Özgün Metin
Vezin: mef‘ūlü fā‘ilātü mefā‘īlü fā‘ilün
Bir kez götürse mihr-i cemālüñ niḳābını
Mecmū‘ı ref‘ iderdi dü kevnüñ ḥicābını
Her geh ki zülfüñi görürem iki bükülüp
Ṭurmaz ḳılur müṭāla‘a ḥüsnüñ kitābını
Ẕerrāt-ı kevni gün gibi görür mu‘āyene
Küḥl-i cilā iden kişi izüñ türābını
‘Aḳl-ı ‘aḳīle ‘ışḳ ile ṭa‘n itdise saña
Var sen işüñde ol göñül aldı cevābını
Mihr-i ruḫuñdan ayru düşelden berü Münīr
Allāh bilür sitāre-i eşküm ḥisābını
Günümüz Türkçesiyle
1. Güzelliğinin güneşi bir kez peçesini kaldırsa, iki âlemin perdesini hep birden kaldırırdı.
2. Zülfünü iki büklüm gördükçe (gönül) durmaz, güzelliğinin kitabını okur.
3. Senin ayak izinin toprağını parlatıcı sürme edinen kişi, varlık âleminin zerrelerini güneş gibi açıkça görür.
4. Ey gönül, akıllı akıl aşk yüzünden seni kınadıysa, var sen işine bak; o cevabını aldı.
5. Münîr, yüzünün güneşinden ayrı düştüğümden beri gözyaşımın yıldızlarının hesabını Allah bilir.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Şiir beş beyitlik bir Türkçe gazeldir; neşirde Türkçe gazellerin iki yüz doksan altıncısıdır (tg 296). Vezin "mef‘ūlü fā‘ilātü mefā‘īlü fā‘ilün" kalıbıdır. Ersoy giriş bölümündeki redif listesinde bu gazelin redifini "-ını" olarak verir; kafiye "-āb" sesine dayanır: niḳāb, ḥicāb, kitāb, türāb, cevāb ve ḥisāb. Gazel üç divan nüshasında da (VT 168a, VY 145b, Ü 58a) bulunur; neşirde nüsha farkı kaydedilmemiştir. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmemektedir.
Anlam ve Söz Sanatları
Gazel güneş hayaliyle açılır ve güneş hayaliyle kapanır. Kubbealtı Lugatı "mihr" kelimesini güneş ve mecaz olarak sevgi diye açıklar; matladaki "mihr-i cemāl" ile mahlas beytindeki "mihr-i ruḫ" gazelin iki ucunu birbirine bağlar (bizim tespitimizdir). Matlada sevgilinin güzelliği, peçesini kaldırsa iki âlemin perdesini birden kaldıracak bir güneştir. Kubbealtı "kevneyn" kelimesini iki âlem diye açıklar ve bunları dünya ile âhiret ya da maddî ve manevî âlemler olarak sayar. "Niḳāb" ile "ḥicāb" aynı perde kavramının iki kelimesidir.
İkinci beyitte zülüf ile kitap arasında bir ilgi kurulur. Gönül iki büklüm zülfü görünce güzellik kitabını okumaya koyulur. Bu benzetme iki türlü anlaşılabilir: ya iki büklüm saç açılmış bir kitabın iki yanına benzetilmiştir, ya da kitabın üzerine eğilen okuyucunun duruşu zülfün eğilişinde görülmüştür (her iki okuma da bizimdir).
Üçüncü beyit sürme hayaline dayanır. Kubbealtı "kühl" kelimesini sürme ve göz ilacı diye açıklar; örnekleri arasında Vecîhî'nin "Gubâr-ı rehgüzârın kühl edinsem dîde-i câna" mısraı da vardır. Sevgilinin ayak izinin toprağını sürme edinen göz o kadar keskinleşir ki varlık âleminin zerrelerini güneş ışığındaki gibi tek tek görür. Kubbealtı "zerrât" kelimesini zerreler diye açıklar ve Süleyman Çelebi'nin "Cümle zerrât anın ile zindedir" mısraını örnek verir. Güneş ile zerre arasındaki ilgi, beytin "gün gibi" benzetmesiyle de desteklenir.
Dördüncü beyit akıl ile aşk arasındaki tartışmayı anlatır. Kubbealtı "ta'an" maddesinde "ta'n" kelimesini ayıplamak, kusur isnat etmek diye açıklar. Akıl gönlü aşk yüzünden ayıplamış, gönül ise ona aldırmamış ve akıl cevabını almıştır. "‘Aḳl-ı ‘aḳīle" terkibinde aynı kökten iki kelime yan yanadır; "‘aḳīle" kelimesini "akıllı" diye anlıyoruz.
Mahlas beytinde gözyaşları yıldızlara benzetilir. Kubbealtı "sitâre" kelimesini yıldız diye açıklar; "şümar" maddesinde de "sitâre-şümar" terkibini yıldız sayan, mecaz olarak uyuyamayan diye kaydeder. Ayrılık gecelerinde uyuyamayan âşığın döktüğü yıldız yıldız gözyaşlarının hesabını ancak Allah bilir.
Kaynakça
- Ersen Ersoy (hzl.), II. Bayezit Devri Şairlerinden Münîrî ve Dîvânı (İnceleme-Metin), Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2017 (e-kitap), s. 364, tg 296 (giriş s. 9, 15-18). https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56095,muniri-divanipdf.pdf (arşiv kopyası: https://web.archive.org/web/20220803084052/https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56095,muniri-divanipdf.pdf?0)
- Kubbealtı Lugatı (Misalli Büyük Türkçe Sözlük), "mihr", "kevn", "kühl", "zerrat", "ta'an", "sitâre" ve "şümar" maddeleri. https://lugatim.com/s/kühl
Çevrimiçi kaynaklar






