Özgün Metin

Vezin: mef‘ūlü fā‘ilātü mefā‘īlü fā‘ilün

Mihr-i ruḫuñla gül ḳoyup ortaya varını
Gül-zāra geldi görmege ḥüsnüñ bahārını
Diñ ‘andelībe gül ḳanaṭı birle uçmasun
K’anuñ gibinüñ ol uçurupdur hezārını
Levḥ-i zer üzre yaşlu gözüm mācerā yazar
Sīmīn varaḳda göreli ḫaṭṭuñ ġubārını
Zülf-i siyāhuñı ideli göñlüm iḫtiyār
Hergiz elinde görmemişem iḫtiyārını
Sen meh-liḳā yolında k’öle ‘āḳıbet Münīr
Her dem melāyik ide ziyāret mezārını

Günümüz Türkçesiyle

1. Gül, yanağının güneşiyle yarışa girip nesi var nesi yoksa ortaya koydu ve güzelliğinin baharını görmek için gül bahçesine geldi.

2. Bülbüle söyleyin, gülün kanadına binip uçmaya kalkmasın; çünkü gül, onun gibilerin binini uçurup gitmiştir. ("Hezâr" kelimesi hem "bin" hem "bülbül" demektir; mısra "onun gibi bülbülleri uçurmuştur" diye de okunur.)

3. Gümüş yaprak üzerinde (beyaz yüzünde) hattının ince tozunu göreli beri, yaşlı gözüm altın levha üzerine (sararmış yüzüme) başımdan geçenleri yazar.

4. Gönlüm senin siyah zülfünü seçeli (ihtiyar edeli), onun elinde kendi iradesini (ihtiyarını) hiç görmedim.

5. Ey Münîr, sen ay yüzlü sevgilinin yolunda öl ki sonunda melekler her an mezarını ziyaret etsin.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Şiir beş beyitlik bir Türkçe gazeldir; neşirde Türkçe gazellerin üç yüz birincisidir (tg 301). Vezin "mef‘ūlü fā‘ilātü mefā‘īlü fā‘ilün" kalıbıdır. Ersoy giriş bölümündeki redif listesinde bu gazelin redifini "-ını" olarak verir; kafiye "-ār" sesine dayanır: var, bahār, hezār, ġubār, iḫtiyār ve mezār. Gazel üç divan nüshasının üçünde de bulunur (VT 169a, VY 146b, Ü 58b). Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmemektedir.

Anlam ve Söz Sanatları

Matlada güzellik yarışı gülle sevgili arasında kurulur. Kubbealtı Lugatı "mihr" kelimesini güneş diye açıklar. Gül, sevgilinin güneş gibi yanağıyla boy ölçüşmek için nesi var nesi yoksa ortaya koyar; açılan gülün yapraklarını serip bütün varlığını göstermesi bu "ortaya koyma"dır (bizim okumamızdır). Mısraın ikinci yarısında alışılmış durum ters çevrilir: insanlar gülün baharını görmek için bahçeye gelirken burada gül, sevgilinin güzellik baharını seyre gelir.

İkinci beyitte aynı kuş iki adla anılır. Kubbealtı "andelîb" kelimesini bülbül diye açıklar; "hezâr" için ise iki ayrı madde verir: Farsça "bin" ve yine Farsça "bülbül". Şair bu iki anlamı birlikte işletir. Gül, kendisine gönül veren bülbüllerin binini uçurup tüketmiştir; bu yüzden bülbül onun kanadına güvenip havalanmasın. "Gül kanadı" ile gül yaprağının kastedildiğini düşünüyoruz (bizim okumamızdır).

Üçüncü beyit yazı sanatından alınmış kelimelerle kurulur: levha, yazmak, yaprak, hat ve gubar. Kubbealtı "levh" kelimesini üzerine yazı yazılan yassı yüzey, "sîmîn" kelimesini gümüş ya da gümüş gibi, "gubar" kelimesini toz diye açıklar; aynı sözlük "gubârî" maddesinde bunun hat sanatında toz gibi küçük yazılmış yazının adı olduğunu da belirtir. Gümüş yaprak sevgilinin beyaz yüzü, altın levha âşığın sararmış yüzüdür; gözyaşı bu sarı levhaya hikâyesini yazar. Yüzdeki ince tüylerin "hat" ve "gubar" sözleriyle anılması, onları ince bir yazıya benzetir (bizim okumamızdır). TDV İslâm Ansiklopedisi Münîrî'nin hattın bütün türlerinde yazı yazdığını bildirdiğini aktarır; beyitteki terimlerin rahat kullanımı bu bilgiyle uyumludur, ama şiirle şairin hattatlığı arasında doğrudan bir bağ kurmuyoruz.

Dördüncü beyitte "ihtiyar" kelimesi iki anlamıyla tekrarlanır. Kubbealtı bu kelimeye hem "seçme, tercih etme" hem "kendi isteğiyle hareket etme, iradesini kullanma" anlamlarını verir. Gönül zülfü kendi seçimiyle tutmuştur, ama o andan sonra elinde hiçbir irade kalmamıştır. Mahlas beytinde Kubbealtı'nın "ay yüzlü" diye açıkladığı "meh-likâ" sıfatı kullanılır. Şair kendine sevgilinin yolunda ölmesini öğütler; karşılığı, meleklerin her an ziyaret ettiği bir mezardır.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

Akademik çalışmalar

Kitaplar

  • Kubbealtı Lugatı (Misalli Büyük Türkçe Sözlük), "mihr", "andelîb", "hezâr", "levh", "sîmîn", "gubar", "gubârî", "ihtiyar" ve "likā" maddeleri. https://lugatim.com/s/hezâr

Çevrimiçi kaynaklar