Özgün Metin

Vezin: mefā‘īlün mefā‘īlün fe‘ūlün

Bu vech ile gören kişi Ḥüseyni
‘Aceb mi ey dil olursa Ḥüseynī
Ḫadeng-i ġamzeñe bilsem kim ey dost
Kim ögretdi ki bu iġmāż-ı ‘aynı
Ḫayālüñ menzilidür diyü sīne
Revān itdüm gözümden ḳulleteyni
Nigārā ḥāṣılı ‘ışḳuñ elinden
Ṭaġıldı ‘aḳlı hep çalḳandı beyni
Lebüñden cānumuz ḳarżü’l-ḥasendür
Münīrī dir iseñ virsün o deyni

Günümüz Türkçesiyle

1. Ey gönül, bu yüzle (böyle bir güzelliğe sahip) Hüseyn'i gören kişi Hüseynî olursa şaşılır mı? (Beyit iki türlü okunabilir; bkz. yorum.)

2. Ey dost, gamzenin okuna bu göz yummayı (bir gözü kısıp nişan almayı ya da görmezlikten gelmeyi) kimin öğrettiğini bir bilsem.

3. Göğsüm senin hayalinin konağıdır diye gözümden iki kulle (su) akıttım. (İki kulle su, fıkıhta pislik tutmayan su miktarıdır; bkz. yorum.)

4. Ey güzel, kısacası senin aşkının elinden (gönlün) aklı tamamen dağıldı, beyni çalkalandı.

5. Canımız senin dudağından alınmış faizsiz bir borçtur; "Münîrî o borcu geri versin" dersen, versin.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Şiir beş beyitlik bir Türkçe gazeldir; neşirde Türkçe gazellerin üç yüz yirmi birincisidir (tg 321). Vezin "mefā‘īlün mefā‘īlün fe‘ūlün" kalıbıdır. Ersoy giriş bölümündeki redif listesinde bu gazelin redifini "-İ" olarak verir; kafiye "-eyn" sesine dayanır: Ḥüseyn, Ḥüseyn, ‘ayn, ḳulleteyn, beyn ve deyn. Kafiye kelimelerinin çoğu Arapçadır. Gazel yalnız Vatikan nüshasında bulunur (VT 174a). Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmemektedir.

Anlam ve Söz Sanatları

Matla bir cinas üzerine kurulmuştur. Kubbealtı Lugatı "Hüseynî" kelimesini üç ayrı maddede verir: Hz. Hüseyin'le ilgili olan; Türk musikisinin en eski basit makamlarından biri; ayrıca bu makam adının Arapça "ḥuseyn", yani "küçük güzel" kelimesine nispet ekiyle yapıldığını belirtir. Kubbealtı "vech" kelimesine de yüz, çehre ve tarz, yol anlamlarını verir. Beyit buna göre iki türlü okunabilir. Birinci okumada "Ḥüseyn" sevgiliyi, güzeli anar ve onu bu yüzle gören kişinin Hüseynî olması, yani ona bağlanıp onun yolunu tutması doğaldır. İkinci okumada Hüseynî bir makamdır ve sevgiliyi gören âşığın hüseynî makamından inlemeye başlaması kastedilir. Kubbealtı'nın bu makam için verdiği Nef'î beytinde âşığın bülbül gibi "hüseynî"den inlemesi anlatılır. Hangi anlamın öne çıktığını kesin olarak söyleyemiyoruz (bizim okumamızdır).

İkinci beyitte Kubbealtı'nın göz yumma, görmezlikten gelme diye açıkladığı "iğmâz" kelimesi "ayn" (göz) ile birlikte gelir. Gamze ok atan bir okçudur; bu okçuya göz kırpmayı kimin öğrettiği sorulur. Okçunun nişan alırken bir gözünü kısması ile sevgilinin âşığın hâlini görmezlikten gelmesi aynı söz içinde birleşir (bizim okumamızdır).

Üçüncü beyit fıkıhtan alınmış bir terimle kurulmuştur. TDV İslâm Ansiklopedisi'nin "Kulle" maddesine göre kulle büyük su küpü anlamında bir kelimedir ve bir hadiste iki kulle (kulleteyn) hacmindeki suyun necaset tutmayacağı bildirilir. Âşık göğsünü sevgilinin hayaline konak yapmak için gözünden iki kulle su akıtmıştır: gözyaşı bu konağı temizleyecek kadar boldur, aynı zamanda hiçbir şeyin kirletemeyeceği temiz bir sudur. İki gözün iki kulleye karşılık gelmesi de mümkündür (bizim tespitimizdir).

Mahlas beyti ödünç ve borç kelimeleriyle kurulur. Kubbealtı "karzıhasen"i bir menfaat karşılığı olmadan faizsiz verilen borç, "deyn"i de belli bir zaman sonunda ödenmek üzere alınan para diye açıklar. Can sevgilinin dudağından verilmiş bir ödünçtür; sevgili isterse âşık bu borcu öder, yani canını verir. Münîrî'nin tg 317'nin mahlas beytinde de kullandığı, dudağın can bağışlaması düşüncesi burada bir alacak verecek hesabına çevrilmiştir.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

Akademik çalışmalar

Kitaplar

  • Kubbealtı Lugatı (Misalli Büyük Türkçe Sözlük), "Hüseynî", "vecih – veçh – vech", "iğmaz", "ayn", "karzıhasen" ve "deyn" maddeleri. https://lugatim.com/s/Hüseynî

Çevrimiçi kaynaklar