Özgün Metin
Vezin: mef‘ūlü fā‘ilātü mefā‘īlü fā‘ilün
Her ḳanlu yaş ki ben dökerem āh u zār ile
Mecmū‘ı tāze güller olur lāle-zār ile
Gūyā ki ‘aḳs-i dīde-i bülbüldür ey göñül
Ḫāl-i siyeh ki görinür ol gül-‘iẕār ile
Ḳaṭ‘-ı menāzil itmede ṭurmaz gözüm yaşı
Devlet müyesser olmaz imiş kesb ü kār ile
Dil virmeyem daḫı dir idüm māh-rūlara
Olmaz imiş zamāne işi iḫtiyār ile
Ol la‘l-i nāba ire diyü ‘āḳıbet Münīr
Cānum ṭudaġa irdi ṭurur intiẓār ile
Günümüz Türkçesiyle
1. Ah ve inleyişle döktüğüm her kanlı gözyaşı, lale bahçesiyle birlikte baştan başa taze güller olur.
2. Ey gönül, o gül yanaklının (yüzünde) görünen siyah ben sanki bülbülün gözünün aksidir.
3. Gözümün yaşı konak konak yol almaktan durmaz; meğer devlet (mutluluk ve talih) çalışıp kazanmakla ele geçmezmiş.
4. Ay yüzlülere bir daha gönül vermem derdim; meğer zamane işi insanın kendi seçimiyle olmazmış.
5. Münîr, sonunda o saf yakut dudağa ereyim diye canım dudağa geldi, bekleyip duruyor.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Şiir beş beyitlik bir Türkçe gazeldir; neşirde Türkçe gazellerin iki yüz doksan birincisidir (tg 291). Vezin "mef‘ūlü fā‘ilātü mefā‘īlü fā‘ilün" kalıbıdır. Ersoy giriş bölümündeki redif listesinde bu gazelin redifini "-ile" olarak verir; kafiye "-ār" sesine dayanır: zār, lāle-zār, gül-‘iẕār, kesb ü kār, iḫtiyār ve intiẓār. Gazel üç divan nüshasında (VT 167b, VY 140b, Ü 57b) ve Pervâne Bey Mecmuası'nda (PB 538a) bulunur. Neşirdeki tek nüsha farkı matladadır: ikinci mısradaki "lāle-zār" PB'de "āh u zār" diye geçer. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmemektedir.
Anlam ve Söz Sanatları
Matlada âşığın döktüğü kanlı gözyaşları toprağa düşüp güle ve laleye dönüşür. Kubbealtı Lugatı "lâlezar" kelimesini lale bahçesi diye açıklar. Kırmızı gözyaşı ile kırmızı çiçekler arasındaki benzerlik, ağlayan âşığın çevresini bir bahçeye çevirir. Pervâne Bey Mecmuası'ndaki "āh u zār" okuması ise ilk mısradaki "āh u zār" sözünü ikinci mısrada tekrarlar.
İkinci beyit gül ile bülbül hayaline dayanır. Kubbealtı "izar" kelimesini yanak diye açıklar. Sevgilinin gül gibi yanağındaki siyah ben, o güle bakan bülbülün gözünün yanağa düşen aksi gibidir. Bülbülün gözünü gülden ayırmaması, benin de yanakta hep durmasıyla birlikte düşünülmüştür (bizim okumamızdır).
Üçüncü ve dördüncü beyitler, bir hayat tecrübesini söyleyen ikinci mısralarıyla öne çıkar. Kubbealtı "menzil" kelimesini yolcuların konakladıkları yer ve iki konak arasındaki uzaklık diye açıklar; "kesb" kelimesini kazanmak, "ihtiyar" kelimesini de seçme, tercih etme diye verir. Gözyaşı konak konak durmadan yol alır, ama bu çaba âşığa devlet kazandırmaz; çünkü devlet emekle ele geçmez. Aynı sözlüğün "menzil" maddesinde örnek verilen "Erişir menzil-i maksûduna âheste giden" mısraı, hızla koşanın değil yavaş gidenin hedefe vardığını söyler; Münîrî'nin beyti de koşan gözyaşının bir yere varamadığını anlatır (bizim okumamızdır). Dördüncü beyitte âşık bir daha gönül vermeyeceğine yemin etmiş, ama zamanenin işinin insanın kendi seçimine bağlı olmadığını görmüştür. Her iki beyitte "imiş" ekiyle kurulan "olmaz imiş" söyleyişi, sonradan anlaşılmış bir gerçeği bildirir.
Mahlas beyti bir ses oyunu üzerine kuruludur. Âşık sevgilinin dudağına ermek ister, ama sonunda kendi canı dudağına gelmiştir. Canın dudağa gelmesi ölümün yaklaşmasını anlatır (bizim okumamızdır); "dudağa ermek" ile "canın dudağa ermesi" aynı fiil ve aynı kelimeyle iki ayrı anlam taşır. Kubbealtı "intizar" kelimesini bekleme, bekleyiş diye açıklar. Can ölümle vuslat arasında, dudakta bekleyip durmaktadır.
Kaynakça
- Ersen Ersoy (hzl.), II. Bayezit Devri Şairlerinden Münîrî ve Dîvânı (İnceleme-Metin), Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2017 (e-kitap), s. 362, tg 291 (giriş s. 9, 15-18). https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56095,muniri-divanipdf.pdf (arşiv kopyası: https://web.archive.org/web/20220803084052/https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56095,muniri-divanipdf.pdf?0)
- Kubbealtı Lugatı (Misalli Büyük Türkçe Sözlük), "lâlezar", "izar", "menzil", "kesb", "ihtiyar" ve "intizar" maddeleri. https://lugatim.com/s/menzil
Çevrimiçi kaynaklar






