arasında "kanına susamak" deyimini sayar. Şair gönlüne, sonunda kendi kanını dökecek olan dudağa susamamasını söyler. Yakut dudağın kırmızısı ile kanın kırmızısı yan yanadır. Şair gönlünü uyarmış, böylece kendisini sorumluluktan kurtarmıştır: "Ben sana söyledim, artık günah benden gitti."
Mahlas beytinde sevgilinin yanağı sabahın aydınlığıyla birlikte düşünülür. Kubbealtı "müstecâb" kelimesini kabul edilen istek ve dua diye açıklar ve Zâtî'nin "Ejder ayağı görünse müstecâb olur duâ" mısraını örnek verir. Münîrî yanağı andıkça yüzünü göğe kaldırır, çünkü seher duasının kabul olduğunu bilir; böylece âşığın yanağı anması bir duaya döner.
Kaynakça
- Ersen Ersoy (hzl.), II. Bayezit Devri Şairlerinden Münîrî ve Dîvânı (İnceleme-Metin), Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2017 (e-kitap), s. 360-361, tg 288 (giriş s. 9, 15-18). https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56095,muniri-divanipdf.pdf (arşiv kopyası: https://web.archive.org/web/20220803084052/https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56095,muniri-divanipdf.pdf?0)
- Kubbealtı Lugatı (Misalli Büyük Türkçe Sözlük), "dûd", "cihangir", "hayl", "sipah", "fetih", "kûşe", "susamak" ve "müstecab" maddeleri. https://lugatim.com/s/fetih
Çevrimiçi kaynaklar






