Özgün Metin

Vezin: fe‘ilātün fe‘ilātün fe‘ilātün fe‘ilün

Bilmezem n’oldı göñül şöyle ki mecnūn oldı
Yitürüp kend’özini ḥāli diger-gūn oldı
Cānuma ‘ilm-i ledün sırrını bildirmek içün
Lām olup dāl ile zülfüñ ü ḳaşuñ nūn oldı
Ṭurmayup delme durur yüregümi işi güci
Ḥāṣılı ġamzeñ ucından cigerüm ḫūn oldı
Ḳademüñde bu ḳadar var ki gözüm yaşlarınuñ
Seyl iken şimdi cihānda adı Ceyḥūn oldı
Çihre-i zerdüñi ‘arż itdüñ ise yāra Münīr
Var daḫı ġam yime hergiz işüñ altun oldı

Günümüz Türkçesiyle

1. Bilmem gönüle ne oldu, öyle ki Mecnun (aşktan aklını yitirmiş) oldu; kendini kaybedip hâli başka türlü oldu.

2. Canıma ledün ilminin (Allah katından bilinen gizli bilginin) sırrını bildirmek için zülfün lâm ile dâl, kaşın da nûn oldu. (Lâm, dâl ve nûn harfleri yan yana "ledün" kelimesini yazar; bkz. yorum.)

3. Gamzenin işi gücü durmadan yüreğimi delmektir; kısacası, gamzenin ucundan ciğerim kan oldu.

4. Senin ayağının dibinde şu kadarı oldu ki, gözyaşlarımın adı daha önce sel iken şimdi dünyada Ceyhun oldu.

5. Münîr, sararmış yüzünü sevgiliye arz ettiysen artık hiç gam yeme; işin altın oldu. (Sarı yüz altına benzetilir.)

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Şiir beş beyitlik bir Türkçe gazeldir; neşirde Türkçe gazellerin üç yüz on sekizincisidir (tg 318). Vezin "fe‘ilātün fe‘ilātün fe‘ilātün fe‘ilün" kalıbıdır. Ersoy giriş bölümündeki redif listesinde bu gazelin redifini "oldı" olarak verir; kafiye "-ūn" sesine dayanır: mecnūn, diger-gūn, nūn, ḫūn, Ceyḥūn ve altun. Gazel yalnız Vatikan nüshasında bulunur (VT 173a). Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmemektedir.

Anlam ve Söz Sanatları

Matladaki "mecnun" kelimesi iki anlama açıktır. Kubbealtı Lugatı bu kelimeye çıldırmış, deli ve aşk yüzünden aklı başından gitmiş anlamlarını verir; ayrıca kelimenin Leylâ ile Mecnun hikâyelerinin erkek kahramanı Kays'ın adı olarak edebiyatımızda çok kullanıldığını belirtir. Gönlün "mecnun olması" hem delirmesi hem de Mecnun'a dönmesidir. Mısranın devamındaki "diger-gûn" sözü, gönlün hâlinin bütünüyle başkalaştığını söyler.

İkinci beyit gazelin en dikkat çekici beytidir. Kubbealtı lâm harfini Arap alfabesinin yirmi üçüncü harfi olarak, dâl harfini de şeklinden ötürü mecazen iki büklüm olmuş anlamıyla verir. "Ledün" kelimesini Allah katı, Tanrı huzuru, "ledün ilmi"ni de ilâhî sırlara ait, ancak Allah'ın dilediği peygamber ve velîlere öğrettiği bilgi diye açıklar. Beyitte sevgilinin kıvrık zülfü lâm ve dâl harflerine, eğik kaşı nûn harfine benzetilmiştir. Bu üç harf yan yana yazıldığında "ledün" kelimesi ortaya çıkar; yani sevgilinin yüzü, âşığa ilâhî sırrın adını harf harf yazmaktadır (bu çözüm bizim tespitimizdir). Münîrî'nin bir sonraki gazelinde (tg 319) zülfün lâm, kaşın nûn yapılmasıyla "len" kelimesinin yazılması da aynı türden bir harf oyunudur.

Üçüncü beyitte gamze bir ok ya da hançer ucu gibi düşünülür; durmadan yüreği delmesi onun tek işidir ve sonunda âşığın ciğeri kan olmuştur. Dördüncü beyitte gözyaşı mübalağası basamak basamak büyür. Kubbealtı "seyl" kelimesini selin eski metinlerdeki asıl şekli diye verir; "bahir" maddesinde ise büyük nehir anlamına örnek olarak "Bahr-ı Ceyhun" tamlamasını gösterir. TDV İslâm Ansiklopedisi'nin "Amuderya" maddesine göre Araplar Orta Asya'nın en büyük iki nehrinden biri olan Amuderya'ya Ceyhun demiştir. Âşığın gözyaşı önce bir seldi, sevgilinin ayağının dibinde akmaya devam edince bir ırmak adı almıştır.

Mahlas beytinde renk üzerinden bir nükte vardır. Kubbealtı "zerd"i sarı renk ve sararmış, solgun diye açıklar. Âşığın derdinden sararan yüzü sevgiliye sunulunca "işi altın olmuştur": sarı yüz altına dönüşmüş, âşığın elinde sevgiliye verecek bir hazine olmuştur. Beyitte sarı ile altın arasında kurulan bu ilişki ve "işin altın olması" sözünün işin yoluna girmesi anlamında da okunabileceği bizim tespitimizdir.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

Akademik çalışmalar

Kitaplar

  • Kubbealtı Lugatı (Misalli Büyük Türkçe Sözlük), "mecnun", "lâm", "dal", "ledün", "ledün ilmi", "seyl", "bahir" ve "zerd" maddeleri. https://lugatim.com/s/ledün

Çevrimiçi kaynaklar