Özgün Metin

Vezin: fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün

Ey viṣāli ṭal‘at-ı mihr-i cemāl-i cān-ı ‘īd
‘Āşıḳ-ı dil-ḫaste yetmez mi saña ḳurbān-ı ‘īd
Ḫaste düşmişdi viṣālüñsüz geçen ‘īd-i ṣıyām
Şükr Ḥaḳḳa k’irdi yine ṭal‘atuñ dermān-ı ‘īd
Devlet ile ḫāk-i pāyüñde geçen ‘īdüñ demi
Oldı mülk-i ‘ālem içre levḥa-i dīvān-ı ‘īd
Sāḳīyā cām-ı muravvaḳ ṣun getür peymāneñi
Bilürem peymān-şikenlikdür bize fermān-ı ‘īd
Ḫūn-ı ‘āşıḳ şol yed-i beyzāda yiter ey Münīr
‘Ādetā yaḳdurmaġ ise ḫalḳa ḫınnā şān-ı ‘īd

Günümüz Türkçesiyle

1. Ey vuslatı, bayramın canı olan güzellik güneşinin doğuşu olan sevgili; gönlü hasta âşık sana bayram kurbanı olarak yetmez mi?

2. Vuslatın olmadan geçen oruç bayramı (Ramazan Bayramı) hasta düşmüştü; Hakk'a şükür ki yüzün yine bayramın dermanı olarak doğdu.

3. Ayağının toprağında mutlulukla geçen bayram anı, dünya mülkünde bayram divanının levhası oldu.

4. Ey saki, süzülmüş berrak şarap kadehini sun, kadehini getir; bilirim, bayramın bize fermanı ahdi (oruçta edilen tövbeyi) bozmaktır.

5. Ey Münîr, eğer bayramın şanı halka kına yakdırmaksa, âşığın kanı o beyaz ele kına olarak yeter.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Şiir beş beyitlik bir Türkçe gazeldir; neşirde Türkçe gazellerin otuz sekizincisidir (tg 38). Vezin "fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilün" kalıbıdır. Redif "-ı ‘īd" (bayram) kelimesidir; Ersoy'un redif listesi de bu gazeli "-ı ‘īd" redifiyle gösterir. Kafiye "-ân" sesidir: cān, ḳurbān, dermān, dīvān, fermān, şān. Şiir Vatikan (VT 106a) ve Viyana (VY 88a) nüshalarında bulunur; aparatta nüsha farkı gösterilmemiştir. Bayram üzerine kurulmuş olsa da hangi bayram için, kime ve ne zaman yazıldığı bilinmemektedir.

Anlam ve Söz Sanatları

Gazelin bütün beyitleri bayram düşüncesi etrafında döner ve iki bayram birlikte anılır. Matladaki "ḳurbān-ı ‘īd" Kurban Bayramı'nı, ikinci beyitteki "‘īd-i ṣıyām" (oruç bayramı) Ramazan Bayramı'nı hatırlatır; iki bayramın aynı gazelde buluşması bizim tespitimizdir. Matlada âşık kendini sevgilinin bayramına kurban olarak sunar. Sevgilinin vuslatı, bayramın "canı", yani özüdür.

İkinci beyitte bir teşhis vardır: bayram hasta düşmüştür, çünkü vuslatsız geçmiştir; sevgilinin yüzü ise bayramın ilacı olur. "Ṭal‘at" sözlük anlamıyla hem yüz hem de doğuş demektir; yüzün güneş gibi doğması bu iki anlamı birleştirir. Üçüncü beyitte "levḥa-i dīvān-ı ‘īd" ifadesi geçer. "Dīvān" sözlük anlamıyla hem toplantı, kabul meclisi hem de şiirlerin toplandığı kitaptır; "levḥa" ise yazı yazılan sayfa ya da tahtadır. Sevgilinin ayağı dibinde geçen bayram, dünyada bayramın kitabının ilk sayfası gibi olmuştur. Bu iki anlamlı okuma bizim çıkarımımızdır.

Dördüncü beyitte "peymāne" (kadeh) ile "peymān" (ahit) arasında ses oyunu yapılır. Ramazan boyunca edilen tövbe bayramla birlikte bozulacaktır; bunu buyuran da bayramın kendisidir. Rindane bir ironi taşıyan bu beyit, sakiye seslenerek kadeh ister. "Fermān" kelimesi bayramı hükmünü yürüten bir padişah gibi gösterir ve üçüncü beyitteki divan imgesiyle uyuşur; bu bağlantı bizim tespitimizdir. "Muravvaḳ" sözlük anlamıyla süzülmüş, berrak demektir.

Mahlas beytinde bayramda kına yakma âdetine değinilir. Sevgilinin elleri "yed-i beyżā" diye anılır; bu ifade sözlük anlamıyla "beyaz el" demektir ve Hz. Musa'nın parlayan eli mucizesine telmih taşır. Bayramda herkese kına yakmak âdetse, âşığın kanı o beyaz ele kına olarak yeter. Kına ile kan arasındaki renk benzerliği beytin temel imgesidir.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar