Özgün Metin
Vezin: fe‘ilātün fe‘ilātün fe‘ilātün fe‘ilün
Bir gün āhumla felekler ṭutuşup yana gibi
Ḳarara mihr ü ḳamer oda düşen dāne gibi
Devlet-i rūz-ı viṣāl ile geçen ‘ayş u ṣafā
Oldı hicr ile baña her biri efsāne gibi
Neye düşdi diyü sevdā-yı ḫam-ı zülfüñe dil
Geh deler ġamzelerüñ gāh diler şāne gibi
Ecelüñ geldügine vech bu yetmez mi raḳīb
İrdügüñi ṭalar olduñ seg-i dīvāne gibi
Āḫir ol şem‘-i Çigil gelse mezāruma Münīr
Degzinür ṭurmaz anı cān yine pervāne gibi
Günümüz Türkçesiyle
1. Bir gün âhımla felekler sanki tutuşup yanacak; güneş ve ay ateşe düşen tane gibi kararacak.
2. Kavuşma gününün mutluluğuyla geçen zevk ve safanın her biri, ayrılıkla bana bir masal gibi oldu.
3. Gönül niçin senin zülfünün kıvrımının sevdasına düştü diye, gamzelerin onu tarak gibi bazen deler, bazen yarar.
4. Ey rakip, ecelinin geldiğine şu işaret yetmez mi: kudurmuş köpek gibi rastladığını ısırır oldun.
5. Münîr, o Çigil mumu (Çigilli güzel) sonunda mezarıma gelse, can yine pervane gibi durmaz, onun çevresinde dolaşır.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Şiir beş beyitlik bir Türkçe gazeldir; neşirde Türkçe gazellerin üç yüz on dördüncüsüdür (tg 314). Vezin "fe‘ilātün fe‘ilātün fe‘ilātün fe‘ilün" kalıbıdır. Ersoy giriş bölümündeki redif listesinde bu gazelin redifini "gibi" olarak verir; kafiye "-āne" sesine dayanır: dāne, efsāne, şāne, dīvāne ve pervāne. Matlanın ilk mısraındaki "yana" kelimesi bu sesi tam karşılamaz; kafiyenin burada gevşediğini düşünüyoruz (bizim tespitimizdir). Gazel iki divan nüshasında bulunur (VT 172a, VY 144b). Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmemektedir.
Anlam ve Söz Sanatları
Gazelin her beyti "gibi" redifiyle bir benzetmeye bağlanır; bu yüzden şiir art arda dizilmiş teşbihlerden oluşur. Matlada âşığın âhı gökleri tutuşturacak kadar güçlüdür. Kubbealtı Lugatı "dâne" kelimesini tohum, habbe ve tohum gibi ufak, yuvarlak şeyler diye açıklar. Güneş ve ay, ateşe düşüp kararan birer tane gibi gösterilir; büyük gök cisimleri âhın ateşi karşısında küçük birer taneye döner. Bu bir mübalağadır.
İkinci beyitte Kubbealtı'nın asılsız, hayal mahsulü hikâye, masal diye açıkladığı ve Şeyhî'nin "Bize efsun gerek efsâne çoktur" mısraıyla örneklediği "efsâne" kelimesi kullanılır. Kavuşma günlerinin sevinci ayrılıkla öyle uzakta kalmıştır ki âşığa gerçek değil, bir masal gibi gelir.
Üçüncü beyit tarak imgesi üzerine kuruludur. Kubbealtı "şâne" kelimesini tarak diye açıklar ve Tıflî'nin "Ey şâne ser-i zülf-i perîşâna dokunma" mısraını örnek verir; tarak ile zülüf arasındaki bağ şiirde bilinen bir ilişkidir. Aynı sözlük "sevdâ" kelimesinin Arapça "esved" (kara) kelimesinin dişil biçiminden geldiğini, kuvvetli sevgi ve kara sevda anlamlarını taşıdığını belirtir. Zülfün karası ile sevdanın kökündeki karalık burada yan yana gelir (bizim tespitimizdir). Gamzeler, zülfün sevdasına düşen gönlü tarağın dişleri gibi deler ve yarar. "Deler" ile "diler" kelimeleri arasında ses benzerliğine dayanan bir cinas vardır.
Dördüncü beyitte rakip kudurmuş bir köpeğe benzetilir. Kubbealtı "dalamak" fiilinin Eski Türkçe "talamak" biçiminden geldiğini ve köpek, kurt gibi hayvanlar için ısırmak, dişleyip koparmak anlamına geldiğini belirtir; beyitteki "ṭalar" bu fiilin eski biçimidir. Herkese saldıran rakibin bu hâli, şaire göre ecelinin yaklaştığının işaretidir.
Mahlas beytinde mum ile pervane ilişkisi kullanılır. Kubbealtı "şem'" maddesinde Leskofçalı Gālib'in mumu ve pervaneyi bir arada anan beytini örnek verir. Sevgili mumdur, âşığın canı pervanedir; âşık ölmüş olsa bile sevgili mezarına gelirse canı onun çevresinde dönmekten kendini alamaz. Kubbealtı Lugatı'nda "Çigil" adına ve beyitteki "degzinür" fiiline bir madde bulamadık. "Çigil" adının mısrada sevgiliyi niteleyen bir ad olarak kullanıldığını, "degzinür" fiilinin de "dolaşır, döner" anlamında kullanıldığını bağlamdan anlıyoruz (bizim okumamızdır).
Kaynakça
- Ersen Ersoy (hzl.), II. Bayezit Devri Şairlerinden Münîrî ve Dîvânı (İnceleme-Metin), Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2017 (e-kitap), s. 372, tg 314 (giriş s. 9, 15-18). https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56095,muniri-divanipdf.pdf (arşiv kopyası: https://web.archive.org/web/20220803084052/https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56095,muniri-divanipdf.pdf?0)
- Kubbealtı Lugatı (Misalli Büyük Türkçe Sözlük), "dâne", "efsâne", "şâne", "sevdâ", "dalamak" ve "şem'" maddeleri. https://lugatim.com/s/şâne
Çevrimiçi kaynaklar






