Özgün Metin

Vezin: mef‘ūlü fā‘ilātü mefā‘īlü fā‘ilün

Gördüm cemāli gül-şeninüñ murġ-zārını
İñletmek imiş işi hemān murġ-ı zārını
Bād-ı ṣabāyile dili var egridür diyü
Aṣmış yüzinde ḥüsn ilinüñ perde-dārını
Ḫāk-i reh olmaḳ istedügi göñlümüñ bu kim
Gördi türāba düşdüginüñ aġzı yarını
Ḳorsam yolında esterinüñ n’ola başumı
Gül-zār-ı ḥüsnüñüñ giderür küllī ḫārını
Şemşīr-i ‘ışḳuñ ile şehīd olmaġın Münīr
Tīġ ile ṭutdı sūsen anuñ hep mezārını

Günümüz Türkçesiyle

1. Güzelliğin gül bahçesinin kuşlarla dolu köşesini gördüm; meğer onun işi, inleyen kuşu hemen inletmekmiş. (İlk mısradaki "murġ-zār" kuşu çok olan yer, ikinci mısradaki "murġ-ı zār" inleyen kuş demektir.)

2. (Sevgili) zülfün sabâ rüzgârıyla dili bir olduğunu ve eğri olduğunu söyleyerek güzellik ülkesinin perdecisini (zülfü) yüzüne asmış.

3. Gönlümün yol toprağı olmak istemesinin sebebi şudur: toprağa düşenin ağzının sevgiliye (sevgilinin ayağına) eriştiğini gördü. (Mısra güçtür; bu okuma bizimdir.)

4. Onun katırının yoluna başımı koysam ne olur; (başım) güzelliğinin gül bahçesindeki bütün dikenleri giderir.

5. Münîr senin aşkının kılıcıyla şehit olduğu için süsen onun bütün mezarını kılıçla kuşattı.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Şiir beş beyitlik bir Türkçe gazeldir; neşirde Türkçe gazellerin iki yüz doksan dokuzuncusudur (tg 299). Vezin "mef‘ūlü fā‘ilātü mefā‘īlü fā‘ilün" kalıbıdır. Ersoy giriş bölümündeki redif listesinde bu gazelin redifini "-ını" olarak verir; kafiye "-ār" sesine dayanır: murġ-zār, murġ-ı zār, perde-dār, yār, ḫār ve mezār. Gazel üç divan nüshasında da (VT 168b, VY 142b, Ü 60b) bulunur; neşirde nüsha farkı kaydedilmemiştir. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmemektedir.

Anlam ve Söz Sanatları

Matla bir cinas üzerine kuruludur. Kubbealtı Lugatı Farsça "mürg" kelimesini kuş diye açıklar ve "mürg-zâr" terkibini kuşu çok olan yer, kuş yatağı diye verir. İlk mısra "murġ-zār" (kuşluk yer) ile, ikinci mısra "murġ-ı zār" (inleyen kuş) ile biter; aynı sesler bir mısrada tek kelime, öteki mısrada iki kelimedir (bizim tespitimizdir). TDV İslâm Ansiklopedisi Münîrî'nin cinasın bütün türlerini başarıyla uyguladığını belirtir. Güzelliğin gül bahçesinde inleyen kuş, bülbül gibi inleyen âşığın gönlüdür (bizim okumamızdır).

İkinci beyitte zülüf bir saray görevlisi gibi düşünülür. Kubbealtı "perdedar" kelimesini eskiden büyük bir kimsenin kapısında bekleyen ve içeri gireceklere kapı perdesini açan kimse, kapıcı diye açıklar. Zülüf yüzün önünde bir perde gibi durduğu için güzellik ülkesinin perdecisidir. Sevgili onu sabâ rüzgârıyla gizlice anlaştığı ve eğri olduğu gerekçesiyle yüzüne "asmıştır"; yüze dökülen saç, asılmış bir suçluya benzetilir (bizim okumamızdır).

Üçüncü beyit gazelin en güç beytidir. "Aġzı yārını" sözünü toprağa düşenin ağzının sevgiliye, yani onun ayağına eriştiği anlamında okuyoruz; âşık sevgilinin yolunda toprak olursa onun ayağını öpebilir. Bu okuma kesin değildir. Dördüncü beyitte Kubbealtı'nın katır diye açıkladığı "ester" kelimesi geçer. Âşık başını sevgilinin bineğinin yoluna koymaya hazırdır; başın bu fedakârlığı güzellik bahçesinin dikenlerini temizleyecektir. Beyitteki dikenleri, gül bahçesine giden yolu kapayan engeller diye anlıyoruz.

Mahlas beyti bir şehit mezarı tablosudur. Kubbealtı "sûsen" kelimesini süsen bitkisi diye açıklar ve Bâkî'nin "Mevsim-i rezm değildir dem-i bezm erdi deyü / Sûsenin hançerini tuttu serâpâ jengâr" beytini örnek verir; bu beyitte süsenin yaprağı bir hançere benzetilmiştir. Aşkın kılıcıyla şehit düşen Münîr'in mezarını, kılıç yapraklı süsenler çevrelemiştir. "Şemşîr", "tīġ", "şehīd" ve "mezār" kelimeleri beyitte bir tenasüp kurar.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

Akademik çalışmalar

Kitaplar

Çevrimiçi kaynaklar