Özgün Metin

Vezin: mef‘ūlü mefā‘īlü mefā‘īlü fe‘ūlün

Ṭolaşdıyısa zülfüñe göñlüm işi bitdi
El-ḳıṣṣa baña her ne kim itdiyse ol itdi
Ey dil ne ḳadar geldiyise ḫaṭṭı nigāruñ
Bāzīçe-i ‘ışḳuñ dimezem ṣaḳalı bitdi
Bilişlik iñen virmez olupdur bize ey dost
Beñzer ki ser-i kūyuñ iti bizi unutdı
Ben cehd ile anı niçe bir ṣaḳlayıbilem
Aḥvālümüzi yād u biliş külli işitdi
La‘l-i lebüñ aldısa n’ola cān-ı Münīri
İrgürdi ḥayāt-ı ebede ḫaylī iş itdi

Günümüz Türkçesiyle

1. Gönlüm senin zülfüne dolaştıysa artık işi bitti; kısacası bana ne ettiyse o (zülüf) etti.

2. Ey gönül, sevgilinin ayva tüyü ne kadar çıkmış olursa olsun, ben "aşk oyununun oyuncağının sakalı bitti" demem. (Yüzünde tüy belirdi diye sevgiliden vazgeçmem; bkz. yorum.)

3. Ey dost, artık bize pek tanışlık göstermez oldu; görünüşe göre mahallenin başındaki köpek bizi unuttu.

4. Ben bunu ne kadar çabalasam ne zamana kadar saklayabilirim; hâlimizi yabancı da tanıdık da hep işitti.

5. Lâl dudağın Münîrî'nin canını aldıysa ne olur; onu sonsuz hayata kavuşturdu, pek büyük iş etti.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Şiir beş beyitlik bir Türkçe gazeldir; neşirde Türkçe gazellerin üç yüz on yedincisidir (tg 317). Vezin "mef‘ūlü mefā‘īlü mefā‘īlü fe‘ūlün" kalıbıdır. Ersoy giriş bölümündeki redif listesinde bu gazelin redifini "-di" olarak verir; kafiye bitdi, itdi, bitdi, unutdı, işitdi ve itdi kelimelerindeki "-t" sesine dayanır. "Bitdi" kelimesi matlada ve ikinci beyitte iki ayrı anlamla tekrar edilir. Gazel iki divan nüshasında bulunur (VT 173a, VY 145b). Viyana nüshasında ikinci, üçüncü ve beşinci beyitlerde farklı okumalar vardır; üçüncü beytin ilk mısraı orada "İñende bilişlik bize virmez gibi olmış" biçimindedir. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmemektedir.

Anlam ve Söz Sanatları

Gazelin nüktesi "bitmek" fiilinin iki anlamı üzerine kurulmuştur. Kubbealtı Lugatı bu fiilin bir maddesinde sona ermek, tükenmek anlamlarını verir ve "işi bitmek" deyimini işe yarar durumu kalmamak diye açıklar; ayrı bir maddede ise aynı fiili tohum için filizlenmek, saç, tüy ve kıl için çıkmak, uzamak anlamıyla verir. Matlada zülfe dolaşan gönlün "işi bitmiştir"; ikinci beyitte ise sakal "biter", yani çıkar. Aynı kelimenin farklı anlamlarla iki kez kafiyeye girmesi bir tam cinastır.

İkinci beyitte "hat" kelimesi geçer. Kubbealtı bu kelimenin eski dildeki anlamlarından biri olarak gençlerde yeni beliren sakal ve bıyığı verir. Kubbealtı'nın bu anlam için örnek verdiği Fıtnat Hanım beytinde ayva tüyü sevgilinin yanağına parlaklık veren bir süs olarak anılır. Münîrî de ayva tüyü ne kadar çıkmış olursa olsun "aşk oyuncağının sakalı bitti" demeyeceğini söyler; yani sevgiliyi büyüdü, oyuncak olmaktan çıktı diye bırakmaz (bizim okumamızdır). Kubbealtı'nın oyuncak ve oyun diye açıkladığı "bâzîçe" kelimesi, sevgiliyi aşk oyununun oyuncağı olarak gösterir. Beyitte ayrıca "hat" kelimesinin yazı anlamı da akla gelir, ama mısrada bu anlamın kastedildiğini gösteren bir işaret yoktur (bizim tespitimizdir).

Üçüncü beyit divan şiirinin sevgilinin mahallesindeki köpek mazmununa dayanır. Kubbealtı "kûy" kelimesini köy, mahalle, semt ve sevgilinin bulunduğu yer diye açıklar. Mahallenin köpeği bile artık âşığı tanımaz olmuştur; bu, âşığın uzun zamandır sevgilinin kapısına gidemediğini dolaylı yoldan söyler (bizim okumamızdır). Kubbealtı "biliş" kelimesine bildik, tanıdık kimse, dost anlamını verir ve Gevherî'nin "Sırrımı açmayıp bilişe yâde" mısraını örnek gösterir. Dördüncü beyitteki "yâd u biliş", yani yabancı ve tanıdık, aynı karşıtlığı kurar; âşığın saklamaya çalıştığı aşk herkesçe duyulmuştur.

Mahlas beytinde dudağın can alması ile can vermesi arasında bir tezat vardır. Lâl dudak Münîrî'nin canını almıştır, ama bunun karşılığında onu "hayât-ı ebed"e kavuşturmuştur. Kubbealtı "ebed"i sonu olmayan gelecek zaman diye tanımlar. Sevgilinin dudağı için öldürmek böylece bir lütuf olarak gösterilir. Son mısradaki "iş itdi" ifadesi, matladaki "işi bitdi" ile ses bakımından ilişkilidir; gazel "iş" kelimesiyle açılıp yine "iş" kelimesiyle kapanır (bizim tespitimizdir).

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar